Paylaşım TarihiHaziran 22, 2026
Giriş
Şirketlerin öncelikleri açıkladıkları hedeflerle değil, kaynak dağılımlarıyla belli olur. Bir yatırım tartışılırken ayrıntılı bir finansal analiz devreye girer. İlk yatırım maliyeti, geri ödeme süresi, iç kârlılık oranı ve net bugünkü değer gibi göstergeler tek tek hesaplanır. Söz konusu şirketin sürdürülebilirlik raporundaki net sıfır taahhüdü, emisyon yoğunluğu hedefi veya iklim riskine ilişkin değerlendirmeler ise finansal analizlere aynı ölçüde yansımayabilir. İçsel karbon fiyatlaması bu kopukluğu gidermeye, yani karbonun maliyetini yatırım kararının içine taşımaya yarayan bir araçtır. Ne var ki karbonu görmezden gelmek hâlâ yaygındır, çünkü kararın alındığı tabloda karbonun bugünkü, hatta gelecekteki maliyeti çoğu zaman gözden ırak kalır.
Karbon maliyetini görmezden gelmenin finans yazınında bir karşılığı vardır. Uluslararası Ödemeler Bankası’nın (BIS) 2020 yılında yayımladığı The Green Swan başlıklı çalışma iklim kaynaklı finansal riskleri “yeşil kuğu” olarak adlandırmaktadır.1 Siyah kuğu tümüyle beklenmedik bir olayı tanımlarken yeşil kuğunun bir gün gerçekleşeceği neredeyse kesindir. Belirsiz olan yalnızca zamanı ve biçimidir. Geçmiş verilere dayanarak geleceği öngören klasik finansal araçlar eğilimlerin süreceğini varsaydıkları için yeşil kuğuyu görmekte yetersiz kalırlar. Oysa iklim riski tam da bu varsayımı boşa çıkarmaktadır.
Asıl mesele şirketlerin iklim hedefleri ile karar mekanizmaları arasındaki mesafededir. Sürdürülebilirlik elbette kurumsal iletişim metinlerinde ve yıllık hedef sunumlarında yer bulmaktadır. Ancak sürdürülebilirlik asıl anlamını bir şirketin kaynaklarını nasıl tahsis ettiğine, hangi riski önceleyip hangisini ertelediğine ve geleceği nasıl planladığına yansıdığı ölçüde kazanmaktadır.
İçsel karbon fiyatlamasının (internal carbon pricing – ICP) en yalın tanımı; bir şirketin faaliyetleri, yatırımları, ürünleri veya tedarik zinciri kararlarından doğan sera gazı emisyonlarına kendi iradesiyle biçtiği parasal değerdir. Biçilen değerin her durumda gerçek bir nakit çıkışı doğurması gerekmemektedir. ICP kimi zaman fizibilitede kullanılan bir gölge fiyattan ibaret kalırken kimi zaman iş birimlerinin bütçesine yansıyan bir içsel ücrete dönüşmektedir.
Fiyatı konmamış bir riskin finansal değerlendirmede hak ettiği yeri bulması güçtür. Karbon fiyatı görünüşte bir hesap kalemidir; pratikte ise şirketin bugünkü tercihleri ile gelecekteki maliyetleri, iklim hedefleri ile sermaye tahsisi arasında köprü kuran bir araçtır. Bu köprü özellikle on yılları bulan yatırımlarda önem kazanmaktadır.
İçsel Karbon Fiyatlaması Nedir?
İçsel karbon fiyatlaması ilk bakışta tek bir uygulama gibi görünse de pratikte birbirinden farklı biçimlerde yansıma bulmaktadır. Uygulanan fiyat bir şirkette yalnızca kâğıt üzerinde kalan bir varsayımken başka bir şirkette kasadan çıkan gerçek bir ödeme olabilmektedir. Uygulamada genelde üç temel modelin öne çıktığı görülmektedir.
En yaygın model gölge fiyattır. Bu modelde şirket bir ton karbon için varsayımsal bir fiyat belirlemekte ve yatırım kararlarını değerlendirirken bunu hesaba katmaktadır. Gerçek bir nakit çıkışı olmadığından karbon burada yalnızca seçenekler karşılaştırılırken kefeye konan bir ağırlıktır. İki yatırım alternatifi yan yana geldiğinde emisyonu yüksek olanın toplam maliyeti gölge fiyatla birlikte yükselmekte ve karar daha gerçekçi bir zeminde verilmektedir. Uygulaması en kolay yöntem olduğu için şirketlerin büyük bölümü işe bu modelle başlamaktadır.
İkinci model olan içsel ücrette, para fiilen yer değiştirmektedir. Şirket her iş biriminden sebep olduğu her ton emisyon için belirlenen fiyat üzerinden ücret almakta ve elde edilen kaynağı ortak bir havuzda toplamaktadır. Havuzda biriken tutarla genellikle düşük karbon yatırımları, enerji verimliliği projeleri veya yenilenebilir enerjiye geçiş finanse edilmektedir. Böylece karbon soyut bir hedef olmaktan çıkarak her bölümün bütçesinde somut bir kaleme dönüşmektedir.
Üçüncü model olan örtük fiyat ise tersinden işlemektedir. Fiyat, şirketin ileriye dönük olarak belirlediği değil, geçmiş kararlarından geriye doğru okunan bir değerdir. Bir şirketin emisyonlarını azaltmak veya karbonla ilişkili mevzuat yükümlülüklerini karşılamak için yaptığı harcamalar, ton başına zımni bir karbon fiyatının varlığına işaret etmektedir. Şirketin karbonu hangi düzeyde fiyatladığını örtük fiyat hesabı ortaya çıkarmaktadır.
Türk Şirketleri Neden İçsel Karbon Fiyatlamasını Gündemine Almalı?
Birkaç yıl öncesine kadar içsel karbon fiyatı faydalı ama acelesi olmayan bir gelecek hazırlığı olarak görülmüştür. Türk şirketlerinin içinde bulunduğu koşullar artık bambaşka olduğu için bugün aynı değerlendirme geçerliliğini yitirmiştir. Değişime yol açan faktörleri dört başlıkta toplamak mümkündür.
En somut etken Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’dır (Carbon Border Adjustment Mechanism – CBAM). CBAM ile karbon, şimdilik belli sektörlerdeki ihracatçılar için doğrudan bir maliyet ve rekabet konusu haline gelmektedir. Mekanizma 1 Ocak 2026 itibarıyla yalnızca raporlamanın yapıldığı geçiş evresini geride bırakıp fiilî mali yükümlülük dönemine girmiştir. 2026 ithalatlarına ilişkin ilk yıllık beyan ve sertifika teslimi 2027’de yapılacaktır. AB’ye çimento, demir-çelik, alüminyum ve gübre gibi karbon yoğun ürünler ihraç eden şirketlerin ürünleri için AB’deki ithalatçıların CBAM sertifikası alıp teslim etmesi gerekmektedir. Ancak sertifikalar bu emisyonların tamamı için değil, AB üreticilerine hâlâ tanınan ücretsiz tahsisatın dışında kalan kısım içindir. Mekanizma elektrik ile hidrojeni de kapsamakla birlikte, Türkiye’nin AB ile elektrik ticareti sınırlı olduğundan ve hidrojen ihracatı bulunmadığından yukarıda sayılan dört sektör öncelik taşımaktadır. Sertifika fiyatı doğrudan AB Emisyon Ticaret Sistemi’ndeki karbon fiyatına bağlıdır. Sertifika alınması gereken bu payın 2026’dan itibaren her yıl artması ve 2034’te gömülü emisyonların tamamını kapsayacak şekilde genişletilmesi planlanmaktadır.2 Bununla birlikte, mekanizmanın ilan edildiği günden bu yana yaşanan gelişmeler dikkate alındığında, öngörülen nihai tarihin ötelenmesi mümkün görülmektedir.
Hukuki yükümlülük AB’deki ithalatçıların üzerinde olmakla birlikte maliyetin ticari pazarlıklar, tedarikçi seçim kriterleri ve uzun vadeli sözleşme koşulları üzerinden üreticiye yansıması beklenmektedir. CBAM’in maliyet etkisinin zamanla artacak olması, ücretsiz tahsisatın adım adım sona ermesinin planlanmasından kaynaklanmaktadır. AB Emisyon Ticaret Sistemi karbon kaçağı riski taşıyan sektörlere uzun yıllar ücretsiz tahsisat tanımıştır. Böylece bu sektörler emisyonlarının büyük bölümü için fiilen bedel ödememiştir. CBAM ise bu tahsisatların geri çekilmesiyle eşgüdümlü işlemektedir: AB içinde ücretsiz tahsisat azaldıkça, ithalata uygulanan yükümlülük aynı oranda artacaktır. 2026’da emisyonların yalnızca yüzde 2,5’i kapsama girerken oranın 2030’da yaklaşık %50’ye ve 2034’te %100’e ulaşması öngörülmektedir.3 Sonuç olarak bugünkü düşük CBAM faturası, ihracatçı bir Türk şirketi için yarının maliyetini yansıtmamaktadır.
İkinci etken sınırın iç tarafındadır. Türkiye 9 Temmuz 2025’te yürürlüğe giren 7552 sayılı İklim Kanunu ile kendi karbon fiyatlandırma sisteminin hukuki temelini oluşturmuştur. Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi de 2026-2027 pilot dönemiyle başlamıştır.4 Pilot dönemde tahsisatların tamamı ücretsiz dağıtılmaktadır. Bu nedenle ortada henüz doğrudan bir karbon maliyeti yoktur. Ne var ki izleme, raporlama, doğrulama ve uyum kapasitesi şirketlere şimdiden bir hazırlık yükü getirmektedir. Sistemin asıl uygulama dönemi 2028’de başlayacak ve karbon fiyatı orta vadede yerel piyasanın da bir gerçeği haline gelecektir. Bugünden içsel karbon fiyatı kullanan bir şirket, zamanı geldiğinde gerekli veri, yatırım öncelikleri, azaltım maliyeti hesapları ve finansal etki analizleriyle sürece hazır girecektir.
Üçüncü etken çoğu zaman regülasyondan daha hızlı ilerleyen müşteri beklentileridir. Küresel şirketler değer zincirlerindeki dolaylı (Kapsam 3) emisyonları azaltmakla yükümlüdür. Şirketler bu yükümlülüğü de doğrudan tedarikçilerine yansıtmaktadır. Büyük alıcılar bugün Türk tedarikçilerinden ürünün yanı sıra düşük karbonlu üretim, güvenilir emisyon verisi ve inandırıcı bir azaltım planı aramaktadır. Karbonu kendi karar süreçlerinde fiyatlamış bir şirket, bu talepler karşısında daha hazırlıklı durmakta ve daha ikna edici bir konumda bulunmaktadır.
Dördüncü etken finansman tarafındadır. Bankalar ve yatırımcılar, bir şirketin iklim riskini finansal etkilere nasıl dönüştürdüğünü giderek daha sık sorgulamaktadır. Sürdürülebilirlik raporundaki hedeflerin kredi maliyetine, yatırım kararına ve şirket değerine nasıl yansıdığı görülmek istenmektedir. İçsel karbon fiyatı sayesinde, sürdürülebilirlik biriminin öncelikleri finansal karar diline çevrilmektedir.
İçsel Karbon Fiyatlaması Zorunlu mu?
İçsel karbon fiyatı kullanmak, herhangi bir mevzuatın dayattığı zorunluluk değildir. Şirketler bu aracı kendi iradeleriyle benimsemektedir. Nitekim konuya ilişkin akademik çalışmalar da onu gönüllü bir yöntem olarak tanımlamaktadır.
Bir şirket içsel karbon fiyatı kullanmaya karar verdiğinde uygulamayı açıklaması; şirketin niteliği, faaliyet gösterdiği sektör ve ihracat noktaları itibarıyla farklılık göstermekle birlikte kısmen zorunludur. Hem Avrupa Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (ESRS) hem de uluslararası IFRS S2 standardı içsel karbon fiyatı uygulayan şirketlerden bunu raporlamalarını istemektedir. ESRS’nin iklim standardındaki E1-8 başlığı bu konuda ayrıntılı bir kapsam sunmaktadır. Söz konusu başlık şirketin hangi tür mekanizmayı kullandığını, hangi varsayımlara dayandığını, hangi kararları kapsadığını ve bu fiyatların finansal tablolarda kullanılan değerlerle tutarlı olup olmadığını açıklamasını gerektirmektedir.5 IFRS S2 ise şirketin karar alırken karbon fiyatını nasıl ve hangi düzeyde uyguladığını ortaya koymasını beklemektedir.6
Uluslararası standartların Türkiye’deki şirketler için doğrudan bir yansıması vardır. Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS), IFRS S1 ve S2 ile tam uyumlu olup kapsamadaki büyük işletmelerin 2024 hesap döneminden itibaren raporlama yapmak zorunluluğu mevcuttur.7 Dolayısıyla TSRS kapsamındaki bir Türk şirketi içsel karbon fiyatı kullanıyorsa bunu raporunda açıklamakla yükümlüdür.
İçsel karbon fiyatı artık raporlanan bir bilgi olduğu için baştan iyi tasarlanması ve karar süreçlerine yedirilmesi şirketin yararınadır. Kısacası, içsel karbon fiyatını benimsemek gönüllü bir tercihtir. Ama benimsendikten sonra sistemin özenle kurulması hem raporlama hem de strateji açısından şirkete değer katacak bir yaklaşımdır.
İçsel Karbon Fiyatlaması Hangi Kararları Etkiler?
İçsel karbon fiyatı, doğru kullanıldığında şirketin gündelik kararlarına dokunan işlevsel bir araç olup etkisini en belirgin biçimde beş alanda göstermektedir: sermaye yatırımları, enerji tedariki, tedarikçi seçimi, ürün ve pazar stratejisi, risk yönetimi.
Sayılan alanlardan en görünür olanı sermaye yatırımlarıdır. Yeni bir üretim hattı, kazan, fırın, ısı pompası veya yenilenebilir enerji yatırımı gündeme geldiğinde karbon maliyeti çoğu zaman öne çıkan seçeneği değiştirmektedir. Enerji tedarikinde şebeke elektriği yerine yenilenebilir enerji alım anlaşması yapmanın maliyeti, karbon giderleri hesaba katıldığında farklı değerlendirilebilmektedir. Tedarikçi seçiminde düşük karbonlu bir tedarikçi ilk bakışta maliyetli görünse de karbon maliyeti eklendiğinde daha avantajlı çıkabilmektedir. Ürün ve pazar stratejisinde hangi ürünün hangi pazarda ne kadar karbon riski taşıdığı daha net görülmektedir. Risk yönetiminde ise geleceğin belirsizliği soyut bir kaygı olmaktan çıkıp bugünkü kararın somut bir parçasına dönüşmektedir.
Uzun ömürlü varlıklar meselesi özellikle üzerinde durulmayı hak eden bir konudur. İngiltere Merkez Bankası’nın o dönemki başkanı Mark Carney, 2015 tarihli ve bugün artık klasikler arasında sayılan ünlü konuşmasında iklim riskinin temel sorununu “ufkun trajedisi” olarak adlandırmıştır.8 Carney’in işaret ettiği çelişki şudur: İklimin yıkıcı etkileri; çoğu karar vericinin ufkunun, yani işletme döngüsünün, siyasi dönemin veya bir yatırımın geri ödeme süresinin ötesinde ortaya çıkmaktadır. Hâl böyle olunca maliyeti bugünden üstlenme isteği de doğmamaktadır. Ancak risk görünür ve acil hale geldiğinde müdahale için iş işten geçmiş olmaktadır.
Ufkun trajedisi bir yatırım kararında kendini gösterebilmektedir. Bugün ucuza kurulan karbon yoğun bir varlık, şirketi uzun yıllar yüksek emisyonlu bir teknolojiye bağlamaktadır. Oysa şartlar gelecekte aynı kalmayacaktır. Karbon fiyatı yükseldiğinde, regülasyon sıkılaştığında ve müşteri beklentileri değiştiğinde, o varlık sökülüp atılması pahalı bir yüke dönüşebilecektir. Bu, literatürde “atıl varlık” olarak adlandırılan riskin ta kendisidir. İçsel karbon fiyatı bu kilitlenme riskini bugünden görünür kılan yönüyle ayrı bir değer taşımaktadır. Varlıkların maliyetini farklı fiyat senaryolarında sınamak, şirketin karar ufkunu genişletecek ve onu Carney tuzağından koruyacaktır.
Karbon Fiyatı Yatırım Kararını Nasıl Değiştirir?
Anlatılanları bir örnekle somutlaştırmak meselenin daha iyi anlaşılmasını sağlayabilecektir. CBAM kapsamındaki sektörlerden olan demir-çelik, Türkiye’nin Avrupa’ya ihracatında en yüksek karbon riski taşıyan kalemlerden biridir. Üretim rotasına, hurda oranına ve ürün tipine göre tayin edici ölçüde değişmekle birlikte, bir ton çelikte küresel ortalamada yaklaşık 2,18 ton karbondioksit eşdeğeri emisyon gömülüdür.9 Örnekte bu ortalama esas alınmıştır. Bu emisyon bugünkü karbon fiyatlarında ton başına 165 avro dolayında bir maliyete denk düşmektedir. Maliyetin tamamı ise ücretsiz tahsisat kalktıkça 2034’e doğru CBAM faturasına yansıyacaktır.10
Ömrünü tamamlamış bir yeniden ısıtma fırınını yenilemek isteyen bir haddehane örneği, üç alternatif üzerinden ele alınabilir. Aşağıdaki rakamlar temsilidir ve yalnızca yöntemin mantığını göstermek için kullanılmıştır.
Hesaplama sadelik amacıyla birkaç varsayıma dayanmaktadır. Tutarlar on yıllık dönemin yıllık maliyetlerinin doğrudan toplamıdır. Gelecekteki ödemeler, izleme kolaylığı açısından bugünkü değerine indirgenmemiştir. On yıllık toplam maliyet, ilk yatırım maliyeti ile enerji ve karbon maliyetlerinin toplamından oluşmaktadır. Yıllık enerji maliyeti ve karbon fiyatı, her senaryoda on yıl boyunca sabit kabul edilmiştir. Bakım giderleri, hurda değeri ve enerji fiyatındaki olası değişimler ise kapsam dışında bırakılmıştır. Gerçek bir değerlendirmede bu değişkenlerin de modele dahil edilmesi ve hesabın indirgenmiş nakit akışları üzerinden kurulması gerekmektedir.
| Alternatif | Yatırım | Yıllık enerji maliyeti | Yıllık emisyon |
|---|---|---|---|
| A - Konvansiyonel doğal gaz fırını | 1.500.000 € | 1.200.000 € | 12.000 ton CO₂ |
| B - Rejeneratif brülörlü, hidrojene hazır gaz fırını | 3.000.000 € | 1.100.000 € | 6.000 ton CO₂ |
| C - Tam elektrifikasyon + yenilenebilir elektrik | 7.000.000 € | 1.200.000 € | 1.000 ton CO₂ |
Tablo 1: Üç yatırım alternatifinin teknik özellikleri
| Alternatif | 80 €/ton | 120 €/ton | 150 €/ton |
|---|---|---|---|
| A - Konvansiyonel (12.000 ton CO₂/yıl) | 9.600.000 € | 14.400.000 € | 18.000.000 € |
| B - Rejeneratif (6.000 ton CO₂/yıl) | 4.800.000 € | 7.200.000 € | 9.000.000 € |
| C - Elektrifikasyon (1.000 ton CO₂/yıl) | 800.000 € | 1.200.000 € | 1.500.000 € |
Tablo 2: Farklı karbon fiyatı senaryolarında 10 yıllık toplam karbon maliyeti
| Alternatif | 80 €/ton | 120 €/ton | 150 €/ton |
|---|---|---|---|
| A - Konvansiyonel (12.000 ton CO₂/yıl) | 23.100.000 € | 27.900.000 € | 31.500.000 € |
| B - Rejeneratif (6.000 ton CO₂/yıl) | 18.800.000 € | 21.200.000 € | 23.000.000 € |
| C - Elektrifikasyon (1.000 ton CO₂/yıl) | 19.800.000 € | 20.200.000 € | 20.500.000 € |
Tablo 3: Farklı karbon fiyatı senaryolarında 10 yıllık toplam maliyet (yatırım + 10 yıllık enerji + 10 yıllık karbon)
Karbon maliyeti hesaba katılmadığında, en düşük ilk yatırımı gerektiren A seçeneği cazip görünmektedir. Ne var ki fırının on yıllık toplam maliyetine karbon maliyeti eklendiğinde tablo dramatik biçimde değişmektedir.
A seçeneğinin yıllık 12.000 tonluk emisyonu on yılda 120.000 ton değerine karşılık gelmekte ve 80 avroluk fiyatta yalnızca karbon maliyeti 9,6 milyon avroya ulaşmaktadır. Bugün geçerli olan 80 avro civarındaki ılımlı bir fiyatta bile konvansiyonel fırın (A) on yıllık toplam maliyette açık ara en pahalı seçeneğe dönüşmektedir. Aynı fiyat düzeyinde en avantajlı seçenek ise rejeneratif fırın (B) olmaktadır. Karbon fiyatı 120 veya 150 avroya çıktığında ise sıralama bir kez daha değişmektedir. Yüksek ilk yatırımına rağmen bu kez tam elektrifikasyon (C) en ekonomik seçenek haline gelmektedir. Bunun nedeni basittir: C seçeneğinin yıllık emisyonu çok düşük olduğu için karbon fiyatı ne kadar yükselirse yükselsin toplam maliyeti daha az değişmektedir. Buna karşılık emisyonu yüksek olan A ve B’nin maliyeti fiyatla birlikte hızla artmaktadır.
Basitleştirilmiş bu örnekte; ücretsiz tahsisata konu emisyon miktarının hesaptan düşülmesi, ücretsiz tahsisat oranlarının zamanla azalması, şirketin sadece fırın ünitesinden değil diğer tüm proseslerinden kaynaklanan karbon emisyonunun göz önünde tutulması, şirkette karbondioksit harici sera gazı emisyonlarının bulunup bulunmaması ve en önemlisi indirgeme oranı kullanılarak yıllara sari giderlerin bugünkü değere getirilmesi gibi teknik detaylar anlatımı kolaylaştırmak amacıyla kapsam dışında bırakılmıştır.
Basitleştirilerek sunulan bu örnek, iki hususu belirgin biçimde görünür kılmaktadır. İlk olarak, içsel karbon fiyatı, stratejik bir kararın sonucunu değiştirebilmektedir. Karbonu dışarıda bırakan bir analiz A seçeneğini öne çıkarırken, karbonu kararın içine alan bir analiz aynı tabloyu bambaşka bir sonuca götürebilmektedir. İkinci olarak, tek bir karbon fiyatı yeterli değildir. B ile C arasındaki tercih, esas alınan fiyat senaryosuna göre değiştiğinden tek bir rakam yerine bir senaryo aralığının dikkate alınması önem taşımaktadır.
Kurumsal Uygulama Örnekleri
Dünyanın önde gelen şirketleri içsel karbon fiyatlamasını uzun yıllardır farklı modellerle uygulamaktadır.
İçsel ücret modelinin en bilinen uygulayıcısı Microsoft’tur. Şirket, 2012’den bu yana, iş birimlerinden sebep oldukları emisyon üzerinden ücret almakta ve topladığı kaynakları enerji verimliliği, yenilenebilir enerji ve karbon giderme projelerine aktarmaktadır. Ücret başlangıçta yalnızca Kapsam 1, Kapsam 2 ve iş seyahatlerini içerirken 2020’de genişleyen kapsam sayesinde tüm değer zinciri, yani Kapsam 3 emisyonları da işin içine girmiştir.11 Böylece karbon, şirket içinde her bölümün bütçesinde gerçek bir kalem haline gelmiştir.
Türkiye’den de Arçelik örneği dikkat çekicidir. Şirket 2010 ile 2020 yılları arasında örtük fiyat modelini kullanarak emisyon azaltımı için yaptığı harcamaların ardındaki karbon fiyatını ölçmüştür. 2020’den sonra ise gölge fiyat mekanizmasına geçmiştir. Belirli bir kapasitenin üzerindeki yatırımlarında ton başına 30 avroluk bir karbon fiyatını karar ölçütü olarak uygulamaya başlamıştır.12
Doğru Karbon Fiyatı Nasıl Belirlenir?
İçsel karbon fiyatlama çalışmasında kaçınılmaz biçimde fiyatın hangi düzeyde belirleneceği sorusu gündeme gelmektedir. Bu noktada belirtilmelidir ki tek ve mutlak bir doğru fiyat yoktur. Doğru karbon fiyatı şirketin faaliyet yürüttüğü sektöre, regülasyon riskine, yatırım ufkuna, ihracat pazarlarına ve azaltım maliyetlerine göre değişebilmektedir. Yine de fiyat belirlenirken başvurulabilecek dört yaklaşım vardır.
Düzenleyici referans yaklaşımında şirketin maruz kaldığı veya kalacağı karbon piyasasının fiyatı esas alınmaktadır. AB’ye ihracat yapan bir şirket için en uygun referans AB Emisyon Ticaret Sistemi ve CBAM fiyatlarıdır. Azaltım maliyeti yaklaşımında, şirketin emisyonunu bir ton azaltmasının maliyeti hesaplanmakta ve içsel fiyatı bu maliyete göre belirlenmektedir. Sektörel karşılaştırma yaklaşımında, aynı sektördeki diğer şirketlerin, özellikle öncü kuruluşların kullandığı fiyatlar başlangıç noktası sayılmaktadır. Son olarak senaryo yaklaşımında, bir rakam yerine düşük, orta ve yüksek karbon fiyatından oluşan bir aralık kullanılmakta ve kararlar bu aralık çerçevesinde sınanmaktadır.13,14
CBAM kapsamındaki sektörlerde AB fiyatlarına yakın bir seviye, yani ton başına 75-80 avro civarı -serbest tahsisat oranlarındaki olası gelişmeler de dikkate alınmak kaydıyla- anlamlıdır. AB Emisyon Ticaret Sistemi’nde tahsisat fiyatları 2026’nın ilk dört ayında ton başına 62-91 avro bandında dalgalanmıştır.15 CBAM kapsamı dışında kalan ancak Avrupalı alıcıların düşük karbon beklentisiyle karşılaşan sektörlerde, başlangıç için daha mütevazı bir gölge fiyat seçilmesi önerilmektedir. Yine de seçilen düzeyin iklim hedefleriyle uyumlu bir patikadan kopmaması beklenmektedir. Joseph Stiglitz ile Nicholas Stern’in eş başkanlığını yürüttüğü Yüksek Düzeyli Karbon Fiyatları Komisyonu, Paris Anlaşması’nın hedefleriyle tutarlı bir patikanın 2030’a doğru ton başına 50-100 dolarlık bir karbon fiyatı gerektirdiğini ortaya koymuştur.16 Her durumda bu aralıkların şirketin kendi azaltım maliyetlerine ve risk profiline göre netleştirilmesi gerekmektedir. İçsel karbon fiyatını yalnızca bugünün düşük efektif maliyetine göre belirlemek, karbonu olduğundan ucuz göstermek anlamına gelecektir.
İçsel karbon fiyatını yıllardır uygulayan şirketler bu fiyatı çoğu zaman güncel piyasa fiyatının üzerinde tutmaktadır. Bento ve Gianfrate’nin 2020 yılında Energy Policy’de yayımlanan “Determinants of Internal Carbon Pricing” başlıklı araştırması bahse konu eğilimi açıkça doğrulamaktadır.17 Bunun başlıca iki nedeni vardır. İlki, enerji kullanımına binen örtük vergiler de eklendiğinde karbonun efektif maliyetinin zaten açık piyasa fiyatının üzerinde olmasıdır. İkincisi ve daha belirleyici olanı, şirketlerin karbon fiyatının yatırım ömrü boyunca yükseleceğini öngörmesi ve fiyatı bugünden yüksek tutarak buna hazırlanmasıdır. Aynı araştırma, yöntemin en çok enerji ve altyapı hizmetleri sektörlerinde kullanıldığını ortaya koymaktadır. Çünkü bu sektörlerde onlarca yıl hizmet verecek varlıklara yatırım yapılmaktadır. Bu yüzden tek bir güncel rakam yerine düzenli aralıklarla gözden geçirilen bir fiyat bandı kullanmak daha sağlıklıdır. Karbon fiyatlandırmasının kapsamı küresel ölçekte de genişlemektedir. Dünya Bankası’nın “State and Trends of Carbon Pricing 2026” raporuna göre doğrudan karbon fiyatlandırması bugün 87 uygulama aracılığıyla küresel sera gazı emisyonlarının yüzde 29’unu kapsamaktadır.18
Türkiye’de Şirketler İçin Yol Haritası
CBAM kapsamındaki sektörlerde içsel karbon fiyatının büyük yatırım kararlarına ve enerji tedarik stratejisine gecikmeden entegre edilmesi öncelik taşımaktadır. Tekstil ve hazır giyim ihracatçıları CBAM kapsamında değildir, ancak Avrupalı alıcıları değer zincirlerindeki emisyonlar için onlardan da düşük karbonlu üretim talep edilmektedir. İç pazara dönük şirketler ve KOBİ’ler için ise başlangıç adımlarının çok daha sade olması önerilmektedir. Karmaşık bir içsel ücret sistemi kurmak yerine, yalnızca büyük yatırım kararlarında bir gölge fiyat kullanmak ilk aşama için yeterlidir.
Şirket hangi konumda olursa olsun, izlenecek yol benzer adımlardan oluşmaktadır. Öncelikle Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonları netleştirilmelidir. Zira ölçülmeyen bir kalem fiyatlanamaz. CBAM kapsamındaki üreticilerde kurumsal envanterin yanına ürün düzeyinde gömülü emisyon hesabının da eklenmesi gerekmektedir. Ardından karbon yoğunluğu yüksek bir yatırım alanı pilot uygulama için seçilmelidir. Burada yatırım maliyeti iki kez hesaplanacaktır: bir kez içsel karbon ücreti dahil edilmeden, bir kez de dahil edilerek. Böylece karbonun karar üzerindeki etkisi açıkça görülecektir. Fiyat seviyesi tek bir kişinin değil; mali işler, operasyon, sürdürülebilirlik ve ilgili diğer iş birimlerinin birlikte belirleyeceği bir karardır. Son aşamada yatırıma karar verecek heyet, kurul ya da komitenin standart değerlendirme formatına karbon için ayrı bir satır eklenmesi gerekecektir. Uygulama bir defalık deneme olmaktan çıkarılıp karar sürecinin kalıcı parçası kılınmalıdır. Ayrıca, hem fiyat seviyesi hem de uygulama kapsamı yılda en az bir kez gözden geçirilmelidir.
Fiyatın hiçbir kararı değiştirmeyecek kadar düşük belirlenmesi ya da büyük projelere kolayca istisna tanınması en sık yapılan hatalardır. İçsel fiyat, istisnaların hangi durumda ve kimin onayıyla mümkün olacağı baştan tanımlanmazsa, kendisine en çok ihtiyaç duyulan kararlarda sessizce devre dışı kalacaktır, ki risk yönetimi ve stratejik karar alma fonksiyonları açısından bu istenmeyen bir körlüktür.
Sonuç
İçsel karbon fiyatlaması sihirli bir çözüm değildir. Ama doğru bir fiyat seviyesiyle kurulup kararların içine yedirildiğinde, sürdürülebilirlik ya da fizibilite raporunun arka sayfalarındaki sıradan bir gösterge olmaktan çıkacak ve sermaye tahsisini yönlendiren bir yönetim aracına dönüşecektir.
Hatırlanacağı üzere, yazının başında finansal analizlerin görmekte zorlandığı yeşil kuğudan, yani gerçekleşeceği neredeyse kesin olan iklim riskinden söz edilmiştir. Riski görünmez kılan kötü niyet değil, geçmişe bakan değerlendirme araçlarının kaçınılmaz sınırlılığıdır. İçsel karbon fiyatı bu sınırlılığı izale eden bir enstrümandır. Karbon maliyeti bugünden karar masasına taşındığında, risk ansızın gelen bir darbe olmaktan çıkacaktır. Belirsiz bir riski, üzerinde karar verilebilecek bir değere dönüştürmek, onu yönetmenin ilk adımıdır. Karbonun maliyetini bugün görmezden gelen bir şirket, yarının atıl varlık riskini satın almaktadır. İçsel karbon fiyatlaması, tam da bu nedenle bir sürdürülebilirlik aracı olmaktan çok bir sermaye tahsisi disiplinidir.
Dipnotlar:
1) Bolton, P., Després, M., Pereira da Silva, L. A., Samama, F. ve Svartzman, R. (2020). The green swan: Central banking and financial stability in the age of climate change. Bank for International Settlements. Şu adresten erişilebilir: https://www.bis.org/publ/othp31.pdf. Son erişim tarihi: Haziran 2026.
2) European Commission. (2025). Call for evidence for an initiative (without an impact assessment): CBAM implementation (Ref. Ares(2025)6962931). Directorate-General for Taxation and Customs Union, Units C2 and C5. Şu adresten erişilebilir: https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/HTML/?uri=PI_COM%3AAres%282025%296962931. Son erişim tarihi: Haziran 2026.
3) European Parliament ve Council of the European Union. (2023). Directive (EU) 2023/959 of the European Parliament and of the Council of 10 May 2023 amending Directive 2003/87/EC. Official Journal of the European Union, L 130. Şu adresten erişilebilir: http://data.europa.eu/eli/dir/2023/959/oj. Son erişim tarihi: Haziran 2026.
4) Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı. (t.y.). Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliği Taslağı. Şu adresten erişilebilir: https://iklim.gov.tr/db/turkce/icerikler/files/TR-ETS%20Yonetmelik%20Taslagi%20(Temiz%20versiyon)(1).docx. Son erişim tarihi: Haziran 2026.
5) European Commission. (2023). ESRS E1 Climate change. Commission Delegated Regulation (EU) 2023/2772 içinde. Official Journal of the European Union. Şu adresten erişilebilir: https://eur-lex.europa.eu/eli/reg_del/2023/2772/oj. Son erişim tarihi: Haziran 2026.
6) IFRS Foundation. (2023). IFRS S2 Climate-related disclosures. International Sustainability Standards Board. Şu adresten erişilebilir: https://www.ifrs.org/issued-standards/ifrs-sustainability-standards-navigator/ifrs-s2-climate-related-disclosures/. Son erişim tarihi: Haziran 2026.
7) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu. (2023, 29 Aralık). Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları: TSRS 2. Resmî Gazete, 32414, 1. Mükerrer. Şu adresten erişilebilir: https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2023/12/20231229M1-10.pdf. Son erişim tarihi: Haziran 2026.
8) Carney, M. (2015, 29 Eylül). Breaking the tragedy of the horizon: Climate change and financial stability. Bank of England, Lloyd’s of London, Londra. Şu adresten erişilebilir: https://www.bankofengland.co.uk/-/media/boe/files/speech/2015/breaking-the-tragedy-of-the-horizon-climate-change-and-financial-stability.pdf. Son erişim tarihi: Haziran 2026.
9) World Steel Association. (2025). Climate change and the production of iron and steel. Şu adresten erişilebilir: https://worldsteel.org/climate-action/climate-change-and-the-production-of-iron-and-steel/. Son erişim tarihi: Haziran 2026.
10) European Commission, 2025, a.g.k.
11) Microsoft. (2022, 24 Mart). How Microsoft is using an internal carbon fee to reach its carbon negative goal. Microsoft Industry Blogs. Şu adresten erişilebilir: https://www.microsoft.com/en-us/industry/blog/sustainability/2022/03/24/how-microsoft-is-using-an-internal-carbon-fee-to-reach-its-carbon-negative-goal/. Son erişim tarihi: Haziran 2026.
12) Arçelik. (t.y.). Karbon fiyatlandırması. Arçelik Global. Şu adresten erişilebilir: https://www.arcelikglobal.com/tr/surdurulebilirlik/intouch/areas/karbon-fiyatlandirmasi/. Son erişim tarihi: Haziran 2026.
13) Kwan, J., Amorim, I., Gowrishankar, V., von Koeller, E., Kouvela, A. ve Coad, L. (2025, 29 Eylül). Integrating climate with financials: Internal carbon pricing. World Business Council for Sustainable Development. Şu adresten erişilebilir: https://www.wbcsd.org/news/integrating-climate-with-financials-internal-carbon-pricing/. Son erişim tarihi: Haziran 2026.
14) Field, B., Coad, L. ve Johnstone, I. (2025, 11 Eylül). Guidelines for setting a net zero-aligned internal carbon price. Patch, Boston Consulting Group ve Oxford Net Zero. Şu adresten erişilebilir: https://netzeroclimate.org/publications/guidelines-for-setting-a-net-zero-aligned-internal-carbon-price/. Son erişim tarihi: Haziran 2026.
15) World Bank. (2026). State and trends of carbon pricing 2026. Washington, D.C. Şu adresten erişilebilir: https://doi.org/10.1596/978-1-4648-2348-0. Son erişim tarihi: Haziran 2026.
16) High-Level Commission on Carbon Prices. (2017). Report of the High-Level Commission on Carbon Prices. Carbon Pricing Leadership Coalition. Şu adresten erişilebilir: https://openknowledge.worldbank.org/entities/publication/f1439afb-82a8-5a92-b95f-0f224da85169. Son erişim tarihi: Haziran 2026.
17) Bento, N. ve Gianfrate, G. (2020). Determinants of internal carbon pricing. Energy Policy, 143, 111499. Şu adresten erişilebilir: https://doi.org/10.1016/j.enpol.2020.111499. Son erişim tarihi: Haziran 2026.
18) World Bank, a.g.e.

