Escarus

Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı Değerlendirme ve Öneriler

Paylaşım TarihiMayıs 25, 2018

Buraya Nereden Geldik?
Çalışmaların geçmişi daha eskiye uzansa da Türkiye’de enerji verimliliğinin güçlü bir yasal altyapıya dayandırılması, 2007’de yürürlüğe giren 5627 sayılı Enerji Verimliliği Kanunu ile gerçekleşti.
Kanunu takiben çıkarılan çeşitli yönetmelikler de bu alandaki çalışmaları belli bir disipline kavuşturdu. Sonraki süreçte ise en önemli politika belgelerinden biri, 2012 başında yürürlüğe giren ve 2012-2023 arası dönemi kapsayan Enerji Verimliliği Strateji Belgesi oldu. Türkiye’nin enerji verimliliği hedeflerine ulaşması için ara amaçları ve uygulama eylemlerini içeren Strateji Belgesi, yayımlandığı dönemde büyük bir ilgiyle karşılandı; çünkü söz konusu belge, her bir eylem bazında sorumlu kurumu/kurumları, eylem özelinde işbirliği yapılacak kuruluşları, üstelik eylemin ne kadar süre içerisinde tamamlanacağı bilgisini de içermesiyle enerji sektörünün tamamı için örnek bir belge olmuştu. Ancak belgenin yayımını izleyen ilk birkaç yılda enerji sektöründeki diğer konuların öncelik kazandığı veya daha öncelikli görüldüğü bir politika düzlemi oluştu ve Strateji Belgesi istenilen düzeyde karşılık görmedi. Bunun bir sonucu olarak, belgede tanımlanmış eylemlerin ilerleme durumunun izlenmesi için gerekli altyapı oluşturulamadı.
2013 yılında TBMM’de kabul edilen ve Türkiye’nin 2014-2018 yılları arasındaki kalkınma rotasını belirleyen 10. Kalkınma Planı’nda, öncelikli dönüşüm programlarından beşincisi olarak enerji verimliliğinin geliştirilmesi ilan edildi. Bu programla, beş yıllık dönemde uygulanması öngörülen enerji verimliliği önlemleri, faaliyet alanlarına göre ilgili bakanlıkların sorumluluğuna verildi ve gelişmelerin izlemesi için bir altyapı kuruldu.
Gelinen Nokta ve UEVEP
Hem Enerji Verimliliği Strateji Belgesi kapsamında oluşan birikim, hem 10. Kalkınma Planı’nda konunun kamu politikası açısından en üst düzeyde sahiplenilmesi, bu kez çok daha ayrıntılı ve kapsamlı bir yaklaşımla geliştirilen bir başka politika belgesini gündeme taşıdı. Avrupa Birliği, 2012/27/AB sayılı Direktifi ile üye ülkeleri ulusal enerji verimliliği eylem planlarını hazırlamakla yükümlü tuttuğundan1 ve bu yükümlülük gereği üye ülkeler söz konusu planları hazırladıklarından, bir AB üyesi olmamakla birlikte Türkiye, AB’ye uyum çalışmaları kapsamında Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı (UEVEP) çıkarılması hazırlıklarını sürdürdü. 2015’ten itibaren çalışmalarına başlanan UEVEP, oldukça inişli-çıkışlı bir seyir izledikten, çok köklü değişikliklere maruz kaldıktan, sektördeki tarafların ortaklaşa benimseyeceği bir düzeye geldikten sonra 2 Ocak 2018 tarihli Resmi Gazete’de 2017/50 sayılı Yüksek Planlama Kurulu Kararı olarak yayımlandı. Türkiye’de enerji verimliliği konusundaki en son çıkan politika belgesi olan UEVEP, süre olarak 2017 ve 2023 arasını kapsıyor.
Söz konusu eylem planı kapsamında bina ve hizmetler, sanayi ve teknoloji, enerji, ulaştırma, tarım sektörleri ve yatay konular ile ilgili toplam 55 eylem yer alıyor. Bu eylemler doğrultusunda yürütülecek faaliyetler ile Türkiye’nin 2023 yılında birincil enerji tüketiminin (baz senaryoya göre) %14 azaltılması hedefleniyor. 2023 yılına kadar tasarruf edilmesi planlanan kümülatif enerji miktarı 23,9 MTEP (milyon ton petrol eşdeğeri) olarak öngörülüyor ve bunun yıllık parasal karşılığının 8,4 Milyar ABD Doları olacağı tahmin ediliyor. Bu kazançların sağlanması için ihtiyaç duyulan toplam yatırım tutarı miktarının ise 10,9 Milyar ABD Doları olacağı hesaplanıyor.
 Tablo – UEVEP’ye Göre Yatırımların ve Elde Edilmesi Öngörülen Tasarrufların Yıllara Göre Değişimi

 

Değerlendirmeler
  1. Toplam 55 eylemin birincisi olarak belgede yer alan “Enerji Yönetim Sistemlerinin Kurulması ve Etkinliğinin Artırılması” eylemi, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü’nün (ETKB-YEGM) meseleye makro bir kavrayışla yaklaştığını göstermesi açısından çok kıymetli bir anlama sahip. Başta diğer yatay eylemler olmak üzere, UEVEP’de yer alan bütün eylemlerin bir şekilde diğer eylemleri desteklediği görülüyor. Böylece, son derece iyi çalışılmış ve bütüncül seferberlik gerektiren işlevsel bir eylem planı ile karşı karşıya bulunduğumuzu söyleyebiliyoruz.
  2. İlk bölümde verilen kısa özetten de fark edileceği üzere politika belgeleri ve mevzuat genelde bir bütün oluşturuyor. 2018 yılının ikinci yarısında yayımlanacağı tahmin edilen 11. Kalkınma Planı’nda enerji verimliliğine ve özelde de UEVEP’nin uygulanmasına destek sunacak bir yaklaşımın yer alması bu açıdan önemli. Çünkü “incrementalism” (birikimlilik) ilkesiyle gelişen kamu politikalarında kalıcı sonuçlar almak daha kolay oluyor.
  3. UEVEP’nin başarılı bir şekilde hayata geçirilmesinde en önemli nokta hiç şüphesiz güçlü finans mekanizmalarının varlığıdır. Başarılı yurtdışı örneklerinden de ilham alarak Türkiye’nin bu alana finansal kaynak ayırmasının ve kendi çarkını döndürebilen finans mekanizmaları tasarlanmasının UEVEP’nin başarılı biçimde uygulanması için çok önemli olduğu görülüyor. Mekanizma tasarımı esnasında, kamu otoritesinin daha önceki yıllarda yaşananın aksine, enerji verimliliğine odaklı müstakil bir fon oluşturulması düşüncesine soğuk bakmaması da önem taşıyan bir başka konu. 2008’deki küresel ekonomik krizden sonra dünya gündeminde etkili olan kamu yönlendirmesi ve gerektiğinde kamunun inisiyatif alması fikri, bu anlamda enerji verimliliği için de geçerliliğini koruyor.
  4. Türkiye 24 Haziran 2018 seçimleriyle yeni bir yönetim modelinin ilk evresini deneyimleyeceği için, geçiş döneminde belli belirsizliklerin oluşması muhtemel. Kamudaki yeniden yapılanmanın bir gereği olarak, idarenin birimlerinde birleşmeler ve ayrılmalar olması da bekleniyor. Bu gelişmeler çerçevesinde UEVEP’de ismi bulunan sorumlu ve ilgili kuruluşların yeniden tanımlanması ihtiyacı oluşacak. Bunun ivedilikle (mümkünse 2018 sonuna gelinmeden) yapılması, öngörülen eylemlerle ilgili adım atılmasını kolaylaştıracak; aksi takdirde, eylemlerin hayata geçmesinde zaman kayıpları meydana gelebilecek.
  5. UEVEP’nin başarılı olması ve öngörülen sonuçları üretebilmesi için, özel sektör başta olmak üzere tüm ilgili tarafların katkısını kalıcı kılmak ve heyecanını canlı tutmak bir başka kritik husus. Bunun için de öncelikle izleme-değerlendirme ayağının dikkatli yürütülmesi gerekiyor. Bu bağlamda, çok az gelişme bile olsa ve kısmi başarısızlık görüntüsü bile verse, eylem planına yönelik ilerleme raporlarının düzenli olarak yayımlanması önem taşıyor. Bu raporların, doğru programlama yapılması ve gerektiğinde revizyonların hayata geçirilmesi için birer mihenktaşı olacağı da hatırda tutulmalı.
Sonuç olarak, Türkiye, uygulaması büyük emek ve gayret gerektiren bir eylem planını, ilgili kesimlerin büyük çoğunluğunun mutabakatı ve katkısıyla kabul etti. Şimdi sıra uygulamada ve onun kadar önemli olan izlemede.
 
1  Official Journal of the European Union, Directive 2012/27/EU of the European Parliament and of the Council of 25 October 2012 on Energy Efficiency, amending Directives 2009/125/EC and 2010/30/EU and repealing Directives 2004/8/EC and 2006/32/EC, L 315/1. Şu adreslerden görülebilir: 
http://www.buildup.eu/sites/default/files/Energy%20Efficiency%20Directive%202012-27-EU%20en.pdf . 2012/27/AB sayılı Direktifte sekiz yıllık bir gerçekleşme zaman çerçevesi ile 2020 için hedefler belirlenmiştir. Direktife göre 2020 yılına kadar %20’lik bir enerji tasarrufu hedefi ortaya konulmuştur. Bu hedefe istinaden üye ülkelere ulusal enerji verimliliği eylem planı hazırlama yükümlülüğü getirilmiştir. 
Dr. Kubilay Kavak

Dr. Kubilay Kavak