Paylaşım TarihiTemmuz 22, 2026
Küresel ölçekte iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında enerji, sanayi ve ulaşım gibi yüksek emisyonlu sektörlerde karbonsuzlaşma çalışmaları hız kazanırken, havacılık sektörü dönüşümü en güç alanlardan biri olarak öne çıkmaktadır. Günümüzde küresel karbondioksit (CO₂) emisyonlarının yaklaşık %2-3’ünden sorumlu olan sektörün, hava yolu taşımacılığına yönelik talebin artmaya devam etmesiyle birlikte önümüzdeki yıllarda emisyonlarını artırmayı sürdürmesi beklenmektedir.1 Uçak teknolojilerinde yakıt verimliliğinin artırılmasına yönelik önemli gelişmeler kaydedilmiş ve operasyonel iyileştirmeler sayesinde belirli kazanımlar elde edilmiş olsa da mevcut çalışmaların tek başına havacılık sektörünün uzun vadeli emisyon azaltım hedeflerini karşılaması olası değildir.2
Karayolu taşımacılığında elektrikli araçlar giderek yaygınlaşırken, havacılık sektöründe benzer ölçekte bir dönüşümün kısa vadede gerçekleşmesi mevcut teknolojik kısıtlar nedeniyle mümkün görünmemektedir. Ticari yolcu uçaklarının ihtiyaç duyduğu yüksek enerji yoğunluğunun mevcut batarya teknolojileriyle karşılanamaması ve hidrojen yakıtlı uçakların henüz geliştirme ve sertifikasyon süreçlerini sürdürüyor olması, sektörün yakın gelecekte sıfır emisyonlu alternatiflere tamamen yönelmesini zorlaştırmaktadır.3 Bu nedenle mevcut uçak filosu ve yakıt altyapısıyla uyumlu şekilde kullanılabilen düşük karbonlu yakıt çözümleri, havacılık sektörünün karbonsuzlaşmasında kritik bir araç olarak değerlendirilmektedir.4
Öne çıkan çözümlerin başında sürdürülebilir havacılık yakıtları (sustainable aviation fuels – SAF) gelmektedir. Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (International Civil Aviation Organization – ICAO), sürdürülebilir havacılık yakıtlarını yaşam döngüsü boyunca sera gazı emisyonlarını azaltan ve belirli sürdürülebilirlik kriterlerini karşılayan alternatif havacılık yakıtları olarak tanımlamaktadır.5 Mevcut uçaklarda herhangi bir teknik değişiklik gerektirmeden kullanılabilmeleri ve fosil bazlı jet yakıtlarına kıyasla önemli ölçüde emisyon azaltımı sağlayabilmeleri nedeniyle SAF’ların, 2050 net sıfır emisyon hedeflerine ulaşılmasında en önemli araçlardan biri olması beklenmektedir.6 Ancak bu potansiyelin hayata geçirilebilmesi; sürdürülebilir hammadde temininin sağlanmasına, üretim kapasitesinin artırılmasına, maliyetlerin düşürülmesine ve uygun politika mekanizmalarının geliştirilmesine bağlıdır.7
SAF Nedir?
SAF, yaşam döngüsü boyunca geleneksel fosil bazlı jet yakıtlarına kıyasla daha düşük sera gazı emisyonu oluşturan ve belirli sürdürülebilirlik kriterlerini karşılayan alternatif havacılık yakıtları olarak tanımlanmaktadır. ICAO tarafından yapılan tanıma göre SAF; yenilenebilir veya atık kaynaklardan elde edilen, yaşam döngüsü boyunca sera gazı emisyonlarını azaltan ve çevresel, sosyal, ekonomik sürdürülebilirlik kriterlerini karşılayan yakıtları ifade etmektedir.8
Sürdürülebilir havacılık yakıtlarını (bundan sonra metnin kalan kısımlarında çoğunlukla “SAF’lar” olarak kullanılacaktır) diğer alternatif yakıt seçeneklerinden ayıran en önemli özelliklerden biri, mevcut havacılık altyapısıyla uyumlu olmalarıdır. Literatürde “drop-in fuel” olarak tanımlanan bu özellik sayesinde SAF’lar, belirli karışım oranlarında geleneksel jet yakıtlarıyla birlikte kullanılabilmekte; mevcut uçak motorlarında, yakıt depolama sistemlerinde veya havaalanı altyapısında herhangi bir teknik değişiklik gerektirmemektedir. Bu özellik, yeni nesil uçak teknolojilerinin yaygınlaşmasının zaman alacağı düşünüldüğünde, SAF’ları kısa ve orta vadede uygulanabilir emisyon azaltım araçlarından biri haline getirmektedir.9
Bugüne kadar farklı hammaddeler ve üretim yöntemleri kullanılarak geliştirilen çeşitli SAF türleri uluslararası standartlar kapsamında sertifikalandırılmıştır. Sertifikalandırılan yakıtlar, geleneksel jet yakıtıyla belirli oranlarda harmanlanarak ticari uçuşlarda güvenli şekilde kullanılabilmektedir. Günümüzde en yaygın ticari uygulama, hidro-işlenmiş esterler ve yağ asitleri (Hydroprocessed Esters and Fatty Acids – HEFA) teknolojisiyle üretilen SAF’lar olmakla birlikte, Fischer-Tropsch (FT), Alcohol-to-Jet (ATJ) ve sentetik e-yakıtlar gibi farklı üretim yollarına yönelik çalışmalar da hızla devam etmektedir.10
SAF’ların havacılık sektöründeki önemini belirleyen temel unsur ise yalnızca alternatif bir yakıt olmaları değildir. Havacılık sektöründe kullanılan yakıtların değiştirilmesi, mevcut uçak filosunun yenilenmesine kıyasla çok daha kısa sürede uygulanabilecek bir emisyon azaltım yöntemidir. Bu nedenle birçok uluslararası senaryoda sürdürülebilir havacılık yakıtlarının, yeni nesil uçak teknolojileri yaygınlaşıncaya kadar sektörün karbonsuzlaşmasını destekleyecek en önemli araçlardan biri olacağı öngörülmektedir. Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (International Air Transport Association – IATA), ICAO ve Hava Taşımacılığı Eylem Grubu (Air Transport Action Group – ATAG) tarafından ortaya konulan net sıfır senaryoları da benzer bir yaklaşımı benimsemektedir. Bu senaryolarda; operasyonel iyileştirmeler, hava trafik yönetimindeki gelişmeler ve yeni nesil uçak teknolojileri emisyon azaltımına katkı sağlasa da toplam azaltımın en büyük bölümünün SAF’ların yaygınlaştırılmasıyla elde edilmesi beklenmektedir. Bazı senaryolarda SAF’ın 2050 yılına kadar gerçekleştirilecek toplam emisyon azaltımının yarısından fazlasını sağlayabileceği öngörülmektedir.11
SAF’ların iklim değişikliğiyle mücadelede sağlayacağı katkı yalnızca sera gazı emisyonlarının azaltılmasıyla sınırlı değildir. Yapılan çalışmalar, düşük aromatik ve düşük kükürt içerikleri sayesinde SAF kullanımının partikül madde ve sülfür oksit emisyonlarını azaltabildiğini, bunun da hava kalitesinin iyileştirilmesine katkı sağlayabildiğini ortaya koymaktadır. Ayrıca bazı SAF türlerinin yoğunlaşma izi (contrail) oluşumu üzerindeki etkileri sayesinde havacılığın CO₂ dışındaki iklim etkilerinin de azaltılmasına katkı sağlayabileceği belirtilmektedir.12 Ne var ki SAF’ların tek başına havacılık sektörünün tüm emisyon sorununu çözmesi beklenmemektedir. Akademik çalışmalar ve uluslararası kuruluşların yol haritaları, SAF’ların; operasyonel verimlilik uygulamaları, yeni nesil uçak teknolojileri, hidrojen ve elektrikli havacılık çözümleri ile birlikte değerlendirilmesi gereken bütüncül bir dönüşümün önemli bileşenlerinden biri olduğunu ortaya koymaktadır.13
SAF’lar Nasıl Üretilir?
SAF’lar, tek bir üretim yöntemi veya tek bir hammaddeye dayanmamaktadır. Aksine, farklı biyolojik ve yenilenebilir kaynakların çeşitli dönüşüm teknolojileri kullanılarak havacılık yakıtına dönüştürülmesiyle elde edilmektedir. Kullanılacak hammaddenin türü, üretim teknolojisi ve süreçte kullanılan enerji kaynağı; yakıtın çevresel performansını, üretim maliyetini ve ticari uygulanabilirliğini doğrudan etkilemektedir.14
Günümüzde SAF üretiminde kullanılan hammaddeler genel olarak atık bazlı kaynaklar, biyokütle kaynakları ve sentetik yakıt üretiminde kullanılan yenilenebilir girdiler olmak üzere üç ana grupta değerlendirilmektedir. Kullanılmış yemek yağları, hayvansal yağlar, tarımsal ve ormansal atıklar, belediye atıkları, enerji bitkileri ve mikroalgler en yaygın biyolojik hammaddeler arasında yer almaktadır. Bunun yanında yenilenebilir elektrik kullanılarak üretilmiş hidrojen ile yakalanmış (captured) karbondioksitin bir araya getirilmesiyle elde edilen sentetik yakıtlar da geleceğin önemli SAF seçenekleri arasında gösterilmektedir.15
Atık bazlı hammaddeler, mevcut atıkların değerlendirilmesine olanak sağlamaları ve ilave arazi kullanımına ihtiyaç duymamaları nedeniyle sürdürülebilirlik açısından öne çıkmaktadır. Özellikle kullanılmış yemek yağları (Used Cooking Oil – UCO), bugün ticari ölçekte SAF üretiminde en yaygın kullanılan hammaddelerden biridir. Bunun yanı sıra tarımsal artıklar, ormancılık faaliyetlerinden kaynaklanan biyokütle ve belediye kaynaklı organik atıklar da hem döngüsel ekonomiye katkı sağlamaları hem de fosil yakıtlara bağımlılığı azaltmaları nedeniyle önemli alternatifler olarak değerlendirilmektedir.16 Buna karşılık enerji bitkileri ve yağlı tohumlardan elde edilen hammaddeler daha yüksek üretim potansiyeli sunmalarına rağmen arazi kullanımı, su tüketimi ve gıda güvenliği üzerindeki olası etkileri nedeniyle dikkatle değerlendirilmektedir. Son yıllarda yapılan çalışmalar, bu nedenle ikinci ve üçüncü nesil biyokütle kaynakları ile atık bazlı hammaddelere yönelik araştırmaların hız kazandığına işaret etmektedir.17
SAF üretiminde kullanılan teknolojiler de en az hammaddeler kadar çeşitlilik göstermektedir. Günümüzde ticari olarak en yaygın kullanılan yöntem, HEFA teknolojisidir. Bu yöntemde bitkisel veya atık yağlar hidrojenle işlenerek jet yakıtı özelliklerine sahip hidrokarbonlara dönüştürülmektedir. Ticari olgunluk seviyesinin yüksek olması ve mevcut rafineri altyapısına uyarlanabilmesi nedeniyle HEFA, günümüzde küresel SAF üretiminin büyük bölümünü oluşturmaktadır.18 Fischer-Tropsch teknolojisi de üzerinde en fazla çalışılan üretim yöntemlerinden biridir. Bu yöntemde biyokütle veya çeşitli karbon kaynaklarından elde edilen sentez gazı, kimyasal reaksiyonlar sonucunda sıvı hidrokarbonlara dönüştürülmektedir. Özellikle tarımsal ve ormansal atıkların değerlendirilebilmesi bakımından önemli avantajlar sunan Fischer-Tropsch teknolojisinin, üretim ölçeği artırıldıkça ekonomik açıdan daha rekabetçi hale gelebileceği belirtilmektedir.19
Bir diğer üretim yöntemi olan Alcohol-to-Jet teknolojisi ise biyolojik veya sentetik yollarla üretilen alkollerin çeşitli kimyasal işlemlerden geçirilerek havacılık yakıtına dönüştürülmesine dayanmaktadır. Son yıllarda dikkat çeken Power-to-Liquid teknolojisinde ise yenilenebilir elektrik kullanılarak üretilen yeşil hidrojen, atmosferden veya endüstriyel tesislerden yakalanan karbondioksit ile birleştirilerek sentetik jet yakıtı elde edilmektedir. Fosil karbon yerine atmosferik karbonun kullanılması nedeniyle bu teknoloji, uzun vadede en düşük karbon ayak izine sahip üretim yollarından biri olarak görülmektedir.
Her üretim teknolojisinin çevresel ve ekonomik performansı birbirinden farklıdır. Kullanılan hammaddenin temin şekli, üretimde kullanılan enerji kaynağı, hidrojenin yenilenebilir kaynaklardan sağlanıp sağlanmadığı ve lojistik süreçler gibi birçok değişken, yaşam döngüsü boyunca sağlanan emisyon azaltımını doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle günümüzde yapılan araştırmalar yalnızca yeni üretim teknolojileri geliştirmeye değil, aynı zamanda farklı üretim yollarının çevresel ve ekonomik performanslarını karşılaştırmaya da odaklanmaktadır.20
Üretim teknolojilerindeki çeşitlilik, sürdürülebilir havacılık yakıtlarının tek tip bir ürün olmadığını; farklı hammadde ve proseslerin bir araya geldiği geniş bir yakıt ailesini temsil ettiğini göstermektedir. Bu durum farklı ülkelerin sahip oldukları doğal kaynaklar, tarımsal üretim yapıları ve sanayi altyapıları doğrultusunda kendilerine özgü SAF üretim modelleri geliştirebilmelerine olanak sağlamaktadır. Bununla birlikte hangi üretim yolunun uzun vadede daha sürdürülebilir ve ekonomik olacağı konusu, günümüzde akademik çalışmaların ve sektör yatırımlarının odak noktalarından biri olmaya devam etmektedir.21
SAF’ların Çevresel Faydaları
SAF’ların havacılık sektörünün karbonsuzlaşmasında öne çıkmasının temel nedeni, yalnızca fosil bazlı jet yakıtlarına alternatif olmaları değil, aynı zamanda yaşam döngüsü boyunca sera gazı emisyonlarını önemli ölçüde azaltma potansiyeline sahip bulunmalarıdır. Bu nedenle SAF’ın çevresel performansı değerlendirilirken yalnızca yakıtın uçak motorunda yanması sonucu oluşan emisyonlar değil; hammaddenin elde edilmesinden üretim, taşımacılık, dağıtım ve nihai kullanıma kadar tüm süreçler birlikte ele alınmaktadır. Geleneksel jet yakıtları ile karşılaştırıldığında sürdürülebilir havacılık yakıtlarının en önemli avantajı, üretimlerinde kullanılan biyolojik veya yenilenebilir kaynaklar sayesinde karbon döngüsünün daha düşük emisyonlarla gerçekleşmesidir. Özellikle atık bazlı hammaddelerden üretilen SAF’lar, fosil karbonun atmosfere ilave edilmesini önleyerek yaşam döngüsü boyunca önemli ölçüde emisyon azaltımı sağlayabilmektedir. Ancak bu azaltım oranı kullanılan hammaddenin türüne, üretim teknolojisine ve süreçte kullanılan enerji kaynağına bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Literatürde yer alan yaşam döngüsü analizleri, bazı SAF üretim yollarının geleneksel jet yakıtlarına kıyasla sera gazı emisyonlarını %80’in üzerinde azaltabildiğini, hatta karbon yakalama ve depolama teknolojileriyle birlikte değerlendirilen bazı üretim yollarında net negatif emisyonlara ulaşılabileceğini göstermektedir. Özellikle kullanılmış yemek yağlarından üretilen HEFA yakıtları ile biyokütlenin karbon yakalama teknolojileriyle birlikte kullanıldığı Fischer-Tropsch süreçleri, en yüksek emisyon azaltım potansiyeline sahip üretim yolları arasında gösterilmektedir.22
SAF’ların çevresel katkısı yalnızca karbondioksit emisyonlarının azaltılmasıyla sınırlı değildir. SAF’ların düşük aromatik bileşik ve düşük kükürt içerikleri sayesinde partikül madde (PM) ve sülfür dioksit (SO₂) emisyonlarının da önemli ölçüde azaltılabildiği belirtilmektedir. Buna karşın azot oksit (NOₓ) emisyonlarında geleneksel jet yakıtlarına kıyasla belirgin bir değişim gözlenmemekte, bu emisyonların daha çok motor tasarımı ve çalışma koşullarından etkilendiği ifade edilmektedir.23
Partikül madde emisyonlarındaki azalma, yalnızca hava kalitesi açısından değil, havacılığın iklim üzerindeki dolaylı etkileri bakımından da önem taşımaktadır. Uçak motorlarından atmosfere salınan partiküller, yüksek irtifada oluşan yoğunlaşma izlerinin (contrails) meydana gelmesinde rol oynayan unsurlardan biridir. Yapılan çalışmalar, SAF kullanımının daha düşük partikül emisyonları sayesinde contrail oluşumunu ve buna bağlı iklim etkilerini azaltabileceğini ortaya koymaktadır. Contrail kaynaklı etkiler, havacılığın yalnızca CO₂ emisyonlarından ibaret olmadığını hatırlatmaktadır. Uçakların yüksek irtifada oluşturdukları yoğunlaşma izleri ve bunların zamanla sirüs bulutlarına dönüşmesi, atmosferde ilave ısı tutulmasına neden olabilmektedir. Son yıllarda yapılan çalışmalar, sadece belirli uçuşlarda stratejik olarak kullanılması durumunda bile, sınırlı miktardaki SAF arzıyla iklim üzerindeki toplam etkinin önemli ölçüde azaltılabileceğini göstermektedir.24
Diğer taraftan SAF’ların çevresel performansı, kullanılan hammaddenin sürdürülebilirliğinden bağımsız olarak değerlendirilememektedir. Arazi kullanım değişiklikleri, su tüketimi, biyolojik çeşitlilik üzerindeki etkiler ve üretimde kullanılan enerjinin kaynağı gibi unsurlar, yakıtların gerçek çevresel faydasını doğrudan etkileyebilmektedir. Bu nedenle uluslararası sürdürülebilirlik kriterleri, yalnızca emisyon azaltımını değil; doğal kaynakların korunması, gıda güvenliğinin desteklenmesi ve ekosistemler üzerindeki olası etkilerin sınırlandırılmasını da dikkate almaktadır.25
Sürdürülebilir havacılık yakıtlarının çevresel performansı tek bir gösterge üzerinden değerlendirilememektedir. Yaşam döngüsü emisyonları başta olmak üzere hava kirleticileri, doğal kaynak kullanımı ve hammadde sürdürülebilirliği birlikte ele alındığında, SAF’ların uygun üretim yöntemleri ve sürdürülebilir hammadde kaynaklarıyla kullanılması halinde havacılık sektörünün çevresel etkilerinin azaltılmasına önemli katkı sağlayabileceği anlaşılmaktadır.26
Zorluklar ve Engeller
SAF’lar havacılık sektörünün karbonsuzlaşmasında en önemli araçlardan biri olarak görülse de günümüzde kullanımın yaygınlaşmasını sınırlandıran çeşitli teknik, ekonomik ve yapısal zorluklar bulunmaktadır. Üretim teknolojilerinde kaydedilen ilerlemelere rağmen mevcut SAF üretim kapasitesi, küresel havacılık sektörünün yakıt ihtiyacını karşılamaktan henüz oldukça uzaktır. Bu nedenle sektörün net sıfır hedeflerine ulaşabilmesi için üretim hacminin önemli ölçüde artırılması gerektiği vurgulanmaktadır.27
SAF’ların yaygınlaşmasının önündeki en önemli engellerden biri üretim maliyetidir. Günümüzde birçok SAF’ın imalatı, geleneksel jet yakıtına kıyasla daha yüksek maliyetlerle gerçekleştirilmektedir. Üretim süreçlerinde kullanılan ileri teknolojiler, yenilenebilir hidrojen ihtiyacı, hammadde maliyetleri ve sınırlı üretim ölçeği bu farkın temel nedenleri arasında yer almaktadır. Üretim kapasitesinin artması, teknolojilerin olgunlaşması ve süreç verimliliğinin yükselmesiyle birlikte maliyetlerin düşmesi beklenmektedir; yine de mevcut koşullarda SAF’ların üretim maliyetlerindeki görece yükseklik önemli bir sorun olarak değerlendirilmektedir.28
Üretim maliyetlerini etkileyen bir diğer unsur ise kullanılan hammaddelerin teminidir. Özellikle kullanılmış yemek yağları ve hayvansal yağlar gibi bugün ticari üretimde yaygın olarak kullanılan hammaddelerin arzı sınırlıdır. SAF talebinin hızla artması halinde yalnızca mevcut atık kaynaklara dayalı bir üretim modeliyle sektörün ihtiyaç duyduğu yakıt miktarına ulaşılması mümkün görünmemektedir. Bu nedenle farklı biyokütle kaynaklarının ve sentetik yakıt teknolojilerinin geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır.29 Hammadde çeşitliliğinin artırılması ise beraberinde farklı sürdürülebilirlik tartışmalarını gündeme getirmektedir. Enerji bitkileri gibi birinci nesil biyokütle kaynaklarının yaygın şekilde kullanılması; arazi kullanımı, su tüketimi ve gıda güvenliği üzerindeki olası etkileri nedeniyle eleştirilmektedir. Bu nedenle son yıllarda yapılan çalışmalar, tarımsal artıklar, orman kalıntıları, belediye atıkları ve mikroalgler gibi ikinci ve üçüncü nesil hammaddelere daha fazla odaklanmaktadır.30
Üretim teknolojileri açısından bakıldığında ise farklı SAF üretim seçeneklerinin çevresel performansları kadar teknolojik olgunluk seviyeleri de birbirinden farklıdır. HEFA teknolojisi günümüzde ticari ölçekte uygulanabilen en gelişmiş üretim yöntemi olarak öne çıkarken, Fischer-Tropsch, Alcohol-to-Jet ve Power-to-Liquid gibi teknolojiler önemli bir potansiyel taşımalarına rağmen daha yüksek yatırım maliyetleri ve ölçeklenme gereksinimleriyle karşı karşıyadır.31 SAF’ların yaygınlaşmasını etkileyen bir diğer unsur ise üretim zincirinin bütüncül olarak planlanmasıdır. Hammaddenin temin edilmesi, taşınması, işlenmesi ve son kullanıcıya ulaştırılması süreçlerinin her biri hem maliyet hem de çevresel performans üzerinde belirleyici bir rol oynamaktadır. Özellikle geniş coğrafyalara yayılan biyokütle kaynaklarının etkin biçimde toplanması ve uygun lojistik ağlarının kurulması, SAF üretiminin ekonomik açıdan sürdürülebilir hale gelmesinde kritik öneme sahiptir.32
Uluslararası sertifikasyon süreçleri ve sürdürülebilirlik kriterleri de sektör açısından önemli bir gereklilik oluşturmaktadır. Üretilen yakıtın yalnızca teknik olarak kullanılabilir olması yeterli görülmemekte; yaşam döngüsü sera gazı emisyonlarının doğrulanması, hammaddenin sürdürülebilir kaynaklardan elde edildiğinin ispat edilmesi ve uluslararası standartlara uygunluğunun belgelenmesi beklenmektedir. Bu gereklilikler çevresel bütünlüğün korunması açısından önemli olmakla birlikte, üreticiler açısından ilave maliyet ve süreç yönetimi ihtiyacını da beraberinde getirmektedir.33
Tüm bu zorluklara rağmen uluslararası kuruluşlar ve akademik çalışmalar, SAF’ların havacılık sektörünün karbonsuzlaşmasındaki rolünün giderek güçleneceği konusunda ortak bir görüş ortaya koymaktadır. Ancak bu dönüşümün gerçekleşebilmesi için yalnızca teknolojik gelişmeler yeterli olmayacak; üretim kapasitesini artıracak yatırımların desteklenmesi, sürdürülebilir hammadde kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve kamu politikalarının sektörün gelişimini teşvik edecek şekilde tasarlanması da kritik önem taşıyacaktır.34
Dünyada SAF’lara Yönelik Düzenlemeler
SAF’ların yaygınlaştırılması yalnızca teknolojik gelişmelere bağlı değildir. Üretim kapasitesinin artırılması, maliyetlerin düşürülmesi ve sektör genelinde ortak standartların oluşturulması amacıyla birçok ülke ve uluslararası kuruluş son yıllarda SAF kullanımını destekleyen düzenlemeler geliştirmiştir. Bu düzenlemeler; sürdürülebilirlik kriterlerinin belirlenmesinden zorunlu kullanım hedeflerine, finansal teşviklerden sertifikasyon süreçlerine kadar geniş bir çerçeveyi kapsamaktadır.35
Uluslararası düzeyde en önemli mekanizmalardan biri, ICAO tarafından geliştirilen Karbon Dengeleme ve Azaltma Programı (Carbon Offsetting and Reduction Scheme for International Aviation – CORSIA)’dır. CORSIA kapsamında havayolu işletmeleri, uluslararası uçuşlardan kaynaklanan karbon emisyonlarını dengelemek amacıyla karbon kredilerinin yanı sıra belirli sürdürülebilirlik kriterlerini karşılayan havacılık yakıtlarını da kullanabilmektedir. Bu kapsamda kullanılacak yakıtların yaşam döngüsü emisyonları, sürdürülebilirlik kriterleri ve sertifikasyon süreçleri ICAO tarafından belirlenen standartlara uygun olmak zorundadır. ICAO tarafından oluşturulan küresel çerçeve yalnızca emisyon azaltımını değil, aynı zamanda farklı ülkelerde ortak bir sürdürülebilirlik yaklaşımının benimsenmesini de hedeflemektedir. Bu doğrultuda sürdürülebilir hammadde kaynaklarının kullanılması, yaşam döngüsü emisyonlarının hesaplanması ve uluslararası geçerliliğe sahip sertifikasyon sistemlerinin uygulanması CORSIA’nın temel bileşenleri arasında yer almaktadır. Günümüzde ICAO tarafından onaylanan sürdürülebilirlik sertifikasyon sistemleri ve yaşam döngüsü metodolojileri, dünya genelinde SAF ticaretinin ortak referans noktası olarak kabul edilmektedir.36
Uluslararası düzenlemelerin yanı sıra bölgesel politikalar da SAF pazarının gelişiminde önemli rol oynamaktadır. Avrupa Birliği tarafından yürürlüğe konulan ReFuelEU Aviation düzenlemesi, havacılık yakıtı tedarikçilerinin belirli oranlarda sürdürülebilir havacılık yakıtı arz etmesini zorunlu hale getirmektedir. Düzenleme ile SAF kullanımının kademeli olarak artırılması, üretim yatırımlarının teşvik edilmesi ve Avrupa genelinde ortak bir pazar oluşturulması amaçlanmaktadır. Ayrıca düzenleme kapsamında sentetik havacılık yakıtlarının kullanımının da uzun vadede artırılması hedeflenmektedir.37
Düzenlemelerin temel amacı sadece emisyonları azaltmak değildir. Aynı zamanda yatırımcılar ve üreticiler açısından öngörülebilir bir pazar oluşturarak yeni üretim tesislerinin kurulması, teknolojik gelişmelerin hızlandırılması ve ölçek ekonomisinin sağlanması hedeflenmektedir. Akademik çalışmalar da uzun vadeli politika mekanizmalarının ve finansal teşviklerin bulunmadığı senaryolarda SAF üretiminin fosil bazlı jet yakıtlarıyla ekonomik olarak rekabet etmesinin güç olduğunu ortaya koymaktadır.38
Türkiye’deki Gelişmeler
Türkiye’de sürdürülebilir havacılık yakıtlarına yönelik çalışmalar son yıllarda hem düzenleyici kurumlar hem de sektör paydaşları nezdinde hız kazanmıştır. Avrupa Birliği’nin ReFuelEU Aviation düzenlemesi, ICAO’nun CORSIA mekanizması ve küresel net sıfır hedefleri doğrultusunda kamu kurumları, rafineri şirketleri ve havayolu işletmeleri SAF kullanımını ve yerli üretim kapasitesini artırmaya yönelik çeşitli adımlar atmaktadır. Bu kapsamda Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) tarafından hazırlanan Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı Talimatı (SHT-SAF) 2025 yılında yürürlüğe girmiştir. Talimat ile birlikte uluslararası uçuşlardan kaynaklanan sera gazı emisyonlarının azaltılması amacıyla kullanılacak sürdürülebilir havacılık yakıtlarının teknik standartları ve uygulama esasları belirlenmiş, havayolu işletmeleri ile yakıt tedarikçilerine yönelik yükümlülükler tanımlanmıştır. Düzenleme, ICAO hedefleriyle uyumlu şekilde 2026 yılından itibaren kademeli olarak uygulanacak emisyon azaltım hedeflerini de içermektedir.39
Türkiye’de sürdürülebilir havacılık yakıtlarının yaygınlaştırılmasına yönelik en dikkat çekici gelişmelerden biri, enerji ve havacılık sektörleri arasında kurulan stratejik iş birlikleridir. Bu kapsamda Tüpraş ile Türk Hava Yolları arasında imzalanan iyi niyet anlaşmasıyla, Tüpraş’ın İzmir Rafinerisi’nde üretmeyi planladığı sürdürülebilir havacılık yakıtının Türk Hava Yolları’na tedarik edilmesi hedeflenmektedir. Bu anlaşma, Türk Hava Yolları’nın yurt içinde gerçekleştirdiği ilk SAF tedarik iş birliği olması açısından önem taşımaktadır. Ayrıca Tüpraş’ın, Türkiye’nin en büyük jet yakıtı tedarikçilerinden biri olması nedeniyle söz konusu iş birliğinin yerli SAF ekosisteminin gelişimine önemli katkı sağlaması beklenmektedir.40
Benzer şekilde Tüpraş ile Pegasus Hava Yolları arasında da sürdürülebilir havacılık yakıtı alanında iyi niyet anlaşması imzalanmıştır. İş birliği kapsamında taraflar, Türkiye’de SAF üretiminin geliştirilmesi ve Pegasus’un operasyonlarında yerli SAF kullanımının artırılması amacıyla birlikte çalışmayı hedeflemektedir. Bu tür iş birlikleri, yalnızca yakıt tedarikine değil, aynı zamanda Türkiye’de oluşacak SAF değer zincirinin geliştirilmesine yönelik önemli adımlar olarak değerlendirilmektedir.41
Havayolu şirketleri de operasyonlarında SAF kullanımını artırmaya yönelik uygulamalarını genişletmektedir. Pegasus Hava Yolları, iç hat uçuşlarında SAF kullanımını artırmaya yönelik çalışmalar yürüttüğünü ve ulusal ile uluslararası düzenlemeler doğrultusunda SAF kullanımını kademeli olarak yaygınlaştırmayı hedeflediğini açıklamıştır. Şirket ayrıca Türkiye’de SAF üretiminin geliştirilmesine yönelik sektör paydaşlarıyla iş birliklerini sürdürmektedir.42
Türkiye’de atılan bu adımlar, sürdürülebilir havacılık yakıtlarının yalnızca uluslararası düzenlemelere uyum amacıyla değil, aynı zamanda yerli üretim kapasitesinin geliştirilmesi ve havacılık sektörünün uzun vadeli rekabetçiliğinin artırılması açısından da stratejik bir öneme sahip olduğunu göstermektedir. Üretim kapasitesinin artırılması, sürdürülebilir hammadde kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve maliyetlerin düşürülmesine yönelik yatırımlar, Türkiye’de SAF ekosisteminin gelişimi açısından önümüzdeki dönemin temel çalışma alanları olmaya devam edecektir.
Sonuç Yerine
Havacılık sektörü, mevcut teknolojik kısıtlar nedeniyle karbonsuzlaştırılması en güç sektörlerden biri olmaya devam etmektedir. Bu nedenle sürdürülebilir havacılık yakıtları, mevcut uçak filosu ve yakıt altyapısıyla uyumlu olmaları sayesinde sektörün kısa ve orta vadeli emisyon azaltım hedeflerine ulaşmasında önemli bir araç olarak öne çıkmaktadır. Yaşam döngüsü boyunca sera gazı emisyonlarını azaltma potansiyelleri, hava kirleticiler üzerindeki olumlu etkileri ve mevcut sistemlere entegre edilebilmeleri, SAF’ları havacılık sektörünün düşük karbonlu dönüşümünde kritik bir konuma taşımaktadır. Bununla birlikte, sürdürülebilir havacılık yakıtlarının yaygınlaşması yalnızca teknolojik gelişmelere bağlı değildir. Üretim kapasitesinin artırılması, sürdürülebilir hammadde kaynaklarının güvence altına alınması, maliyetlerin düşürülmesi ve uluslararası düzenlemelerle uyumlu politika mekanizmalarının geliştirilmesi, SAF potansiyelinin hayata geçirilmesinde belirleyici olacaktır.
Önümüzdeki dönemde havacılık sektörünün net sıfır emisyon hedeflerine ulaşması; sürdürülebilir havacılık yakıtlarının yanı sıra operasyonel verimlilik uygulamaları, yeni nesil uçak teknolojileri ve diğer düşük karbonlu çözümlerin birlikte değerlendirilmesini gerektirecektir. Bu bütüncül dönüşüm içerisinde SAF’ların, havacılık sektörünün daha sürdürülebilir bir geleceğe geçişinde temel yapı taşlarından biri olmaya devam etmesi beklenmektedir.
Dipnotlar:
1) Raman, R., Gunasekar, S., Dávid, L. D., Rahmat, A. F., & Nedungadi, P. (2024). Aligning sustainable aviation fuel research with sustainable development goals: Trends and thematic analysis. Energy Reports, 12, 2642–2652. Şu adresten erişilebilir: https://doi.org/10.1016/j.egyr.2024.08.076. Son erişim tarihi: Temmuz 2026.
2) Braun, M., Grimme, W., & Oesingmann, K. (2024). Pathway to net zero: Reviewing sustainable aviation fuels, environmental impacts and pricing. Journal of Air Transport Management, 117, 102580. Şu adresten erişilebilir: https://doi.org/10.1016/j.jairtraman.2024.102580. Son erişim tarihi: Temmuz 2026.
3) Song, Z., Li, Z., & Liu, Z. (2024). Comparison of Emission Properties of Sustainable Aviation Fuels and Conventional Aviation Fuels: A Review. Applied Sciences, 14(13), 5484. https://doi.org/10.3390/app14135484. Son erişim tarihi: Temmuz 2026.
4) International Civil Aviation Organization (ICAO). (2023). ICAO Global Framework for SAF, LCAF and Other Aviation Cleaner Energies. Şu adresten erişilebilir: https://www.icao.int/environmental-protection/global-framework-saf-lcaf-cleaner-energies. Son erişim tarihi: Temmuz 2026.
5) ICAO. (2026). Guidance on Potential Policies and Coordinated Approaches for the Deployment of Sustainable Aviation Fuels (Version 4). ICAO Committee on Aviation Environmental Protection (CAEP). Şu adresten erişilebilir: https://www.icao.int/sites/default/files/environmental-protection/Documents/Guidance-on-SAF-policies-Version-4.pdf. Son erişim tarihi: Temmuz 2026.
6) ICAO (2023), a.g.e.
7) Wandelt, S., Zhang, Y. ve Sun, X. (2025). Sustainable aviation fuels: A meta-review of surveys and key challenges. Journal of the Air Transport Research Society, 4, 100056. https://doi.org/10.1016/j.jatrs.2024.100056. Son erişim tarihi: Temmuz 2026.
8) ICAO (2026), a.g.e.
9) Braun et. al., a.g.m.
10) Khujamberdiev, R. ve Cho, H. M. (2024). Biofuels in Aviation: Exploring the Impact of Sustainable Aviation Fuels in Aircraft Engines. Energies, 17(11), 2650. https://doi.org/10.3390/en17112650. Son erişim tarihi: Temmuz 2026.
11) Braun et. al., a.g.m.
12) Song et. al., a.g.m.
13) ICAO (2023), a.g.e.
14) Yang, F. ve Yao, Y. (2025). Sustainable Aviation Fuel Pathways: Emissions, Costs and Uncertainty. Resources, Conservation & Recycling, 215, 108124. https://doi.org/10.1016/j.resconrec.2025.108124. Son erişim tarihi: Temmuz 2026.
15) Zahid, I., Nazir, M. H., Chiang, K., Christo, F., & Ameen, M. (2024). Current outlook on sustainable feedstocks and processes for sustainable aviation fuel production. Current Opinion in Green and Sustainable Chemistry, 49, 100959. https://doi.org/10.1016/j.cogsc.2024.100959. Son erişim tarihi: Temmuz 2026.
16) Khujamberdiev et. al., a.g.m.
17) Raman et. al., a.g.m.
18) Khujamberdiev et. al., a.g.m.
19) Chireshe, F., Petersen, A. M., Ravinath, A., Mnyakeni, L., Ellis, G., Viljoen, H., Vienings, E., Wessels, C., Stafford, W. H. L., Bole-Rentel, T., Reeler, J., & Gorgens, J. F. (2025). Cost-effective sustainable aviation fuel: Insights from a techno-economic and logistics analysis. Renewable and Sustainable Energy Reviews, 210, 115157. https://doi.org/10.1016/j.rser.2024.115157. Son erişim tarihi: Temmuz 2026.
20) Yang et. al., a.g.m.
21) Wandelt et. al., a.g.m.
22) Yang et. al., a.g.m.
23) Song et. al., a.g.m.
24) Teoh, R., Schumann, U., Voigt, C., Schripp, T., Shapiro, M., Engberg, Z., Molloy, J., Koudis, G., & Stettler, M. E. J. (2022). Targeted use of sustainable aviation fuel to maximize climate benefits. Environmental Science & Technology, 56(24), 17246–17255. https://doi.org/10.1021/acs.est.2c05781. Son erişim tarihi: Temmuz 2026.
25) ICAO (2026), a.g.e.
26) Khujamberdiev et. al., a.g.m.
27) Wandelt et. al., a.g.m.
28) Chireshe et. al., a.g.m.
29) Zahid et. al., a.g.m.
30) Khujamberdiev et. al., a.g.m.
31) Yang et. al., a.g.m.
32) Chireshe et. al., a.g.m.
33) ICAO (2026), a.g.m.
34) Wandelt et. al., a.g.m.
35) ICAO (2023), a.g.e.
36) International Civil Aviation Organization. (2023). Annex 16 to the Convention on International Civil Aviation: Environmental Protection, Volume IV – Carbon Offsetting and Reduction Scheme for International Aviation (CORSIA) (2nd ed.). ICAO. Şu adresten erişilebilir: https://elibrary.icao.int/reader/229739/&returnUrl%3DaHR0cHM6Ly9lbGlicmFyeS5pY2FvLmludC9wcm9kdWN0LzIyOTczOQ%3D%3D?productType=ebook. Son erişim tarihi: Temmuz 2026.
37) European Parliament & Council of the European Union. (2023). Regulation (EU) 2023/2405 of the European Parliament and of the Council of 18 October 2023 on ensuring a level playing field for sustainable air transport (ReFuelEU Aviation) (Text with EEA relevance). Official Journal of the European Union, L 2023/2405. Şu adresten erişilebilir: https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/PDF/?uri=OJ:L_202302405. Son erişim tarihi: Temmuz 2026.
38) Chireshe et. al., a.g.m.
39) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü. (2025). Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı Talimatı (SHT-SAF). Şu adresten erişilebilir: https://web.shgm.gov.tr/documents/sivilhavacilik/files/mevzuat/sektorel/talimatlar/SHT%2BSAF.pdf. Son erişim tarihi: Temmuz 2026.
40) Tüpraş. (2025). Tüpraş ve THY’den sürdürülebilirlikte güç birliği: Sürdürülebilir havacılık yakıtına yönelik iyi niyet anlaşması. Şu adresten erişilebilir: https://www.tupras.com.tr/tr/basin-bultenleri/tupras-thy-surdurulebilirlik-saf?utm_source=chatgpt.com. Son erişim tarihi: Temmuz 2026.
41) Tüpraş. (2025). Pegasus Hava Yolları ve Tüpraş’tan sürdürülebilir havacılık için güç birliği. Şu adresten erişilebilir: https://www.tupras.com.tr/tr/basin-bultenleri/pegasus-hava-yollari-ve-tuprastan-surdurulebilir-havacilik-icin-guc-birligi. Son erişim tarihi: Temmuz 2026.
42) Pegasus Hava Yolları. (2023). Pegasus, iç hat uçuşlarında sürdürülebilir havacılık yakıtı (SAF) kullanımını artırıyor. Şu adresten erişilebilir: https://www.flypgs.com/basin-bultenleri/pegasus-ic-hat-ucuslarinda-surdurulebilir-havacilik-yakiti-saf-kullanimini-artiriyor. Son erişim tarihi: Temmuz 2026.

