Escarus

Sürdürülebilirlik Raporu’nun Rolü

Paylaşım TarihiKasım 10, 2017

Sürdürülebilirlik, artık kurumlar için sorumluluktan çok zorunluluk olarak kabul gören bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır.

Şirketler için ilk başta kurumsal iletişim faaliyetlerinin bir parçası olarak başlayan sürdürülebilirlik raporlaması da, aynı şekilde içerdiği bilgiler ve kuruma sağladığı potansiyel faydaları yüzünden raporlayıcı kurumlar tarafından ciddiyetle ele alınması gereken bir konu olmalıdır.

Raporlama sürecinin tarihi, ilk olarak finansal raporlama ile başlamaktadır. Şirketlerin mali göstergelerini raporladığını faaliyet raporları ya da senelik raporlar, sürecin ilk örnekleri olmakla birlikte günümüzde sadece finansal göstergelerdeki olumlu (ya da olumsuz) gelişmeler, yatırımcılar ya da paydaşlar için yeterli olmamaktadır. Doğal kaynakların giderek azalması ve pahalanması, insan haklarının iş dünyasındaki yerinin giderek artması gibi unsurlar, şirketlerin bu alanlardaki hassasiyetlerinin artmasına neden olmuştur. Bu süreç ile paralel olarak Birleşmiş Milletlerin, sürdürülebilirlik kalkınma olgusunu ortaya çıkarması ile birlikte, 1990’lu yıllardan itibaren süreçte öncü şirket sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarını ve performanslarını da raporlamaya başlamışlardır. Temel olarak, enerji, su gibi kaynak tüketimlerini ve emisyonları içeren bu raporlar, sosyal alanda da çalışan hakları ve topluma sağlanan sosyal sorumluluk projelerini de içermektedir.

Şirketlerin bireysel çabaları ile başlamış olan sürdürülebilirlik raporlaması, günümüzde birçok farklı uluslararası standart ile belli normlara uydurulmuştur. Dünya çapında sürdürülebilirlik raporlaması alanında en çok kabul gören standart olan Küresel Raporlama Girişimi (Global Reporting Initiative, GRI’in) güncel G4 metodolojisi ile uygulanmaktadır. GRI G4, sürdürülebilirlik raporlamasını sürdürülebilirliğin üç ana bacağı olan ekonomik, çevresel ve sosyal başlıklarına indirgemektedir.

Sürdürülebilirlik raporu günümüzde dünya çapında kabul edilen ve geniş uygulama alanına sahip olan bir raporlama sistemi olmuştur. GRI rapor bilgi bankasına göre, Ağustos 2016 itibarıyla, dünya çapında yayınlanmış 34,726 raporun 24,018 adeti GRI onaylıdır.

Sürdürülebilirlik raporu, bir kurumun hem iç hem de dış paydaşlarıyla sahip olduğu en önemli iletişim kanallarından biridir. Şirketin finansal performansına ek olarak, çevresel performansı ve çevreye yönelik yaptığı faaliyetleri, çalışanlarına yönelik sağladığı fırsatlar ve topluma kattığı faydayı aktarabileceği oldukça kıymetli bir araç olarak görülmelidir. Ancak bununla birlikte, sürdürülebilirik raporunun bir reklam aracı olarak görülmemesi gerektiği unutulmamalıdır. Sürdürülebilirlik raporunun amacı, şirketin hem kendisi hem de paydaşları için önemli olan ana başlıklar ışığında önceliklerini tespit edip, bu öncelikler ışığında yaptığı çalışmaları, belirlediği anahtar performans göstergeler (KPI’lar) ışığında raporlaması, ve bu raporlamayı seneler içinde karşılaştırılabilir bir şekilde okuyucuya sunmasıdır.

Bir sürdürülebilirlik raporu, aynı zamanda sürdürülebilirlik endeksi, kredi sağlayan uluslararası finans kuruluşlarının performans standartları ve diğer UN Global Compact gibi milletler arası oluşumların talep ettiği verileri kamuya açık olarak sunan bir raporlama aracıdır.

Sürdürülebilirlik raporu hazırlamaya karar veren bir şirketin, çevresel (enerji tüketimi, emisyonlar, tasarruf miktarları, şirketin faaliyetleri kaynaklı sağlanan çevresel faydalar vb.), sosyal (çalışanların eğitimsel ve cinsiyet dağılımı, verilen eğitim saati, müşterilerden gelen şikayetlerin çözüm oranı, kurumsal sosyal sorumluluk projeleri ile sağlanan faydalar vb.) ilgili veri temini sağlayacak bir yapı da kurması gerekecektir. Bu yapı, sürecin başında şirketler ve ilgili bölümler tarafından ek bir iş yükü olarak görülebilir, ancak bu verilerin toplanması, şirketin kendi performansını görebilmesi ve değerlendirebilmesi açısından da oldukça faydalıdır. Bu yüzden raporlamaya karar verildiğinde, şirketin faaliyetleri özelinde, ilgili süreçlerin tanımlandığı, süreçlerin birbiri ile konuşabildiği, veri temini sürecinin sistematize hale getirildiği ve periyodik bilgi akışının sağlanabildiği tümsel bir yönetim sistemi yapısı da kurgulanmalıdır. Dünya çapında uygulanmakta olan ve ülkemizde önde gelen şirketlerde de uygulanmaya başlayan söz konusu yapılar, şirket içinde sürdürülebilirlik yönetiminin belirli bir metot içine oturtulmasını sağlamakta, ve baştan düşünülerek kurgulanırsa uluslararası kriterler ve CDP gibi farklı raporlama standartlarının ihtiyaçlarına da cevap verecek şekilde olmaktadır. Böylece şirket farklı süreçler ve raporlar için tek seferde, minimum eforla veri teminini sağlar, süreçte verimliliği artırmış olur.

Sürdürülebilirlik raporu, diğer raporlardan farklı bir metodolojiye sahiptir. Hazırlanacak raporun hem şirket hem de paydaşlar için maksimum fayda sağlaması için, raporlamayı yapacak bölüm/sorumluların sürdürülebilirlik raporu hakkında eğitim alması da, yayınlanacak çıktının bu metodolojiye uygun olarak hazırlanmasını, piyasadaki “yapılmış olsun diye yayınlanmış” sürdürülebilirlik raporlarından ayrıştıracaktır.

Melis Bitlis

Melis Bitlis