Escarus

Sürdürülebilir Ürünlerin Geleceği: Eko-Tasarım

Paylaşım TarihiOcak 19, 2026

Eko-tasarım yaklaşımı, bir ürünün çevresel etkilerinin yalnızca üretim veya kullanım aşamalarıyla sınırlı olmadığını; hammadde çıkarımından üretime, dağıtıma, kullanıma ve kullanım ömrü sonuna kadar uzanan tüm yaşam döngüsü boyunca bütüncül biçimde değerlendirilmesi gerektiğini esas almaktadır. Bu yaklaşım, sürdürülebilirliği ürüne sonradan eklenen bir özellik olmaktan çıkararak ürünün “DNA’sına” işleyen temel bir tasarım ilkesi hâline getirmektedir.1 Bu nedenle günümüzde sürdürülebilirlik tartışmaları, “nasıl üretiyoruz?” sorusu kadar “nasıl tasarlıyoruz?” sorusu etrafında da şekillenmektedir.2

Uzun yıllar boyunca sürdürülebilirlik uygulamaları ağırlıklı olarak üretim süreçleri, enerji tüketimi ve atık yönetimi gibi operasyonel aşamalara odaklanmıştır. Ancak artan çevresel baskılar, kaynak kıtlığı ve düzenleyici çerçevelerin kapsamının genişlemesi, sürdürülebilirlik politikalarının ürünün henüz üretilmediği bir aşamaya tasarım sürecine taşınmasını zorunlu kılmıştır.3 Günümüzde bir ürünün çevresel etkilerinin önemli bir bölümünün üretim başlamadan önce alınan tasarım kararlarıyla belirlendiği, hem bilimsel çalışmalar hem de politika belgeleriyle açık biçimde ortaya konulmaktadır.4

Bu dönüşümün en somut düzenleyici yansımalarından biri, Avrupa Birliği tarafından kabul edilen Ecodesign for Sustainable Products Regulation (Sürdürülebilir Ürünler İçin Eko-tasarım Tüzüğü –  ESPR) olmuştur. Avrupa Komisyonu, ESPR kapsamında ürünlerin çevresel performansının yalnızca kullanım aşamasındaki enerji tüketimiyle sınırlı olmadığını; ürünün tasarımında belirlenen dayanıklılık, onarılabilirlik, yeniden kullanılabilirlik ve geri dönüştürülebilirlik gibi özelliklerin ürünün tüm yaşam döngüsü boyunca ortaya çıkan çevresel etkiler üzerinde belirleyici rol oynadığını açık biçimde vurgulamaktadır.5 Bu çerçevede sürdürülebilirlik dönüşümünün üretim hattında değil, tasarım masasında başlaması gerektiği ifade edilmektedir.

Eko-tasarım yaklaşımı, aynı zamanda Avrupa Birliği’nin Döngüsel Ekonomi Eylem Planı ile doğrudan ilişkilidir. Döngüsel ekonomi politikaları kapsamında ürünlerin daha uzun ömürlü olacak şekilde tasarlanması, kaynak kullanımının azaltılması ve değer zinciri boyunca çevresel etkilerin minimize edilmesi temel hedefler arasında yer almaktadır. Eko-tasarım bu bağlamda doğrusal “al–üret–at” modelinden döngüsel iş modellerine geçişi mümkün kılan stratejik bir politika aracı olarak konumlandırılmaktadır.6

European Environment Agency (Avrupa Çevre Ajansı – EEA) tarafından yayımlanan değerlendirmeler de ürün tasarımının döngüsel ekonomi hedeflerine ulaşmadaki kritik rolünü ortaya koymaktadır. Tasarım aşamasında yapılan iyileştirmelerin; atık oluşumunun önlenmesi, kaynak verimliliğinin artırılması ve ürünlerin yaşam döngüsü boyunca çevresel etkilerinin azaltılması açısından en etkili müdahale alanlarından biri olduğu vurgulanmaktadır.7 Bu durum, tasarım kararlarının çevresel performans üzerinde çoğu zaman sonradan telafi edilmesi mümkün olmayan etkiler yarattığını göstermektedir.

Eko-Tasarımın Mevzuat Temelli Evrimi

Avrupa Birliği’nde eko-tasarım kavramı, ilk kez bağlayıcı bir mevzuat çerçevesine 2009/125/EC sayılı Ecodesign Directive (Ekotasarım Direktifi) ile kavuşmuştur. Bu Direktif başlangıçta enerjiyle ilişkili ürünlere odaklanmış ve temel olarak enerji verimliliğinin artırılmasını hedeflemiştir. Elektrikli ev aletleri, aydınlatma ürünleri ve sanayi ekipmanları gibi ürün gruplarında asgari enerji performans gereklilikleri belirlenmiş; bu yönüyle eko-tasarım uzun süre enerji politikalarının bir uzantısı olarak ele alınmıştır.8

Ancak zaman içerisinde enerji verimliliği odaklı bu yaklaşımın, ürünlerin çevresel etkilerini bütüncül biçimde ele almakta yetersiz kaldığı görülmüştür. Hammadde kullanımı, ürün ömrünün kısalığı, onarım olanaklarının sınırlı olması ve atık oluşumu gibi enerji dışı çevresel etkiler, Avrupa Birliği’nin döngüsel ekonomi hedefleri açısından kritik risk alanları olarak değerlendirilmiştir. Bu çerçevede eko-tasarım yaklaşımı, yalnızca enerji tüketimini değil, ürünlerin tüm yaşam döngüsü boyunca kaynak kullanımını ve çevresel ayak izini kapsayacak şekilde yeniden ele alınmıştır.9

Bu dönüşümün somut karşılığı, 18 Temmuz 2024 tarihinde yürürlüğe giren Regulation (EU) 2024/1781, yani Sürdürülebilir Ürünler İçin Ekotasarım Tüzüğü (ESPR) olmuştur. ESPR ile birlikte eko-tasarım, enerjiyle ilişkili ürünlerin ötesine taşınarak neredeyse tüm fiziksel ürün gruplarını kapsayan yatay bir düzenleme hâline gelmiştir.10 Bu yeni çerçevede ürünlerin çevresel performansı; malzeme verimliliği, dayanıklılık, onarılabilirlik, yeniden kullanım potansiyeli ve geri dönüştürülebilirlik gibi kriterler üzerinden değerlendirilmektedir.

Dijital Ürün Pasaportu ve Şeffaflık Dönemi

ESPR’nin en dikkat çekici yeniliklerinden biri, Dijital Ürün Pasaportu (Digital Product Passport – DPP) uygulamasıdır. DPP, ürünlere ilişkin çevresel, teknik ve döngüsellik bilgilerinin dijital ortamda erişilebilir olmasını amaçlamaktadır. Ürün bileşenleri, kullanılan malzemelerin menşei, geri dönüştürülebilirlik oranları ve çevresel performans göstergeleri gibi veriler bu pasaport aracılığıyla değer zincirinin tüm aktörleri tarafından izlenebilir hâle gelmektedir.11

Bu sistem yalnızca şeffaflığı artırmamakta, şirketlerin çevresel iddialarının doğrulanabilirliğini güçlendirerek yeşil badana/aklama (greenwashing) riskini azaltan bir yapı sunmaktadır. Kamu otoriteleri açısından piyasa gözetimini kolaylaştıran bu yaklaşım, şirketlerin sürdürülebilirlik performanslarını ölçülebilir ve kanıtlanabilir biçimde ortaya koymalarını mümkün kılmaktadır.

ESPR’nin Şirketler Açısından Stratejik Önemi

ESPR ile birlikte eko-tasarım, şirketler için gönüllü bir çevresel iyileştirme alanı olmaktan çıkmış; pazara erişim, rekabet gücü ve kurumsal risk yönetimiyle doğrudan ilişkili bir stratejik gereklilik hâline gelmiştir.12 Ürünlerin tasarım aşamasında alınan kararlar, artık yalnızca çevresel etkiyi değil; aynı zamanda sürdürülebilirlik performansının kanıtlanabilirliğini ve raporlanabilirliğini de belirlemektedir.13

Dayanıklılık, onarılabilirlik ve malzeme verimliliği gibi kriterlerin mevzuatla zorunlu hâle gelmesi, şirketlerin çevresel performanslarını ürün bazlı ve doğrulanabilir verilerle desteklemesini gerektirmektedir. Bu durum, özellikle yatırımcı güveni, marka itibarı ve sermaye erişimi açısından önemli bir fark yaratmaktadır.14

Bu dönüşümün uluslararası ölçekte somut örneklerinden biri Royal Philips’tir. Philips, EcoDesign yaklaşımı kapsamında sağlık teknolojileri ve elektronik ürünlerini modüler, onarılabilir ve yeniden üretime uygun şekilde tasarlamaktadır. Şirket, ürünlerin enerji tüketimi, malzeme içeriği ve kullanım ömrü boyunca çevresel etkilerini tasarım aşamasında azaltmayı hedeflemekte; bu yaklaşımı sürdürülebilirlik raporlarında ölçülebilir göstergelerle desteklemektedir. Bu uygulamalar, ESPR kapsamında öne çıkan dayanıklılık ve yaşam döngüsü temelli tasarım kriterleriyle doğrudan örtüşmektedir.15

Beyaz eşya sektöründe ise Electrolux Group, ürün geliştirme süreçlerinde eko-tasarım ilkelerini sistematik biçimde uygulayan şirketler arasında yer almaktadır. Electrolux, yüksek enerji verimliliğine sahip EcoLine ürün serileri ile birlikte, ürünlerin kullanım ömrü boyunca çevresel etkilerini azaltmaya odaklanan yaşam döngüsü değerlendirmelerini (YDD) kamuya açık şekilde paylaşmaktadır. Bu yaklaşım, şirketin hem AB mevzuatına uyumunu güçlendirmekte hem de ESG performansının yatırımcılar tarafından doğrulanabilir hâle gelmesini sağlamaktadır.16

Daha radikal bir iş modeli örneği ise Fairphone’dur. Fairphone, modüler ve kullanıcı tarafından onarılabilir akıllı telefon tasarımıyla eko-tasarımı iş modelinin merkezine yerleştirmiştir. Ürün bileşenlerinin kolayca değiştirilebilir olması sayesinde cihazların kullanım ömrü uzatılmakta, elektronik atık oluşumu azaltılmakta ve döngüsel ekonomi ilkeleri pratikte uygulanmaktadır. Bu yaklaşım, ESPR’nin hedeflediği ürün ömrü uzatma ve kaynak verimliliği hedeflerinin doğrudan bir yansımasıdır.17

Türkiye’den bir örnek olarak Arçelik, eko-tasarım ve döngüsel ekonomi yaklaşımını ürün geliştirme süreçlerine entegre eden öncü şirketler arasında yer almaktadır. Arçelik, beyaz eşya ürünlerinde enerji ve su verimliliğini artırmaya yönelik tasarım kararlarının yanı sıra, geri dönüştürülebilir malzeme kullanımı ve ürün ömrünün uzatılmasına odaklanan uygulamaları sürdürülebilirlik raporlarında detaylı biçimde açıklamaktadır. Şirketin bu yaklaşımı, ESPR ile uyumlu eko-tasarım kriterlerinin Türkiye’de sanayi ölçeğinde uygulanabilirliğini göstermesi açısından önem taşımaktadır.18

Özetle söylemek gerekirse ESPR, şirketler açısından yalnızca çevresel bir düzenleme değil; ürün portföyü yönetimi, yatırım planlaması ve pazar stratejilerini doğrudan etkileyen bir yönetişim aracı hâline gelmiştir. Eko-tasarım kriterlerine uyum sağlamayan ürünlerin gelecekte AB pazarına girişte teknik engellerle karşılaşması, karbon maliyetleri nedeniyle rekabet gücünü kaybetmesi ve ESG değerlendirmelerinde olumsuz algılanması olasıdır. Dolayısıyla ESPR, şirketler için uzun vadeli değer yaratımı ve risk yönetimi açısından kritik bir referans noktası olarak değerlendirilmektedir.19

Türkiye’de Uyum Süreci ve Yol Haritası

Türkiye açısından eko-tasarım ve ESPR ile uyum süreci, Yeşil Mutabakat Eylem Planı çerçevesinde şekillenmektedir.20 Eylem Planı kapsamında eko-tasarım ve döngüsel üretim, sanayinin rekabet gücünü korumak açısından öncelikli alanlar arasında yer almaktadır.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hazırlanan rehberler, özellikle elektrikli cihazlar ve beyaz eşya gibi ürün gruplarında AB mevzuatıyla uyumlu tasarım yaklaşımlarını desteklemektedir. Bunun yanı sıra Çevresel Ürün Beyanı (Environmental Product Declaration – EPD) uygulamaları, Türk üreticiler için ürün bazlı çevresel performansın belgelenmesinde önemli bir araç sunmaktadır. ISO 14025 ve ISO 14040 serisi standartlara dayanan EPD’ler, Dijital Ürün Pasaportu uygulamalarına geçiş için güçlü bir altyapı oluşturmaktadır.21

Türkiye açısından eko-tasarım ve Sürdürülebilir Ürünler İçin Eko-Tasarım Tüzüğü (ESPR) ile uyum süreci, Yeşil Mutabakat Eylem Planı çerçevesinde şekillenmektedir. Eylem Planı kapsamında eko-tasarım ve döngüsel üretim uygulamaları, sanayinin rekabet gücünün korunması ve Avrupa Birliği pazarına erişimde ortaya çıkabilecek teknik uyum risklerinin azaltılması açısından öncelikli alanlar arasında yer almaktadır.22

Bu doğrultuda Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hazırlanan rehberler ve yönlendirici dokümanlar, özellikle enerji ilişkili ürünler (Energy-related Products – ErP), elektrikli ve elektronik ekipmanlar ile beyaz eşya gibi ürün gruplarında, AB eko-tasarım mevzuatıyla uyumlu ürün geliştirme süreçlerini desteklemeyi amaçlamaktadır. Bu rehberlerde; enerji verimliliği gereklilikleri, minimum enerji performans standartları (MEPS), malzeme verimliliği, ürün dayanıklılığı, onarılabilirlik, modüler tasarım, yedek parça erişilebilirliği ve ürün ömrünün uzatılması gibi teknik kriterler öne çıkmaktadır.23

Özellikle AB’nin 2009/125/EC sayılı Eko-Tasarım Direktifi ve bu direktif kapsamında yayımlanan ürün-özel düzenlemeler, ürünlerin yalnızca kullanım aşamasındaki enerji tüketimine değil; tasarım, üretim, bakım-onarım ve kullanım ömrü sonu dahil olmak üzere tüm yaşam döngüsü boyunca çevresel etkilerinin azaltılmasına odaklanmaktadır. Türkiye’de hazırlanan rehberler de bu bütüncül yaklaşımı benimseyerek, üreticilere yaşam döngüsü temelli tasarım anlayışını entegre etmeleri yönünde teknik bir yol haritası sunmaktadır.24

Bununla birlikte, Çevresel Ürün Beyanı (Environmental Product Declaration – EPD) uygulamaları, Türk üreticiler için ürün bazlı çevresel performansın ölçülmesi ve doğrulanması açısından önemli bir teknik araç niteliğindedir. ISO 14025 standardına dayalı olarak hazırlanan EPD’ler, Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi (Life Cycle Assessment – LCA) metodolojisi aracılığıyla ürünlerin karbon ayak izi, enerji ve su tüketimi, hammadde kullanımı ve atık oluşumu gibi çevresel göstergelerini nicel verilerle ortaya koymaktadır.25

Bu yönüyle EPD’ler, yalnızca gönüllü bir çevresel beyan aracı olmanın ötesinde, Dijital Ürün Pasaportu (Digital Product Passport – DPP) uygulamalarına geçiş sürecinde güçlü bir veri altyapısı oluşturmaktadır. AB’nin ESPR kapsamında öngördüğü Dijital Ürün Pasaportu sistemi, ürünlere ait çevresel, teknik ve sürdürülebilirlikle ilgili verilerin dijital ortamda izlenebilir olmasını hedeflemektedir. Türkiye’de eko-tasarım rehberleri ile EPD uygulamalarının birlikte ele alınması, hem tedarik zinciri şeffaflığının artırılmasına hem de Türk sanayi şirketlerinin AB pazarına uyum sürecinin teknik olarak güçlendirilmesine katkı sağlamaktadır.26

Döngüsel Ekonomi, Karbon Azaltımı ve SKA’larla Bağlantı

Eko-tasarım, döngüsel ekonomi hedeflerinin hayata geçirilmesinde de temel bir rol üstlenmektedir. Onarılabilirlik, modülerlik ve sökülebilirlik gibi tasarım özellikleri, ürünlerin sistem içinde daha uzun süre tutulmasını mümkün kılmaktadır.27 Akademik literatürde eko-tasarım, döngüsel iş modellerinin ölçeklenebilirliği için bir ön koşul olarak tanımlanmaktadır.28 Aynı zamanda eko-tasarım, ürünlerin yaşam döngüsü boyunca oluşan sera gazı emisyonlarını azaltmada da kritik bir araçtır. Malzeme seçimi ve ürün ömrünün uzatılması gibi tasarım kararları, özellikle Kapsam 3 emisyonlarının azaltılmasında belirleyici olmaktadır.29 Bu yönüyle eko-tasarım; SKA 9 (Sanayi, Yenilik ve Altyapı), SKA 12 (Sorumlu Üretim ve Tüketim) ve SKA 13 (İklim Eylemi) hedefleriyle doğrudan uyum göstermektedir.30

Eko-tasarım, döngüsel ekonomi hedeflerinin hayata geçirilmesinde yalnızca destekleyici bir araç değil, doğrudan sistem kurucu bir unsur olarak değerlendirilmektedir. Ürünlerin onarılabilir, modüler ve sökülebilir olacak şekilde tasarlanması; yeniden kullanım, yeniden üretim (remanufacturing) ve geri dönüşüm gibi döngüsel stratejilerin teknik olarak uygulanabilir olmasını sağlamaktadır. Bu yönüyle eko-tasarım, döngüsel iş modellerinin ölçeklenebilirliği için ön koşul niteliği taşımaktadır.31

Akademik literatür ve AB politika belgeleri, ürün tasarım aşamasında alınan kararların, ürünün toplam çevresel etkisinin %70–80’ini belirlediğini ortaya koymaktadır. Bu nedenle, eko-tasarım ilkeleri yalnızca ürün performansını değil; tedarik zinciri yapısını, bakım-onarım süreçlerini ve kullanım ömrü sonu senaryolarını da doğrudan etkilemektedir.32

Gerçek Hayattan Uygulama Örneği: AB Sunucu Sistemleri

AB’de kurumsal sunucu sistemleri için geliştirilen yeni eko-tasarım düzenlemeleri, döngüsel ekonomi ile eko-tasarım arasındaki ilişkiye somut bir örnek sunmaktadır. Sunucular için getirilen modüler bileşen tasarımı, kolay sökülebilirlik ve yedek parça erişimi gibi gereklilikler, cihazların kullanım ömrünü uzatmakta ve yeniden üretim potansiyelini artırmaktadır. Bu yaklaşım sayesinde, yalnızca enerji tüketimi değil; elektronik atık miktarı ve hammadde ihtiyacı da önemli ölçüde azaltılmaktadır.33

Eko-tasarım, ürünlerin yaşam döngüsü boyunca oluşan sera gazı emisyonlarının azaltılmasında da kritik bir rol oynamaktadır. Özellikle malzeme seçimi, ürün ağırlığının azaltılması ve kullanım ömrünün uzatılması, şirketlerin Kapsam 3 emisyonlarının düşürülmesinde belirleyici tasarım kararları arasında yer almaktadır. IPCC’nin Altıncı Değerlendirme Raporu’nda, talep taraflı önlemler ve ürün ömrü uzatma stratejileri, sanayi kaynaklı emisyonların azaltılmasında yüksek potansiyele sahip çözümler arasında gösterilmektedir.34 Avrupa Çevre Ajansı’nın değerlendirmeleri de bu bulguları desteklemekte; döngüsel malzeme kullanımının artırılmasının, Avrupa’nın karbon nötr hedeflerine ulaşmasında kritik bir kaldıraç etkisi yarattığını ortaya koymaktadır.35

Sonuç Yerine

Sonuç olarak eko-tasarım, sürdürülebilirlik vaatlerini ürün ölçeğinde somutlaştıran ve rekabet avantajını doğrudan tasarım süreçleri üzerinden inşa eden en güçlü araçlardan biri olarak öne çıkmaktadır. ESPR ile birlikte ürünlerin AB pazarına erişimi enerji verimliliği,  dayanıklılık, onarılabilirlik ve döngüsellik gibi tasarım kriterleriyle belirlenmektedir.

Bu yeni dönemde eko-tasarım, şirketler için yalnızca bir uyum zorunluluğu olarak değil, sürdürülebilir iş modellerine geçişin ve uzun vadeli rekabet gücünün temel yapı taşı olarak da konumlanmaktadır. Geleceğin sürdürülebilir ürünleri, üretim hatlarından önce tasarım masasında şekillenmektedir.

Dipnotlar:

1) Bhamra, T. & Lofthouse, V. (2007). Design for sustainability: A practical approach. Gower Publishing Ltd. Şu adresten erişilebilir: https://books.google.com.tr/books?id=7x0HDAAAQBAJ&printsec=frontcover&hl=tr&source=gbs_ge_summary_r&cad=0#v=onepage&q&f=true. Son erişim tarihi: Aralık 2025.

2) Ardente, F., Mathieux, F. & Recchioni, M. (2021). Advances towards circular economy policies in the EU: The new Ecodesign regulation of enterprise servers. Resources, Conservation and Recycling, Vol.154, Mart 2020, 104426. Şu adresten erişilebilir: https://publications.jrc.ec.europa.eu/repository/handle/JRC113956. Son erişim tarihi: Aralık 2025.

3) European Commission. (2024a). Ecodesign for Sustainable Products Regulation (Regulation (EU) 2024/1781) – Overview. Şu adresten erişilebilir: https://commission.europa.eu/energy-climate-change-environment/standards-tools-and-labels/products-labelling-rules-and-requirements/ecodesign-sustainable-products-regulation_en. Son erişim tarihi: Aralık 2025.

4) Van Doorsselaer, K. (2022). The role of ecodesign in the circular economy. İçinde: A. Stefanakis & I. Nikolaou (Eds.), Circular economy and sustainability (ss.189-205). Elsevier. Şu adresten erişilebilir: https://doi.org/10.1016/B978-0-12-819817-9.00018-1. Son erişim tarihi: Aralık 2025.

5) European Commission (2024a), a.g.e.

6) European Commission. (2024b). EU Circular Economy. Şu adresten erişilebilir: https://environment.ec.europa.eu/strategy/circular-economy_en. Son erişim tarihi: Aralık 2025.

7) European Environment Agency. (EEA). (2025, 29 Eylül). 4.1 Circular design and sustainable production (Europe’s environment 2025: Thematic briefing). Şu adresten erişilebilir: https://www.eea.europa.eu/en/europe-environment-2025/thematic-briefings/circular-economy-and-other-enablers-of-transformative-change/circular-design-and-sustainable-production. Son erişim tarihi: Aralık 2025.

8) Council of the European Union & European Parliament. (2009). Directive 2009/125/EC establishing a framework for the setting of ecodesign requirements for energy-related products. EUR-Lex. Şu adresten erişilebilir: https://eur-lex.europa.eu/eli/dir/2009/125/oj/eng.  Son erişim tarihi: Aralık 2025.

9) European Commission (2024b), a.g.k.

10) European Commission (2024a), a.g.k.

11) European Commission (2024b), a.g.k.

12) European Commission (2024a), a.g.k.

13) Ardente vd., a.g.m.

14) European  Environment  Agency (EEA) (2023). How far is Europe from reaching its ambition to double the circular use of materials? (EEA Briefing No. 08/2023). Publications Office of the European Union. Şu adresten erişilebilir: https://www.eea.europa.eu/en/analysis/publications/how-far-is-europe-from. Son erişim tarihi: Aralık 2025.

15) Philips. (2024). EcoDesign: Sustainable innovation through product design. Şu adresten erişilebilir:
https://www.philips.com/a-w/about/sustainability/ecodesign.html. Son erişim tarihi: Ocak 2026.

16) Electrolux Group. (2024). Sustainable living and EcoLine products. Şu adresten erişilebilir:
https://www.electroluxgroup.com/en/category/sustainability. Son erişim tarihi: Ocak 2026

17) Fairphone B.V. (2024). Why modular design matters. Şu adresten erişilebilir:
https://www.fairphone.com/en/impact/design-2/. Son erişim tarihi: Ocak 2026.

18) Arçelik. (t.y.). Sustainability Approach. Şu adresten erişilebilir: https://www.arcelikglobal.com/en/sustainability/our-approach/sustainability-approach/. Son erişim tarihi: Ocak 2026.

19) IPCC. (2022). AR6 – Mitigation of Climate Change (Working Group III). Şu adresten erişilebilir:
https://www.ipcc.ch/report/ar6/wg3/. Son erişim tarihi: Ocak 2026.

20) Ticaret Bakanlığı. (2021). Yeşil Mutabakat Eylem Planı. Şu adresten erişilebilir: https://ticaret.gov.tr/data/60f1200013b876eb28421b23/MUTABAKAT%20YE%C5%9E%C4%B0L.pdf. Son erişim tarihi: Aralık 2025.

21) EPD Türkiye. (2025). Çevresel Ürün Beyanı (EPD) rehberleri. Şu adresten erişilebilir: https://epdturkiye.com/. Son erişim tarihi: Aralık 2025.

22) Ticaret Bakanlığı, a.g.k.

23) European Commission. (2022). Ecodesign and energy labelling working plan 2022-2024. Şu adresten erişilebilir:
https://commission.europa.eu/news-and-media/news/ecodesign-and-energy-labelling-working-plan-2022-2024-2022-04-06_en. Son erişim tarihi: Ocak 2026.

24) EEA, 2023, a.g.k.

25) ISO. (2006). ISO 14025: Environmental labels and declarations — Type III environmental declarations. Şu adresten erişilebilir:
https://www.iso.org/standard/38131.html. Son erişim tarihi: Ocak 2026

26) European Commission (2024a), a.g.k.

27) Ardente vd., a.g.m.

28) Bocken, N. M. P., de Pauw, I., Bakker, C., & van der Grinten, B. (2016). Product design and business model strategies for a circular economy. Journal of Industrial and Production Engineering33, Article 5. Şu adresten erişilebilir: https://doi.org/10.1080/21681015.2016.1172124: Son erişim tarihi: Aralık 2025.

29) EEA, 2023, a.g.k.

30) Hamidioğulları, M. H. (2024). Effect of energy efficiency (ecodesign and energy labelling) regulations on sustainable development (Yayımlanmamış yüksek lisans/doktora tezi). Middle East Technical University, Graduate School of Natural and Applied Sciences. Şu adresten erişilebilir: file:///C:/Users/Irmak%20Turhal/Downloads/Thesis_2595098_Melik%20Huseyin%20Hamidiogullari.pdf. Son erişim tarihi: Aralık 2025.

31) Bocken vd., a.g.m.

32) Ardente vd., a.g.m.

33) Ibid.

34) IPCC, a.g.k. 

35 )EEA, a.g.k. 

Irmak Turhal

Irmak Turhal