Escarus

Sanayide Dijital Dönüşüm ve Salgının Hızlandırıcı Etkisi

Paylaşım TarihiHaziran 22, 2020

Sürecin sonunda dijital iş modellerinin ve otomasyonun artık sanayi kuruluşlarının hedeflerinde değil, zorunlulukları arasında yer alacağı beklenmektedir.

İnsanlık tarihi boyunca üretim tekniklerindeki gelişmeler toplumların gelişimini de derinden etkilemiştir. 18. ve 19. yüzyıllarda, özellikle Birleşik Krallık’ta, buhar gücüyle çalışan makinelerin üretimde kullanılması 1. Sanayi Devrimi’ni tetiklemiştir. Fabrikaların kurulduğu yerler ve tesis boyutları farklılaşmış, üretim kabiliyeti ve kapasitesi gelişmiş, tüketim alışkanlıkları değişmiş, sosyal sınıflarda tabakalaşma artmış, dolayısıyla sosyoekonomik yapıda köklü değişiklikler meydana gelmiştir. 20. yüzyılın başlarına gelindiğinde ise elektrik teknolojisinin gelişerek üretimde kullanılması ile seri üretimin ilk adımları atılmış ve “Teknoloji Devrimi” adıyla da bilinen 2. Sanayi Devrimi başlamıştır. Savaşlar ve ekonomik buhranlar nedeniyle duraklayan teknolojik ilerlemeler 1950’li yıllarda dijital teknolojinin gelişmeye başlaması ile yeniden hız kazanmıştır. Hesap makinesinin üretilmesi, bilgisayarların ve iletişim araçlarının geliştirilmesi gibi pek çok adım ile teknolojik ürünler insanların günlük hayatlarına kadar girmiş ve bu dönüşüm 3. Sanayi Devrimi olarak adlandırılmıştır.1

 

Geçtiğimiz on yılda ise bilgi teknolojileri alanındaki gelişme ve ilerlemeler ile birlikte “Nesnelerin İnterneti (IoT)” kavramı ortaya çıkmıştır. IoT teknolojisi kullanılarak makineler arasında internet üzerinden iletişimin sağlanması mümkün olmuştur. Nesnelerin interneti teknolojisinin yanı sıra büyük veri analitiği, bulut teknolojileri, akıllı robotlar, yapay zekâ, 3D baskı, sanal ve artırılmış gerçeklik gibi teknolojilerin de gelişmeye başlaması ile fabrikalarda insandan bağımsız olarak üretim yapılabilmiştir. Nesneler arasındaki bu iletişimin hem üretimde kullanılması hem de günlük hayatta yer bulan dijital ürünlere entegre olmaya başlaması ile 4. Sanayi Devrimi veya diğer adıyla içinde bulunduğumuz Endüstri 4.0 dönemi başlamıştır.2

 

Yeni tip koronavirüs salgını patlak vermeden önce Endüstri 4.0, dijital dönüşüm, akıllı üretim teknolojileri gibi konulara yönelik eylem planları pek çok sanayi firması tarafından kurumsal stratejilerine entegre edilmiş durumdaydı ancak teknoloji dönüşümünde istenen ve beklenen hıza henüz ulaşılamamıştı. Covid-19 krizinin pek çok alanda olduğu gibi dijital teknolojilerdeki dönüşüm sürecini de tetikleyeceği ve Endüstri 4.0 döneminin ilerleme sürecinde bir katalizör rolü oynayacağı düşünülmektedir.

Küresel ekonomi üzerinde büyük etkileri olan felâket, salgın ve benzeri kriz dönemlerinde, ticari operasyonların nasıl işlediği her zamankinden daha önemli hale gelmektedir. Salgın nedeniyle milyonlarca insanın izolasyon tedbirleri alması ve/veya evden dışarı çıkamaması, dünya çapında iş yapış şekillerinde önemli değişimleri beraberinde getirmektedir. Çok uluslu şirketlerden bazıları, küresel operasyon birimleri tarafından yürütülen karmaşık ve kritik hizmetlerini tekrar değerlendirmek ve yeniden yapılandırmak zorunda kalmıştır. Benzer şekilde pek çok şirket, ani gelişen seyahat kısıtlamaları gibi beklenmedik durumlar karşısında iş sürekliliği ve kriz yönetimi eylem planlarını devreye almış, geniş kapsamlı uzaktan çalışma modellerini hayata geçirmiştir. Süreç boyunca şirketler, hizmetlerini devam ettirebilmek ve operasyonlarını riske atmamak için radikal tedbirler almak zorunda kalmışlardır.

Sanayide üretim gerçekleştiren firmalar için uzaktan çalışma modelleri üretim fonksiyonlarının özellikleri nedeniyle zorlayıcı olmuştur. Koruyucu malzeme, sağlık ekipmanları, ilaç, gıda gibi zorunlu ihtiyaçların üretimi haricinde pek çok sanayi tesisinde üretim büyük ölçüde azalmış, fabrikalar durma noktasına gelmiş ve proses fonksiyonları önemli oranda etkilenmiştir. Araştırmalar, salgından en az etkilenen kuruluşların halihazırda en iyi otomasyon uygulamalarına ve güçlü dijital altyapılara sahip olan şirketler olduğuna işaret etmektedir. IoT cihazları kuruluşlara salgın süresince gelir sürekliliğini sağlamaya yönelik bir şans sunmuştur ve halihazırda bu uygulamalara sahip şirketler nakit akışlarını belli ölçüde koruyabilmiştir.

 

Her ne kadar işletmeler geçmişte dijital iş akışlarını benimsemeye başlamış olsalar da salgının dramatik görünümü, akıllı üretim veya uzaktan 3D baskı ile üretim gibi süreçlerin uygulanması ve mevcut tesislerin akıllı birer fabrikaya dönüştürülmesi için üreticilere güçlü bir teşvik daha sağlamıştır. Bu sürecin sonunda dijital iş modellerinin ve otomasyonun artık sanayi kuruluşlarının hedeflerinde değil, zorunlulukları arasında yer alacağı beklenmektedir. Herkesin bir bilgi teknolojisi çalışanı olduğu, insan ve makine birleşimi kompozit iş modelleri ile rutin görevleri otomatikleştirmenin, salgın sonrasında işletmelere büyüme fırsatları açısından fayda sağlayabileceği değerlendirilmektedir.

Karanlık fabrikalar, kelime anlamı itibarıyla ilk başta kulağa ürpertici gelse de 4. Sanayi Devrimi ile üretim endüstrilerinin ulaşabileceği nihai sonuca dair anlamlı bir ipucu sunmaktadır. Karanlık fabrika kavramı, salgın yayıldıkça daha çok gündeme gelmeye başlamıştır. Kavram, insan iş gücü gerektirmeyen, tamamen işlevsel bir fabrika zemininde kesintisiz üretim anlamına gelmektedir. Salgın öncesi dönemde birçok kuruluş bu otomasyon seviyesine geçmekte tereddüt etmiştir. Akıllı fabrikalarda çoğu basit görevler otomasyon ile gerçekleştirildiği için, bu tür tesislerde işgücü ihtiyacı önemli ölçüde azalmaktadır. Aynı tesis içindeki çalışan sayısının azalması ve insansız üretim yapılması, işçilerin yakın temasta bulunmasını engellediği ve maruziyet sürelerini kısalttığı için salgın sürecinde çalışanların virüse yakalanma riskini düşürmüştür. Salgından sonra bu uygulamaların daha çok ilgi çekmesi, IoT teknolojisinin ve teknoloji temelli iş akışlarını kullanan Endüstri 4.0’ın sanayi şirketleri tarafından daha çok benimsenmesi beklenmektedir.3

Endüstrilerin nasıl değişeceğini ve bu değişimlerin ne kadarının kalıcı olacağını tahmin etmek için henüz çok erken olsa da bir dönüşümün yaşanacağını söylemek yanlış değildir. Orta ve uzun vadeli gelecekte, birçok üreticinin, Endüstri 4.0 işletim modellerini uygulamaya hızla alması öngörülmektedir. İşletmelerin bu yeni senaryoda başarıya ulaşmak için yeni stratejiler, yeni uygulamalar, farklı yöntemler ve araçlar geliştirmeleri gerekmektedir. Endüstriyel otomasyon, farklı verilerin toplanması ve birbiri ile bağlanması, derinlemesine incelenmesi gereken konulardır.

Teknolojik ve endüstriyel gelişmelerin çevresel, ekonomik ve sosyal sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmada çok önemli bir rolü vardır. Bu nedenle firmalar, sürdürülebilir büyüme sağlamak ve/veya sürdürülebilirliği daha genel bir düzeyde geliştirmek için Endüstri 4.0’a ilişkin araçları ve fırsatları; organizasyonlarını, stratejilerini, politikalarını ve operasyonlarını şekillendirmede etkin bir şekilde kullanabilmelidir.

 

Dipnotlar:
1 Pouspourika, Katerina; “The 4 Industrial Revolutions”, The Institute of Entrepreneurship Development (iED), Haziran 2019.
2 Escarus (TSKB Sürdürülebilirlik Danışmanlığı); Sanayi Dönüşümleri ve Endüstri 4.0’ın Sektörlere Etkisi, Değerlendirme Raporu, Kasım 2017.
3 IoT Analytics GmbH; “The Impact of Covid-19 on the Internet of Things – Now and Beyond the Great Lockdown: Part 1”, Nisan 2020.

  1. Biyoteknolojinin Sürdürülebilirlik Üzerindeki Etkileri

Biyoteknolojinin sürdürülebilirlik üzerindeki etkilerini değerlendirirken, biyoteknoloji kullanımıyla ortaya çıkan sonuçları, mevcut tarımsal uygulamalar ve bunlarla ilişkili çevresel sonuçlarla karşılaştırmak önem arz etmektedir. Geleneksel tarım yöntemleri genellikle kimyasal girdilere dayanmakta ve bu da toprağın bozulmasına, su kirliliğine ve biyoçeşitlilik kaybına yol açmaktadır. Geleneksel yöntemler, aşırı hava olayları ve değişen ürün yetiştirme mevsimleri gibi iklim değişikliği kaynaklı etkilere karşı çoğunlukla savunmasızdır. Biyoteknoloji, bu zorlukları daha etkili bir şekilde ele alan çözümler sunmaktadır.14 Biyoteknoloji şirketleri, dayanıklılığı ve besin değeri artırılmış ürünler geliştirerek daha dayanıklı ve sürdürülebilir bir gıda sistemi için alternatifler önermektedir. Ayrıca, hassas tarım teknolojileri, çiftçilerin israfı en aza indirmesini ve kaynak kullanımını optimize etmesini sağlayarak tarımın çevresel etkisini azaltmakta ve tarımsal faaliyet karlılığını artırmaktadır.

Biyoteknolojinin çevresel etkilerinin ötesinde, insan sağlığı üzerinde de önemli etkileri vardır. Ürünlerin besleyici içeriğini geliştirmesi ve zararlı kimyasallar kaynaklı maruziyeti azaltması, biyoteknoloji ile geliştirilmiş gıdaların halk sağlığı açısından umut verici sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. Örneğin, temel vitamin ve minerallerle zenginleştirilmiş ve böylece biyolojik olarak güçlendirilmiş mahsuller, dezavantajlı toplumsal kesimlerdeki yetersiz beslenme ve ilgili sağlık sorunlarına karşı mücadeleye yardımcı olabilmektedir. Uluslararası Tarımsal Araştırma Danışma Grubu’na (CGIAR) göre, 30’dan fazla ülke 15 milyon çiftçi hanesinin kullanımına sunulan biyolojik olarak güçlendirilmiş mahsulleri piyasaya sürmüştür ve diğer 16 ülke de bu mahsulleri araştırmaktadır.15 Benzer şekilde, kimyasal pestisitlere ve herbisitlere olan bağımlılığın azaltılması, gıdalardaki zararlı kalıntılara maruz kalma riskini azaltarak hem tüketicilere hem de tarım işçilerine fayda sağlayabilmektedir.

 

Şekil 4. Tarım İşçileri ve Dezavantajlı Nüfus16

Sonuç olarak biyoteknoloji, mevcut tarım uygulamalarının yarattığı çevresel etkilerin azaltılması ve sürdürülebilirliğin güçlendirilmesi açısından büyük bir potansiyel taşımaktadır. Biyoteknolojik yeniliklerden yararlanılmasıyla şimdiki ve gelecek nesillerin ihtiyaçlarının sürdürülebilir bir şekilde karşılandığı daha dayanıklı, verimli ve çevreye duyarlı bir gıda sistemi mümkün olabilecektir. Biyoteknolojik yeniliklerin insan sağlığı üzerindeki etkilerinin uzun süreli araştırmalarla test edilmesi, sağlanan faydaların haricinde herhangi bir olumsuz etkinin ortaya çıkıp çıkmadığının her aşamada ve çapraz kontrole tabi tutulması da önemini daima koruyan bir husustur. Daha yeşil, daha sağlıklı ve daha sürdürülebilir bir gelecek öngören bu vizyon; ancak iş birliği, yenilikçilik, kamu sağlığı konusunda yüksek hassasiyet ve sorumlu kaynak yönetimi konularının önceliklendirilmesiyle hayata geçirilebilecektir.

* İngilizcesi “Clustered Regularly Interspaced Short Palindromic Repeats” olan CRISPR, bir DNA dizilimleri kümesidir.

Dipnotlar:

1) Redman, M., King, A., Watson, C. (2016). What is CRISPR/Cas9? Archives of Disease in Childhood – Education and Practice, https://doi.org/10.1136%2Farchdischild-2016-310459

2) Lowenberg-DeBoer, J. (2003). Precision Agriculture and Biotechnology. Purdue University, Former Agricultural Economics Faculty, https://ag.purdue.edu/ssmc/newsletters/may2003_precisionagbio.htm

3) Vinh, Q. N. (2017). Şu adresten alınmıştır: https://images.pexels.com/photos/2132171/pexels-photo-2132171.jpeg?auto=compress&cs=tinysrgb&w=1260&h=750&dpr=2

4) Aggarwal, B. Rajora, N. Raturi, G. Dhar, H. Kadam, S.B. Mundada, P.S. Shivaraj, S.M. Varshney, V. Deshmukh, R. Barvkar, V.T. Salvi, P. Sonah, H. (2024) Biotechnology and urban agriculture: A partnership for the future sustainability, Plant Science, Volume 338, 111903, ISSN 0168-9452 https://0-www-sciencedirect-com.divit.library.itu.edu.tr/science/article/pii/S0168945223003205

5) Aggarwal vd., a.g.e.

6) Chee, P., Peng, T., Khan, M.K.R., Wang, B. (2023). Marker-assisted selection (MAS) in crop plants. Frontiers Media SA.58,https://www.google.com.tr/books/edition/Marker_assisted_selection_MAS_in_crop_pl/uxq0EAAAQBAJ?hl=tr&gbpv=1

7) Aggarwal vd., a.g.e.

8) Metamorworks (Ed.). (2020). Genetik mühendisliği kavramı. Tıp bilimi. Bilimsel Laboratuvar. Şu adresten alınmıştır: https://www.istockphoto.com/tr/foto%C4%9Fraf/genetik-m%C3%BChendisli%C4%9Fi-kavram%C4%B1-t%C4%B1p-bilimi-bilimsel-laboratuvar-gm1209831767-350233817?searchscope=image%2Cfilm

9) Aggarwal vd., a.g.e.

10) Chaurasia, A. & Hawksworth, D. & Pessoa de Miranda, M. (2020). GMOs Implications for Biodiversity Conservation and Ecological Processes: Implications for Biodiversity Conservation and Ecological Processes. https://link.springer.com/book/10.1007/978-3-030-53183-6

11) Holzinger, A., Keiblinger, K., Holub, P., Zatloukal, K., Müller, H. (2023). AI for life: Trends in artificial intelligence for biotechnology, New Biotechnology, Volume 74, P.16-24, ISSN 1871-6784, https://doi.org/10.1016/j.nbt.2023.02.001.

12) Farooq, S., Riaz, S., Abid, A., Abid, K., Naeem, M. A. (2019). A Survey on the Role of IoT in Agriculture for the Implementation of Smart Farming. IEEE Access. 7. 1-1. 10.1109/ACCESS.2019.2949703. https://ieeexplore.ieee.org/stamp/stamp.jsp?arnumber=8883163

13) Igor Borisenko (Ed.). (2020). Nem, sıcaklık, asitliğin aydınlatımı, gübre ve zararlıların insan müdahalesi olmaksızın veri toplama, elde edilen verilerin iletilmesi ve verimi artırmak için analizleri. Şu adresten alınmıştır: https://media.istockphoto.com/id/1218970790/tr/foto%C4%9Fraf/nem-s%C4%B1cakl%C4%B1k-asitli%C4%9Fin-ayd%C4%B1nlat%C4%B1m%C4%B1-g%C3%BCbre-ve-zararl%C4%B1lar%C4%B1n-insan-m%C3%BCdahalesi-olmaks%C4%B1z%C4%B1n-veri.jpg?s=2048×2048&w=is&k=20&c=eJSLBJE3U9L4hM4SyqwFiDWeeJTIdgcih5AQTOr30-s=

14) EPA. (2023). Climate Change Impacts on Agriculture and Food Supply. https://www.epa.gov/climateimpacts/climate-change-impacts-agriculture-and-food-supply

15) Sao, R. (2023). Crop Biofortification: Plant Breeding and Biotechnological Interventions to Combat Malnutrition. Advanced Crop Improvement, Volume 1., Springer, Cham. https://doi.org/10.1007/978-3-031-28146-4_7

16) Giraldo, O. (Ed.). (2022). Unrecognizable people working in a planting field. Şu adresten alınmıştır: https://media.istockphoto.com/id/1440799366/tr/foto%C4%9Fraf/unrecognizable-people-working-in-a-planting-field.jpg?s=1024×1024&w=is&k=20&c=42rGfaUqf_86KPcZVDsmpFVGfd8EAh6NNQ7OXrU2coc=

Burcu Otman Bektaş

Burcu Otman Bektaş