Escarus

Atıkların Modern Yöntemlerle Geri Dönüştürülmesi Önem Taşıyor

TSKB Sürdürülebilirlik Danışmanlığı Escarus Genel Müdürü Dr. Kubilay Kavak, “Atıkların modern yöntemlerle geri dönüştürülmesi iklim değişikliğine neden olan sera gazı emisyonlarının azaltımı için büyük önem taşıyor” dedi.

Paylaşım TarihiMart 18, 2021

Anadolu Ajansı

Gökhan Yıldız

İSTANBUL (AA) – Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB) Sürdürülebilirlik Danışmanlığı Escarus Genel Müdürü Dr. Kubilay Kavak, ‘Atıkların modern yöntemlerle geri dönüştürülmesi iklim değişikliğine neden olan sera gazı emisyonlarının azaltımı için büyük önem taşıyor.’ ifadelerini kullandı.

TSKB’den yapılan açıklamaya göre, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınması için öncü danışmanlık hizmetleri sunan Escarus, Küresel Geri Dönüşüm Vakfı tarafından ilan edilen Geri Dönüşüm Günü’nün önemine dikkati çekti.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Kavak, dünyada kentleşme, sanayileşme ve nüfus artışına bağlı olarak kaynaklar gittikçe artan bir oranda tüketildiği ve buna bağlı olarak atık miktarında büyük bir artış izlendiğini belirtti.

Türkiye’nin 2018 yılı toplam sera gazı emisyonu yaklaşık 520 milyon ton CO2 eşdeğerinde olmakla birlikte, söz konusu emisyonların yüzde 3,4’ünün atık kaynaklı olduğunu belirten Kavak, ‘Bu yüzden, atıkların modern yöntemlerle geri dönüştürülmesi iklim değişikliğine neden olan sera gazı emisyonlarının azaltımı için büyük önem taşıyor. Atık kaynaklı sera gazı emisyonlarının önlenmesi ve düşürülmesi için atık oluşumunun engellenmesi, azaltılması, atığın yeniden kullanılması, türüne göre ayrıştırılıp biriktirilmesi, toplanması, geri dönüştürülmesi, geri kazanılması gerekiyor.’ değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’de son yıllarda atıkları azaltma ve değerlendirme amaçlı birtakım çalışmalar yürütüldüğünü ifade eden Kavak, koronavirüs (Kovid-19) sürecinde atık yönetiminde belirginleşen eğilimlere de değindi.

Dünyada tedavi ve tedbir için kullanılan ürünlerin ve tüketim alışkanlıklarının değişmesiyle özelikle tıbbi atık, kağıt atığı ve plastik atık miktarlarında artış görüldüğünü belirten Kavak, Türkiye’nin uzun vadede atık miktarlarını azaltma ve en iyi şekilde değerlendirme yönünde önemli hedefleri bulunduğunu kaydetti.

Türkiye’de ve dünyada koronavirüs (Kovid-19) salgınının ilk aylarında hem dönüştürülen malzemelere olan talebin düşmesi nedeniyle hem de virüsten korunma amacıyla geri dönüşüm tesislerinde üretime bir süre ara verildiğini ancak bu durumun kısmen normale döndüğünü kaydeden Kavak, sözlerini şöyle sürdürdü:

Pandemi, bireylerin ve şirketlerin çevresel ve sosyal konulara daha fazla duyarlılık gösterdiği, sürdürülebilirliğe öncelik vermeye başladığı bir bilinçlenme dalgasını tetikledi. Bu süreçte, kişiler çevreye zararı olmayan, daha sürdürülebilir ürünler satın almaya yönelirken şirketler de iklim krizi, sıfır atık, verimlilik ve döngüsel ekonomi konularını merkeze almaya, hammadde ve kaynak kullanımını daha dikkatli bir şekilde gözden geçirmeye başladı.

Geri dönüştürülmüş ürünleri ham madde olarak kullanmak, birçok şirket için ulaşılması gereken bir hedef haline geldi. Escarus olarak ikinci el kıyafet toplama ve geri dönüşüm konusunda ulusal çapta bir proje yürüttük. Proje kapsamında mahalli idareler, çeşitli sivil toplum kuruluşları, vakıflar ve dernekler tarafından sokak ve caddelerin bazı noktalarına konumlandırılan kumbaralar aracılığıyla toplanan tekstil atıklarının niteliği ve miktarı üzerinde projeksiyonlar yaptık.

Kavak sözlerini şöyle tamamladı: ‘Süreçteki toplama, ayrıştırma, yeniden kullanma ve imha basamaklarını ayrı ayrı araştırdık. İkinci el tekstil ürünlerinin çevresel, sosyal ve ekonomik olarak en etkin biçimde yönetilmesi için farklı senaryolar üzerinde çalıştık. Bu çalışmaların sonucunda belirli yasal düzenlemelerin yapılmasıyla bu alanın önem kazanacağını ve zaman içinde güçlü bir ekonomi yaratacağını öngörüyoruz. Tekstil atıklarının geri dönüşüm sürecinin sistematik bir şekilde yönetilmesi durumunda; katma değerli yan ürünlerin çıkabileceğini ve buna yönelik bir endüstrinin gelişebileceğini, çevreye verilen zararların minimize edilebileceğini, döngüsel ekonomi yaklaşımı içinde kaynak kullanımının azaltılabileceğini ve elbette nitelikli istihdam imkânlarının yaratılabileceğini düşünüyoruz.