Escarus

Hızla İvmelenen Sorumlu Yatırımlar Vizyonu ve Döngüsel Ekonomi

Paylaşım TarihiAralık 19, 2022

Daha çok son yıllarda tartışıyor olsak da iklim değişikliği çok uzun zamandır hayatımızın bir parçası. Öyle ki gezegenimiz Sanayi Devrimi öncesi dönemlere kıyasla 1,2 °C daha sıcak ve bu artış bir gecede gerçekleşmedi. Paris İklim Anlaşması’yla hayatımıza giren küresel ısınmanın 1,5 °C ile sınırlandırılması hedefi bugün birçok bilim insanı ve akademisyen tarafından artık ulaşılması zor bir ihtimal olarak değerlendiriliyor. Ancak AB başta olmak üzere birçok ülke söz konusu hedefin korunması konusunda ısrarcı ve bu konuda geri adım atılmayacağına dair ipuçları COP27’de toplantılarında da görüldü. Bu da küresel ısınmanın en önemli nedenlerinden olan sera gazı emisyonlarının azaltımı, hava kirliliğinin önlenmesi, biyoçeşitliliğin korunması ve iklim değişikliği ile uyum için çok ciddi adımların atılmasının muhtemel olduğu anlamına geliyor.

İklim değişikliği uzmanları somut sonuçlar elde edilebilmesi için finansman kaynaklarına erişimin önemli olduğunun altını uzun yıllardır çiziyor, ancak yatırımcılardan yeterince destek göremiyordu. Hükümetler her ne kadar 30 seneyi aşkın bir süredir iklim değişikliğini uluslararası platformlarda dile getirseler ve hatta uluslararası anlaşmalar ortaya koysalar da ortak bir küresel fikir birliğine varılamaması, istikrarlı ve somut hedefler içeren iklim politikalarının olmaması iş dünyası ve yatırımcının temkinli hareket etmesine sebep oluyordu. Ancak bu gündem artık değişiyor. İklim değişikliği ve etkileri konusundaki bilinç 2021 yılında iyice artarak sürdürülebilirlik taahhütleri için bir dönüm noktası oluşturdu. 2021 yılından bu yana dünyanın önde gelen şirketleri de dahil olmak üzere 3.000’den fazla şirket net sıfır emisyonlu gelecek dönem stratejileri için Bilim Temelli Hedefler (Science Based Targets) ışığında taahhütler yayınlamaya başladı. Bu yönelim yatırımcıdan da bir karşılık bularak günümüzün odak konusu haline gelmiş durumda.

Küresel eğilimin iklim değişikliği ile mücadeleye evrildiği ve gereken kolektif çabanın artık bireylerin, şirketlerin ve hükümetlerin inisiyatiflerine kalmadan ulusüstü ve regülatör kurumlar aracılığıyla sağlanmasının tartışıldığı günümüzde yeni yatırım trendleri de sürdürülebilirliğe odaklanıyor. Geçtiğimiz yıl gerçekleşen COP26’nın en büyük çıktılarından biri olarak görülen Glasgow Net Sıfır Mali İttifakı (Glasgow Financial Allianz for Net Zero – GFANZ) ile 130 trilyon ABD dolarının üzerinde varlık yöneten 450 finans kuruluşu net sıfır taahhüdü vererek önümüzdeki 30 yıl içerisinde net sıfıra geçişe destek olmak amacıyla finansman sağlayacaklarını bildirmişti.Ortaya konulan bu ve benzeri taahhütler ve atılan somut adımlar iklim finansmanı açısından son derece umut verici. Bu doğrultuda, düşük karbonlu projelere yapılan küresel yatırımın 2050 yılına kadar toplam 125 trilyon ABD doları olacağı ve bu sermayenin yüzde 70’inin de özel sektörden geleceği tahmin ediliyor.2

Özetle, yatırımcılar iklim çözümlerinin finansmanında son derece aktif hale gelmiş durumda. Artan iklim değişikliği farkındalığı ise, yatırım akışının yönünü değiştirerek sermayeyi çevresel ve sosyal riskler barındıran sektörlerden iklim-dostu çözümler sunan şirketlere kaydırmaya başlıyor.

Finansmanın Yükselen Odak Noktası: Döngüsel Ekonomi

Küresel ısınmanın kontrol altına alınması için gözler öncelikle yenilenebilir enerjiye çevrilse de iklim değişikliğiyle mücadelede yegâne çözümün bu olmadığını unutmamak gerekiyor. Öyle ki, küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık yarısı ürettiğimiz ve tükettiğimiz ürün ve gıdalardan kaynaklanıyor. Bu da al-yap-at planını takip eden lineer (doğrusal) ekonomi modelini bir kenara bırakıp kaynakların yeniden kullanıldığı, atık miktarının en aza indirildiği döngüsel ekonomi modelinin benimsenmesi gerektiğini gösteriyor. Döngüsel ekonomi ile ortaya çıkacak potansiyeli daha iyi anlamak için Ellen MacArthur Vakfı çimento, alüminyum, çelik, plastik ve gıda olmak üzere beş sektör özelinde bir analiz gerçekleştirdi. Çalışmada söz konusu sektörlerin döngüsel ekonomi ilkelerini benimsemesi ile 2050 yılında toplamda 9,3 milyar ton CO2e emisyon azaltımı yapılabileceği ön görülüyor. Bu miktarın, dünyadaki tüm ulaşım kaynaklı emisyonların ortadan kaldırılmasıyla kazanılacak emisyon azaltım değerine eşdeğer ölçüde olması özelliği ile dikkat çekici.3

Hükümetler, ulusüstü kurumlar, iş dünyası ve finans kuruluşları iklim değişikliği ile mücadelenin getireceği potansiyele ilişkin daha fazla bilinçlendikçe yönünü döngüsel ekonomiye de çevirmeye başlıyor ve döngüsel ekonomi modeline geçiş için taahhütlerde bulunuyor. Bu taahhütler bir üst aşamaya taşınarak politika ve düzenleyici çerçevelere dönüşüyor ve döngüsel ekonomiye geçiş sürecini hızlandırıyor. İklimle ilgili güncel gelişmelerden olan AB Döngüsel Ekonomi Eylem Planı, Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi ve AB Taksonomisi de döngüsel ekonomi gerekliliklerini kapsamlarına dahil ediyor.

Finans sektörü ve yatırımcılar sürdürülebilir değer yaratma odağında döngüsel ekonomi fırsatını çoktan mercekleri altına almış görünüyor. UN PRI (Birleşmiş Milletler Sorumlu Yatırım İlkeleri) tarafından açıklanan raporlama ve değerlendirme verilerine göre 2017 ve 2021 yılları arasında döngüsellik ve döngüsel ekonomiden bahseden yatırımcıların sayısı 14’ten 229’a yükselmiş durumda. Ayrıca PRI imzacılarının 2021 yılında yaptıkları raporlamalar incelendiğinde 448 yatırımcının biyoçeşitlilik, 2.080 imzacının ise iklim değişikliğine değindiği belirtiliyor.4

2020 yılının ortalarından itibaren BlackRock, Credit Suisse ve Goldman Sachs gibi önde gelen fon sağlayıcılar da kısmen ya da tamamen döngüsel ekonomiye odaklanan sermaye fonları sunmaya başladı. Yine döngüsel ekonomi özelinde olmak üzere Barclays, BNP Paribas, HSBC, ING, Morgan Stanley tarafından ondan fazla kurumsal tahvil ihraç edildi.5 Benzer bir eğilim banka kredileri, proje finansmanı ve sigortacılıkta da görülüyor. Uluslararası finans kuruluşlarına ilave olarak sigorta şirketleri de döngüsel ekonomi odaklı iş modelleri için yeni çözümler geliştirmeye çalışıyor.

Dünyanın önde gelen varlık yönetim şirketi BlackRock, 2019 yılında başlattığı Döngüsel Ekonomi Sermaye Fonu6 ile döngüsel ekonomiye geçişe katkıda bulunan firmalara yönelik yatırımların artırılmasını amaçlıyor ve diğer yatırımcılara ve şirketlere de sinyal vererek küresel eğilimin yönünü belirliyor. Yukarıda adı geçen varlık yönetim şirketleri haricinde yalnızca döngüsel ekonomiye yatırım yapma amacıyla kurulmuş olan yatırım firmaları da bulunuyor. Sustainalytics’in ÇSY derecelendirme kurumu Morningstar tarafından yapılan araştırmaya göre döngüsel ekonomi temalı önde gelen 10 adet fonun büyüklüğü 2020 yılında 4 milyar ABD dolarından 11,4 milyar ABD doları seviyelerine ulaşmış durumda.7

Kısacası yatırımcının döngüsel ekonomiye ilgisi her geçen gün daha da artıyor. Şirketler döngüsel ekonomi ilkelerini benimsedikçe ve düşük karbon modellerini uyguladıkça yeşil finansmana erişim kolaylaşıyor, yatırım yapılabilir sürdürülebilir evren de genişliyor.

Dipnotlar:
1) https://climatechampions.unfccc.int/race-to-zero-and-gfanz-ensuring-the-rigour-and-impact-of-financial-sector-net-zero-commitments-and-action/
2) Bruce Usher, “Investing in the Era of Climate Change”, Columbia University Press (2022)
3) https://emf.thirdlight.com/file/24/cDm30tVcDDexwg2cD1ZEcZjU51g/Completing%20the%20Picture%20-%20How%20the%20circular%20economy%20tackles%20climate%20change.pdf
4) https://www.unpri.org/download?ac=17130
5) https://emf.thirdlight.com/file/24/Om5sTEKOn0YUK.Om7xpOm-gdwc/Financing%20the%20circular%20economy%20-%20Capturing%20the%20opportunity.pdf
6) https://www.blackrock.com/americas-offshore/en/products/310165/blackrock-circular-economy
7) https://www.environmental-finance.com/content/news/circular-economy-funds-grow-and-outperform-in-2020.html

Esra Yılmaz

Esra Yılmaz