Paylaşım TarihiEkim 30, 2026
Dijital teknolojiler eğitimden istihdama, kamu hizmetlerinden sosyal yaşama kadar pek çok alanda fırsatlara erişim koşullarını yeniden şekillendirmektedir. Bilgiye ulaşmanın, hizmetlerden yararlanmanın ve ekonomik yaşama katılmanın giderek daha fazla dijital kanallara taşınması, internet bağlantısını günlük yaşamın temel bileşenlerinden biri hâline getirmektedir. Bununla birlikte, dijital teknolojilerin yaygınlaşması, sundukları olanaklardan herkesin eşit ölçüde yararlanabildiği anlamına gelmemektedir. Uluslararası Telekomünikasyon Birliği’nin (International Telecommunication Union – ITU) 2025 Küresel Bağlantısallık Raporu’na (Global Connectivity Report) göre dünya genelinde yaklaşık 6 milyar kişi internet kullanırken 2,2 milyar kişi çevrim dışı kalmaktadır.1
Dijital eşitsizlikleri yalnızca internet bağlantısı bulunan ve bulunmayan kişiler arasındaki fark üzerinden değerlendirmek, sorunun kapsamını açıklamakta yetersiz kalmaktadır. Bağlantının kalitesi, maliyeti, kullanılabilecek cihazların niteliği, dijital beceriler ve çevrim içi güvenlik koşulları da bireylerin dijital olanaklardan yararlanma kapasitesini belirlemektedir. Bu noktada dijital kapsayıcılık, teknolojiye erişimin ötesine geçen bir yaklaşım olarak önem kazanmaktadır. Dijital uçurum, bireyler ve topluluklar arasındaki erişim ve kullanım farklılıklarını görünür kılarken dijital kapsayıcılık, bu farklılıkların azaltılması ve herkesin dijital yaşama anlamlı biçimde katılabilmesi için gerekli koşullara odaklanmaktadır. Birleşmiş Milletler’in (BM) 2024 yılında kabul edilen Küresel Dijital Mutabakatı (Global Digital Compact), ülkeler arasındaki ve ülke içindeki dijital uçurumların kapatılmasını, insan haklarına saygılı ve güvenli bir dijital ortam oluşturulmasını ve dijital teknolojilerin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkısının güçlendirilmesini ortak bir hedef olarak ele almaktadır.2 Bu yaklaşım, dijital kapsayıcılığın teknik altyapıyla sınırlı olmadığını; fırsat eşitliği, toplumsal katılım ve sosyal sürdürülebilirlikle de yakından ilişkili olduğunu göstermektedir.
Dijital kapsayıcılığın hangi koşullara bağlı olduğunu açıklamak için ITU’nun Evrensel ve Anlamlı Bağlantısallık (Universal and Meaningful Connectivity – UMC) yaklaşımı, önemli bir çerçeve sunmaktadır. ITU’nun 2025 raporunda anlamlı bağlantı; kalite, kullanılabilirlik, karşılanabilirlik, cihazlara erişim, dijital beceriler ve güvenlik olmak üzere birbirini tamamlayan altı boyut üzerinden ele alınmaktadır.3 Söz konusu yaklaşım, bağlantının teknik olarak mevcut olmasının tek başına yeterli olmadığını ortaya koymaktadır. Bu boyutlar ve dijital katılım açısından taşıdıkları anlamlar Tablo 1’de özetlenmektedir.
| Boyut | Dijital katılım açısından anlamı |
|---|---|
| Kalite | Güvenilir ve ihtiyaca uygun bağlantı |
| Kullanılabilirlik | İhtiyaç duyulan yerde ve zamanda erişim |
| Karşılanabilirlik | Bağlantı ve cihaz maliyetlerinin karşılanabilmesi |
| Cihazlar | İhtiyaca uygun teknolojik araçlara erişim |
| Dijital beceriler | Teknolojiyi etkin biçimde kullanabilme |
| Güvenlik | Dijital ortamda güvenli hareket edebilme |
Tablo 1. Dijital Kapsayıcılığın Altı Boyutu4
Yukarıda ana hatlarıyla izah edilen ayrım, dijital eşitsizliklerin toplumsal boyutunu anlamak açısından da önemlidir. Gelir düzeyi, yaş, cinsiyet, eğitim, engellilik durumu ve coğrafi konum gibi unsurlar, bireylerin dijital olanaklara erişimini ve bu olanaklardan yararlanma kapasitesini farklılaştırabilmektedir. ITU’nun Facts and Figures 2025 raporuna göre dünya genelinde erkeklerin %77’si, kadınların ise %71’i internet kullanmaktadır.5 Yerleşim yerine göre de belirgin farklılıklar görülmektedir: Kentsel alanlarda internet kullanım oranı %85 iken kırsal alanlarda bu oran %58 seviyesinde kalmaktadır.6 Ekonomik koşullar da eşitsizlikleri derinleştirmektedir; yüksek gelirli ekonomilerde internet kullanım oranı %94’e ulaşırken düşük gelirli ekonomilerde %23 düzeyindedir.7 Bu veriler, dijital uçurumun yalnızca altyapı yatırımlarıyla açıklanamayacağını; toplumsal cinsiyet ve yerleşim yeri gibi farklılıkların da dikkate alınması gerektiğini göstermektedir.
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (United Nations Development Programme – UNDP) Digital Inclusion Playbook 2.0 çalışması da dijital kapsayıcılığı ekonomik ve sosyal ilerlemenin temel bileşenlerinden biri olarak ele almakta; erişim, karşılanabilirlik, beceriler, güvenlik ve dijital yaşama anlamlı katılım arasındaki ilişkiye dikkat çekmektedir.8 Bu açıdan dijitalleşmenin sosyal sonuçları, teknolojinin ne kadar yaygınlaştığından çok, farklı grupların bu teknolojileri hangi koşullarda kullanabildiğiyle ilişkilidir. Dijital eğitim kaynaklarının yaygınlaşması, ancak öğrencilerin gerekli cihazlara ve bağlantıya sahip olması ve içerikleri kullanabilecek becerileri geliştirebilmesi durumunda eğitim fırsatlarını genişletebilmektedir. Benzer şekilde, kamu hizmetlerinin çevrim içi sunulması işlemleri kolaylaştırabilmekte; ancak yaşlılar, engelliler veya dijital becerileri sınırlı kişiler hizmetleri kullanmakta zorlanıyorsa erişim engelleri farklı bir biçimde devam edebilmektedir. Bu nedenle dijital hizmetlerin tasarımında erişilebilirliğin, kullanıcı ihtiyaçlarının ve güvenliğin gözetilmesi önem taşımaktadır.9, 10
Türkiye’deki göstergeler de internet erişimi ile dijital katılımın farklı boyutları arasındaki ayrımı ortaya koymaktadır. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2026 Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması’na göre 16-74 yaş grubunda internet kullanım oranı %92,3’e ulaşmıştır. Aynı araştırmada son 12 ay içinde e-devlet hizmetlerinden yararlananların oranı %76,0, internet üzerinden mal veya hizmet satın alanların oranı %60,0 ve çevrim içi öğrenme faaliyetine katılanların oranı %22,9 olarak açıklanmıştır.11 Türkiye’de internet kullanımı ile dijital hizmetlerden yararlanma düzeyini karşılaştırmalı olarak ortaya koyan temel göstergeler Tablo 2’de sunulmaktadır.
| Gösterge | Oran |
|---|---|
| İnternet kullanımı | %92,3 |
| E-devlet kullanımı | %76,0 |
| E-ticaret | %60,0 |
| Çevrim içi öğrenme | %22,9 |
Tablo 2. Türkiye’de Dijital Katılım Göstergeleri (2026)12
Dijital kapsayıcılık, kamu politikalarının yanı sıra kurumsal sürdürülebilirlik çalışmalarında da ele alınması gereken kritik bir konudur. Şirketlerin dijital hizmetlerinin farklı kullanıcı grupları tarafından kullanılabilirliğini değerlendirmesi, dijital beceri ihtiyaçlarını belirlemesi ve veri güvenliğini gözetmesi, dijital dönüşümün sosyal boyutunun yönetilmesine katkıda bulunmaktadır. Bununla birlikte, bir uygulamanın erişime açılması veya bir eğitim programının düzenlenmesi, tek başına sosyal etki oluştuğunu göstermemektedir. Hangi ihtiyaca yanıt verildiğinin, hangi grubun hedeflendiğinin ve uygulama sonucunda ne tür bir değişimin ortaya çıktığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle kullanıcı sayısı gibi çıktı göstergelerinin yanı sıra hizmetlerden yararlanma, eğitim ve istihdam olanaklarına erişim veya dijital engellerin azalması gibi sonuçların da izlenmesi önemlidir.
Yapay zeka ve diğer gelişen teknolojiler, dijital kapsayıcılığın önemini daha da artırmaktadır. Yapay zeka destekli araçlar bilgiye erişimi kolaylaştırma, eğitim içeriklerini farklı ihtiyaçlara göre uyarlama ve engelli bireylerin dijital ortama katılımını destekleme potansiyeli taşımaktadır. Öte yandan, bu araçların geliştirilmesinde kullanılan verilerin belirli grupları yeterince temsil etmemesi, dil desteğinin sınırlı olması veya teknolojik olanaklara erişimin eşitsiz dağılması mevcut farklılıkları derinleştirebilmektedir. BM’nin 2024 tarihli Küresel Dijital Mutabakat’ı, gelişen teknolojilerin sunduğu fırsatlarla birlikte risklerinin de ele alınması ve insan haklarının dijital ortamda korunması gerektiğini vurgulamaktadır.14 Bu çerçevede dijital kapsayıcılık, belirli bir erişim düzeyine ulaşıldığında tamamlanan bir hedef olarak görülmemelidir. Teknolojiler, kullanıcı alışkanlıkları ve hizmet sunum biçimleri değiştikçe yeni ihtiyaçlar ve engeller ortaya çıkabilmektedir. UNDP’nin dijital kapsayıcılık yaklaşımı da kamu, özel sektör ve sivil toplumun iş birliğini; hedef grupların ihtiyaçlarına duyarlı, sonuçları izlenebilir uygulamaların geliştirilmesini önermektedir.15 Dolayısıyla kapsayıcılık çalışmalarının düzenli olarak gözden geçirilmesi, farklı kullanıcı gruplarından geri bildirim alınması ve uygulamaların sonuçlarının izlenmesi önem taşımaktadır.
Dijital dönüşümün sosyal sürdürülebilirlik açısından başarısı, kaç kişinin internete bağlandığıyla sınırlı değildir. Asıl mesele, farklı grupların dijital dünyaya hangi koşullarda katılabildiği, bu katılımın hangi fırsatlara erişim sağladığı ve teknolojinin mevcut eşitsizlikler üzerindeki etkisidir. Dijital teknolojilerin toplumsal faydaya dönüşmesi; erişim, karşılanabilirlik, beceri, güvenlik ve anlamlı katılım koşullarının birlikte değerlendirilmesine bağlıdır. Dijital kapsayıcılık, bu yönüyle teknolojik ilerlemenin toplumsal gelişmeyle buluştuğu noktada yer almakta ve sosyal sürdürülebilirliğin giderek daha fazla önem kazanan boyutlarından biri olarak öne çıkmaktadır.
Dipnotlar:
1) International Telecommunication Union (ITU). (2025). Global Connectivity Report 2025. ICT Data and Analytics Division, ITU Telecommunication Development Bureau, Cenevre-İsviçre, s.8. Şu adresten erişilebilir: https://www.itu.int/dms_pub/itu-d/opb/ind/D-IND-ICT_MDD.GCR-2025-4-PDF-E.pdf. Son erişim tarihi: Ekim 2026.
2) Birleşmiş Milletler (UN). (2022). Implementing the Secretary-General’s Roadmap for Digital Cooperation. s.10. Şu adresten erişilebilir: https://www.un.org/digital-emerging-technologies/sites/www.un.org.techenvoy/files/Update_on_Roadmap_implementation_July_2022.pdf. Son erişim tarihi: Ekim 2026.
3) ITU, a.g.e., s.36.
4) ITU, a.g.e., s.36.
5) ITU. (2025). Facts and Figures 2025, The gender digital divide. Şu adresten erişilebilir: https://www.itu.int/itu-d/reports/statistics/2025/10/15/ff25-the-gender-digital-divide/. Son erişim tarihi: Ekim 2026.
6) ITU. (2025). Facts and Figures 2025, Internet use in urban and rural areas. Şu adresten erişilebilir: https://www.itu.int/itu-d/reports/statistics/2025/10/15/ff25-internet-use-in-urban-and-rural-areas/. Son erişim tarihi: Ekim 2026.
7) ITU, a.g.m.
8) United Nations Development Programme (UNDP). (2024). Digital Inclusion Playbook 2.0: From Access to Empowerment in a Dynamic World. UNDP Policy Centre, Singapur, s.21. Şu adresten erişilebilir: https://www.undp.org/sites/g/files/zskgke326/files/2024-09/digital_inclusion_playbook_2.0.pdf. Son erişim tarihi: Ekim 2026.
9) UN, a.g.k., s.2.
10) UNDP, a.g.e., ss.22-23, 26-27 ve s.60.
11) TÜİK. (2026). Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması, 2026. Şu adresten erişilebilir: https://veriportali.tuik.gov.tr/tr/press/58006. Son erişim tarihi: Ekim 2026.
12) TÜİK, a.g.k.
13) TÜİK, a.g.k.
14) UN, a.g.k.
15) UNDP, a.g.e., s.113.

