Escarus

Hayatta Kalmak İçin Risk ve Kriz Yönetimi

Paylaşım TarihiMayıs 30, 2020

Risk, en basit haliyle, gelecekte meydana geleceği tahmin edilen ve kurumu/bireyi olumsuz etkileyecek durumlar olarak tanımlanabilir. Kriz ise, kurumu/bireyi olumsuz etkileyen, ani gelişen ve acil tepki verilmesi gereken durumları ifade etmektedir. Temelde bakacak olursak kriz yönetimi, risk yönetiminin bir parçası olarak düşünülebilir.

Kurumsal risk yönetimi kuruluşun taşıdığı potansiyel riskleri değerlendirme ve yeterli bir şekilde tanımlama, risklerle (ve krizlerle) başa çıkmak için hazırlık yapma, riskin yarattığı koşullara verilen cevapları belirleme gibi yetenekleri bulunan entegre ve bütüncül bir çerçeve gerektirmektedir. Etkin bir sistem, bir organizasyonu sadece finansal değil, aynı zamanda stratejik, jeopolitik, hukuki, beşeri, teknolojik, çevresel ve sosyal açılardan ve piyasa, tedarik zinciri, dış ilişkiler, paydaş yönetimi gibi çeşitli başlıklarda ortaya çıkabilecek tehditler ışığında değerlendirmeye çalışır. Bu bütünsel yaklaşım, kuruluşlara iş tehditleri karşısında hedeflerini ve fırsatlarını geliştirirken riski azaltmak için daha iyi bir ortam sunmaktadır. Dolayısıyla etkin risk yönetimi, krizi fırsata çevirmek veya krizde hayatta kalabilmek için şirketlere uygun ortamı sağlamaktadır.

İçinde bulunduğumuz son altı aydır tüm dünya, herhangi bir topluluk veya ülke ayrımı olmaksızın, Covid-19 salgını nedeniyle oldukça zor bir dönemden geçmektedir. Üstelik belki de tarihte ilk defa herhangi bir statü, refah düzeyi fark etmeden herkes bu derece güçlü bir tehdit ile karşı karşıya kalmış durumdadır. Ekonomik açıdan bazı sektörler salgından olumlu yönde etkilense de, salgının ekonomiyi genel olarak derin bir daralmaya sürüklediği ve birçok sektör üzerinde yıkıcı bir etkiye yol açtığı aşikardır. Sağlık riskleri azalıp normalleşme başladığında bu yıkıcı etkinin boyutlarının çok daha iyi anlaşılacağı beklenmektedir ve birçok işletmenin önceliğini hayatta kalmak ve faaliyetlerini eskisi gibi sürdürebilmek şeklinde belirleyeceği tahmin edilmektedir.

Araştırmalar büyük, risk yönetim fonksiyonuna sahip ve daha önce bir felâket geçirmiş kurumların Covid-19 ve benzer risklere karşı daha güçlü ve dayanıklı durduklarını, küçük ve fazla gelişmemiş şirketlerin ise krizde hayatta kalma riskiyle karşı karşıya kaldıklarını göstermektedir. Mart ayında yapılan anketlerde ise ankete katılan şirketlerin sadece %12’sinin bu krizin getirdiği risklere karşı hazırlı olduklarını beyan ettiklerini vurgulanmaktadır. Kısacası, Covid-19 ile birlikte gündemimize oturan kriz ve risk yönetimi konusunun pek çok şirket için yeni yeni önem kazanan ve yol alınması gereken bir alan olduğu anlaşılmaktadır.

Bu süreçten minimum hasarla çıkabilmek veya doğabilecek fırsatları değerlendirebilmek için şirketlerin kendilerine özgü bir strateji doğrultusunda bir yol haritası oluşturmaları ve harekete geçmeleri gerekmektedir. Escarus olarak şirketlere yol göstermesi açısından atılması gereken adımları aşağıdaki gibi özetledik: .

1) Salgınla Mücadele ve Koordinasyon Ekibi Kurun!

 

Şirketin Strateji, Finans, İnsan Kaynakları, Üretim, Satış & Pazarlama, Kurumsal İletişim, Satınalma, Bina Yönetimi/İdari İşler, Bilgi İşlem gibi fonksiyonlarından sorumlu üst düzey yöneticilerinin bulunduğu, şirketin bu acil durum karşısında kurgulaması gereken stratejiyi şekillendirecek ve takip edecek ekibin kurulması çok önemlidir.
2) Risk Analizi ve Paydaş Etkileşim Planınızı Hazırlayın!

 

Paydaşların salgın kaynaklı risklere maruz kalma seviyesi ve biçimlerinin, bu risklerin şiddeti, oluşma olasılığı ve yönetilme kapasitesi bakımından değerlendirilmesi gerekmektedir. Oluşabilecek riskler ortaya çıkarıldıktan sonra, atılması gereken en önemli adım riskin iletişimidir. Çalışanlar, müşteriler, hissedarlar, tedarikçiler gibi paydaş gruplarının nasıl etkilenmesi öngörülmekte ve bu paydaşlar ile nasıl bir iletişimin kurgulanması planlanmaktadır? Bu soruların cevapları Paydaş Etkileşim Planı’nın çatısını oluşturmaktadır.

3) Farkındalık Yaratma ve Bilinçlendirme Çalışmaları Düzenleyin!

 

Farklı paydaş grupları ile çeşitli kanallar aracılığıyla iletişime geçmek ve salgına karşı hazırlık ve mücadele konusunda farkındalık yaratıcı ve kapasite geliştirici bilgiler sunmak oldukça önemlidir. Değişimin en çok yaratılması hedeflenen paydaş grubu çalışanlar olmalıdır. Çalışanlara hem özel yaşam hem de iş yaşamı için salgına hazırlık ve salgınla mücadele konusunda bilgilendirici içeriklerin sunulması, konunun benimsenmesi ve uygulamaya konulması noktasında performansı artıracaktır.

4) Salgınla Mücadele Planı’nı Oluşturun ve Uygulamaya Koyun!

 

Kurulan üst düzey ekip tarafından oluşturulan strateji ve bu stratejinin ışık tuttuğu risk analizi ve ilgili planlar doğrultusunda, “potansiyel riskler nelerdir ve bu riskler kim tarafından nasıl yönetilebilir?” sorularının cevaplanması önemlidir. Bu, aynı zamanda, şirket içinde kimin neden sorumlu olması gerektiği konusunda karmaşayı önleyen bir planlama yöntemidir. Bu kapsamda oluşturulmuş eylem planı, etkin yönetim için çeşitli politika, uygulama talimatı, prosedür gibi dokümanlar ile detaylandırılarak kullanıcılar için daha uygulanabilir hale getirilebilecektir.

Ayşe Ece Sevin

Ayşe Ece Sevin