Escarus

Yeni Bir İş Modeli Olarak Kurumsal Sürdürülebilirlik Özen Yükümlülüğü

Paylaşım TarihiAralık 29, 2025

2025 yılının Temmuz ayında yürürlüğe giren İklim Kanunu, yakın zamanda pilot uygulamasının devreye alınması planlanan ulusal Emisyon Ticaret Sistemi (ETS), 2023’te Avrupa Birliği (AB) tarafından hayata geçirilen ve Türkiye’yi de yakından etkileyen Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) gibi daha ziyade sera gazı emisyonlarını odağına alan gelişmeler Türkiye’nin önemli gündem maddeleri arasında yer almaktadır. Özellikle son aylarda AB gündemini meşgul eden ve hem ülkelerin hem de kurumların giderek daha fazla dikkatini çeken bir diğer başlık ise üzerinde ayrıca durulmayı gerektirmektedir: Kurumsal Sürdürülebilirlik Özen Yükümlülüğü Direktifi (Corporate Sustainability Due Diligence Directive – CSDDD veya CS3D). 

Bu yazıda, Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın (AYM) temel hedeflerinden biri olan adil geçişin mümkün kılınabilmesi için şirketlerin mevcut durum analizlerinde iklim değişikliği ve çevre boyutunun ötesine geçerek sosyal konuların da denkleme dahil edildiği, yani sürdürülebilirlik kavramının daha bütüncül bir bakış açısıyla ele alındığı CSDDD açıklanmaktadır. Yakın gelecekte kendisine sıkça atıf yapılacak olan CSDDD’nin gerekçesi, tarihçesi, amaç ve kapsamı ile raporlama gerekliliklerinin yanında olası etkiler ve güncel gelişmeler; halihazırda yürürlükte olan Direktif versiyonu üzerinden aktarılmaktadır. Ayrıca yazının ilerleyen bölümlerinde, 9 Aralık 2025 tarihinde geçici uzlaşıya varılan hususlara da değinilmektedir. 

CSDDD’nin Arka Planı

İnsan haklarına ve çevreye saygı gösterme sorumluluğu; faaliyet bölgeleri, büyüklükleri ve hizmet alanlarından bağımsız olarak tüm şirketlerden beklenen evrensel bir yönetim gerekliliği haline gelmiştir. Nitekim uluslararası kuruluşlar tarafından yayımlananlar başta olmak üzere, şirketlerin bu alandaki görev ve sorumluluklarını belirleyen birçok çalışma bulunmaktadır. Birleşmiş Milletler “İş Dünyası ve İnsan Haklarına Dair Rehber İlkeleri”, “OECD Sorumlu İş Davranışı Durum Tespiti Kılavuzu” ve “ILO Çokuluslu İşletmeler ve Sosyal Politikaya İlişkin İlkeler Üçlü Bildirgesi”, şirketlerin insan hakları ve çevre kapsamındaki sorumluluklarının altını çizen başlıca belgelerdir.

Ekonomik büyüme ve toplumsal ilerleme için şirketlerin faaliyetleri adeta bir ön şart niteliğindedir, ne var ki bunlar kimi zaman çeşitli çevresel ve sosyal sorunlara zemin hazırlama potansiyeline de sahiptir. Sürdürülebilirlik kavramının popülerleşmesiyle şirketlerin toplum ve çevreye olan sorumlulukları her geçen gün ulusal ve uluslararası gündemde daha fazla yer almakta, son yıllarda devletler de bu kapsamda daha belirgin adımlar atmaktadır. Fransa’daki “Duty of Vigilance (Özen Sorumluluğu) Yasası (2017)” ve Hollanda’daki “Çocuk İşçiliği Durum Tespiti Yasası (2019)” şirketlerin insan haklarına dair durum tespiti yapmalarını zorunlu kılacak düzenlemelere örnek teşkil etmektedir. Son birkaç yıldır yatırımcıların konuyu ciddiyetle ele almaları neticesinde büyük şirketler de bu tür yasaların lehine açıklamalarda bulunmaya başlamışlardır. 

Avrupa Parlamentosu ve AB Konseyi’nin yanı sıra sivil toplum ve şirketler de eylem çağrısında bulunmuş, durum tespitine ilişkin çalışmaya ve 2021 açık kamuoyu istişaresine katılan şirketlerin yaklaşık %70’i, insan hakları ve çevresel etkiler konusunda uyumlaştırılmış bir AB yasal çerçevesinin gerekli olduğu konusunda hemfikir olmuştur. Ayrıca, 2020’de yapılan bir tüketici anketine göre yaklaşık 10 katılımcıdan 8’i sürdürülebilirliğin kendileri için önemli olduğunu belirtmiştir.1

Bu doğrultuda, 23 Şubat 2022’de Avrupa Komisyonu, Avrupa Parlamentosu’na ve AB Konseyi’ne kurumsal sürdürülebilirlikte durum tespitine ilişkin “Kurumsal Sürdürülebilirlik Özen Yükümlülüğü Direktifi” teklifini sunmuştur. 1 Aralık 2022’de genel yaklaşım AB Konseyi tarafından benimsenmiş, 1 Haziran 2023’te ise CSDDD taslağı Avrupa Parlamentosu tarafından kabul edilmiştir. Müzakerelerin ardından 5 Temmuz 2024’te CSDDD (Direktif 2024/1760) Avrupa Birliği Resmî Gazetesi’nde yayımlanmış ve Direktif 25 Temmuz 2024’te yürürlüğe girmiştir. 

Amaç, Kapsam ve Raporlama Gereklilikleri2

CSDDD; adil geçişe katkıda bulunacak şekilde, şirketlerin kendi operasyonlarındaki, bağlı ortaklıklarındaki ve değer zincirleriyle ilgili olduğu durumlarda iş ortaklarındaki olumsuz insan hakları etkileri (çocuk işçiliği gibi) ile çevresel etkileri (kirlilik gibi) belirleyip ele almaları için kurumsal bir durum tespiti yapılması yükümlülüğünü ve yükümlülüklerin ihlaline yönelik sorumlulukları ortaya koymaktadır. Buna ek olarak, Paris Anlaşması’nın küresel ısınmayı 1,5°C ile sınırlandırma ve AB’nin 2050 iklim nötr olma hedefiyle uyumlu olacak şekilde büyük şirketlerin bir geçiş planı benimseyerek uygulamaya koymalarını zorunlu kılmaktadır.

Aşağıdaki koşulların birbirini takip eden iki mali yılda aşılması durumunda raporlama zorunluluğu ortaya çıkmaktadır.

    • AB merkezli şirketler (Yaklaşık 6000 şirket): 
      • 1.000’den fazla çalışanı olan ve dünya çapında net cirosu 450 milyon Euro’yu aşan limited şirketler ve ortaklıklar (herhangi bir sektörde faaliyet gösteren)
      • Yukarıda belirtilen eşiklere ulaşmamış olsa da yıllık konsolide finansal tablolarda bu eşiklere ulaşan bir grubun/holdingin ana şirketi/şirketleri
      • Bağımsız üçüncü taraf şirketlerle telif hakları karşılığında Birlik içinde franchising veya lisans anlaşmaları yapmış veya bu anlaşmalara giren bir grubun/holdingin grup şirketi olan şirketler (Bu anlaşmaların ortak bir kimlik, ortak bir iş konsepti ve tek tip iş yöntemlerinin uygulanmasını sağlaması ve yıllık mali tabloların kabul edildiği veya kabul edilmesi gereken son mali yılda bu telif ücretlerinin 22.500.000 Euro’dan fazla olması ve şirketin, son mali yılda dünya çapında 80 milyon Euro’dan fazla net cirosu olması halinde)
    • AB dışı şirketler (Yaklaşık 900 şirket): 
      • AB’deki net cirosu 450 milyon Euro’yu aşan şirketler (herhangi bir sektörde faaliyet gösteren)
      • Yukarıda belirtilen eşiklere ulaşmamış olsa da yıllık konsolide finansal tablolarda bu eşiklere ulaşan bir grubun/holdingin ana şirketi/şirketleri
      • Bağımsız üçüncü taraf şirketlerle telif hakları karşılığında Birlik içinde franchising veya lisans anlaşmaları yapmış veya bu anlaşmalara giren bir grubun/holdingin grup şirketi olan şirketler (Bu anlaşmaların ortak bir kimlik, ortak bir iş konsepti ve tek tip iş yöntemlerinin uygulanmasını sağlaması ve yıllık mali tabloların kabul edildiği veya kabul edilmesi gereken son mali yılda bu telif ücretlerinin 22.500.000 Euro’dan fazla olması ve şirketin, son mali yılda dünya çapında 80 milyon Euro’dan fazla net cirosu olması halinde)

Mikro şirketler ve KOBİ’ler CSDDD kapsamında yer almamakla beraber, kapsamdaki daha büyük şirketlerin değer zincirinde/zincirlerinde bulunmaları sebebiyle düzenlemeden doğrudan veya dolaylı iş ortağı olarak etkilenebilmektedirler. Bu nedenle, gerçekleşen veya potansiyel olumsuz etkiler hakkında bilgi toplama, paylaşma ve ilgili şirketin kapsam dahilindeki yükümlülükleri doğrultusunda söz konusu etkilerin ele alınması yönünde taleplerle karşılaşmaları olası görülmektedir. Bunun yanında CSDDD, KOBİ’leri korumak ve maruz kalınabilecek yükleri en aza indirmek için KOBİ’leri desteklemeyi amaçlayan hükümler içermektedir. Örneğin, kapsam dahilindeki şirketlerin bilgi taleplerini, etkilerin ortaya çıkma ihtimalinin en yüksek olduğu faaliyet zinciri seviyesindeki iş ortaklarına yönlendirmeleri gerekmektedir. Ayrıca, satın alma uygulamalarını -olumsuz etkilere katkıda bulunduğu durumlarda- uyarlamaları, faaliyet zincirlerine yatırım yapmaları, kapasite geliştirmeleri ve belirli koşullar altında KOBİ ortaklarına -mali veya mali olmayan- destek sağlamaları beklenmektedir. 

Direktif kapsamına giren konular üç ana başlık etrafında şekillenmektedir: insan hakları, çevresel etkiler ve faaliyetler. 

  • İnsan Hakları: Direktif, Ek’te listelenen uluslararası insan hakları ve çalışma sözleşmelerinde yer alan belirli insan haklarını (yaşam hakkı, güvenlik hakkı, düşünce özgürlüğü veya çocuk işçiliğinin yasaklanması vb.) kapsamaktadır. İlgili hususlar Direktif Eki’nde belirtilmektedir. İlgili sözleşmelerin listesi, Birleşmiş Milletler İş Dünyası ve İnsan Haklarına İlişkin Yol Gösterici İlkeler’de atıfta bulunulan sözleşmelere dayanmakta olup uluslararası düzeyde tanınan insan hakları standartlarını yansıtmaktadır.
  • Çevresel Etkiler: Direktif’in kapsadığı olumsuz çevresel etkiler, Ek’te listelenen çok taraflı sözleşmelerde belirtilen yükümlülüklere ve yasaklara dayanmaktadır; örneğin gemilerden kaynaklanan kirliliği önleme yükümlülüğü, biyolojik çeşitlilik üzerindeki olumsuz etkilerden kaçınma veya en aza indirme yükümlülüğü. Listede yer alan sözleşmeler dünya çapında birçok ülke tarafından onaylanmıştır. Listeye, gereklilikleri kesin ve açık olan, taraf devletlerin ek önlemler almasına gerek kalmadan uygulanabilecek çevre sözleşmeleri dahil edilmiştir. Ayrıca, insan haklarına zarar veren veya insan refahına katkıda bulunan ekosistem hizmetlerini önemli ölçüde etkileyen zararlı toprak değişikliği, su veya hava kirliliği, zararlı emisyonlar, aşırı su tüketimi, toprağın bozulması ve doğal kaynaklar üzerindeki diğer etkiler gibi ölçülebilir her türlü çevresel bozulma Direktif’te kapsanmaktadır.
  • Faaliyetler: Kapsam, uluslararası durum tespiti çerçevelerinin benimsediği yaklaşımla tutarlı olacak şekilde, belirli bir ürün veya hizmetle sınırlı olmayıp şirketlerin faaliyet gösterdiği konuma veya iş ortaklarının nerede bulunduğuna bağlı değildir. Direktif’te belirtilen “faaliyet (değer) zinciri” kavramı hem yukarı hem de aşağı yönlü faaliyetleri kapsamaktadır.3

Özen yükümlülüğü (durum tespiti) süreci, OECD Sorumlu İş Davranışı İçin Durum Tespiti Kılavuzu tarafından tanımlanan altı adımı kapsamaktadır:

    1. Durum tespitinin politikalara ve yönetim sistemlerine entegre edilmesi,
    2. Olumsuz insan hakları etkileri ile çevresel etkilerin belirlenmesi ve değerlendirilmesi,
    3. Mevcut ve potansiyel olumsuz etkilerin önlenmesi, durdurulması veya en aza indirilmesi,
    4. Tedbirlerin etkinliğinin değerlendirilmesi,
    5. Etkili iletişim kurulması,
    6. İyileştirme sağlanması.

Raporlama gerekliliklerinde risk temelli bir yaklaşım izlenmekte, etkileri belirleme yükümlülüğünün bir parçası olarak ilgili risk faktörleri çerçevesinde uygun önlemlerin alınması beklenmektedir. Bu önlemler; olumsuz etkilerin ortaya çıkma ihtimalinin en yüksek olduğu ve en şiddetli olacağı genel alanları belirlemek amacıyla şirketlerin kendi operasyonlarının, bağlı kuruluşlarının ve faaliyet zincirleriyle ilgili olduğu durumlarda iş ortaklarının operasyonlarının haritasının çıkarılmasını gerektirmektedir. 

Direktif’te ayrıca iş ortağından sözleşmeye dayalı güvenceler temin edilmesi, faaliyet zincirleri dahil olmak üzere finans gerektiren veya gerektirmeyen yatırımların yapılması, icap ettiğinde  KOBİ sınıfındaki iş ortaklarına destek (kapasite geliştirme gibi) sağlanması gibi ilave önlemlerin alınması zorunluluğuna vurgu yapılmaktadır.4

Direktif’te yer alan bir diğer husus da iklim değişikliğinin azaltımına yönelik geçiş planlarının oluşturulmasıdır. Bu çerçevede şirketlerden beklenenler şunlardır:

    • Paris Anlaşması ve AB hedefleriyle uyumlu bir geçiş planının benimsenmesi ve yürürlüğe konulması
    • 2030 için ve 2050’ye kadar beş yıllık aralıklarla, kesin bilimsel kanıtlara dayalı olarak zamana bağlı hedefler belirlenmesi ve uygun olduğu durumlarda her önemli kategori özelinde Kapsam 1, 2 ve 3 sera gazı emisyonları için mutlak emisyon azaltım hedefleri belirlenmesi
    • Karbonsuzlaştırma seçeneklerinin belirlenmesi ve mümkün olması halinde şirketin ürün ve hizmet portföyünde değişiklikler ve yeni teknolojilerin benimsenmesi dahil, hedeflere ulaşılması için temel adımların uygulanması

CSDDD ve Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi (CSRD)

CSDDD; Ormansızlaştırma Yönetmeliği, AB Çatışma Mineralleri Yönetmeliği, AB Piller Yönetmeliği veya Zorla Çalıştırma Yönetmeliği gibi insan haklarını ve çevreyi korumayı amaçlayan diğer güncel AB mevzuatını tamamlamaktadır. Bu düzenlemelerdeki yükümlülükler genellikle sektöre, ürüne veya konuya göre şekillense ve kapsamlar farklılık gösterebilse de CSDDD, -ilk etapta çok büyük- AB içi ve dışı şirketler için sürdürülebilirlik özen yükümlülüğüne dair genel bir yatay çerçeve oluşturmakta, AB çapında tek tip bir standart belirlemektedir. CSDDD ayrıca AB taksonomisinin bazı kriterleriyle de benzerlik göstermektedir.

Birbirleriyle oldukça yakından bağlantılı olan CSDDD ve CSRD, değer zincirinin sürdürülebilirliğini ve şeffaflığını artırma çabaları açısından birbirini tamamlayıcı niteliktedir. Her iki düzenleme de OECD ve Birleşmiş Milletler (BM) kılavuzları ile tutarlıdır. CSDDD, CSRD ile birlikte okunduğunda daha bütüncül bir anlam kazanmaktadır. CSRD sosyal ve çevresel etkiler ile risklerle fırsatların raporlanması ve açıklanmasına odaklanırken; CSDDD, bu risk ve etkilerin nasıl yönetileceğine ilişkin eylem odaklı yükümlülükler getirmektedir. Ancak, uygulama kapsamı açısından -en azından bu aşamada- CSDDD daha az sayıda şirketi içermektedir. 

CSDDD uyarınca, CSRD kapsamında geçiş planı yayımlayan şirketler için “benimseme” yükümlülüğünün yerine getirilmiş olduğu kabul edilmektedir.

Önemli Tarihler

AB üyesi devletlerin Direktif’i ulusal kanunlarına aktarmaları için 26 Temmuz 2026 tarihine kadar süreleri bulunmaktadır. AB’de faaliyet gösteren şirketler için kademeli geçiş süreci aşağıdaki gibidir.

    • 26 Temmuz 2027 tarihinden itibaren, ortalama 5.000’den fazla çalışanı olan ve dünya çapında yıllık 1,5 milyar Euro’dan fazla net ciro elde eden şirketler
    • 26 Temmuz 2028’den itibaren, ortalama 3.000’den fazla çalışanı bulunan ve dünya çapında yıllık 900 milyon Euro’dan fazla net ciro elde eden şirketler

AB dışında faaliyet gösteren şirketler için kademeli geçiş süreci aşağıdaki gibidir.

    • 26 Temmuz 2027’den itibaren, Birlik içinde yıllık 1,5 milyar Euro’dan fazla net ciro elde eden şirketler
    • 26 Temmuz 2028’den itibaren, Birlik içinde yıllık 900 milyon Euro’dan fazla net ciro elde eden şirketler 

26 Temmuz 2029’dan itibaren yukarıda tanımlananların dışında kalan şirketler de kapsama dahil olacaktır.

26 Ocak 2027 tarihine kadar, değerlendirmenin nasıl yapılacağı ile bilgi ve veri kaynaklarına yönelik kılavuzların yayımlanması öngörülmektedir. 26 Temmuz 2027 tarihine kadar ise geçiş planı, bilgi ve kaynak paylaşımı, paydaş etkileşimi gibi konulara yönelik rehber dokümanlar yayımlanacaktır.

Avrupa Komisyonu’nun 26 Temmuz 2030 tarihine kadar ve bundan sonra her üç yılda bir CSDDD’nin uygulanması ve -özellikle olumsuz etkilerin ele alınması olmak üzere- hedeflere ulaşmadaki etkinlik hakkında Avrupa Parlamentosu’na ve AB Konseyi’ne bir rapor sunması kararlaştırılmıştır. Uygun olması halinde rapora bir mevzuat teklifi de eklenecektir (KOBİ’ler üzerindeki etkiler, kapsanan şirketler, kriterler, tanımlar vb. hakkında).

Omnibus Paketi ve Güncel Gelişmeler

2025 yılının başlarında Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Paris Anlaşması’ndan çekilmesiyle beraber Avrupa’da da bazı ülkelerin yükümlülüklerin ertelenmesi veya hafifletilmesi yönünde talepleri gündeme gelmiştir. Örneğin; Fransa hükümeti şirketler -özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler- için bürokratik yüklerin azaltılmasına ve uyumluluk yükümlülüklerinin basitleştirilmesine yardımcı olmak amacıyla, sürdürülebilirlikle ilgili bazı düzenlemelerde uygulamanın ertelenmesi ve kapsamda revizyonlar yapılması yönünde çağrıda bulunmuştur. Benzer şekilde Almanya hükümeti, özellikle küçük şirketler için CSRD raporlama yükümlülüklerinin 2 yıl ertelenmesi ve sektöre özel raporlama gerekliliklerinin ortadan kaldırılması da dahil olmak üzere önemli değişikliklerin hayata geçirilmesi için baskı yapmıştır.

Bu gelişmelerin sonucunda, 29 Ocak 2025’te yapılan bir açıklama ile rekabet gücünü yeniden kazanmak ve sürdürülebilir refahı güvence altına almak için bir AB Pusulası sunulmuştur.5 26 Şubat 2025’te ise SKDM ve AB taksonomisi dahil olmak üzere, bazı düzenlemeleri basitleştirmeye yönelik Omnibus Paketi açıklanmıştır. Söz konusu paket ile düzenlemelerin fazlalaşmasına bağlı olarak şirketlerin karşı karşıya kaldığı yüklerin ve engellerin hafifletilmesi hedeflenmiştir. AB’nin politika hedeflerinin daha maliyet etkin bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlayacak paket ile idari yüklerde en az %25 (KOBİ’ler için %35) azalma sağlanacağı öngörülmektedir.6

Şubat ayından bu yana süregelen müzakereler neticesinde, 9 Aralık 2025’te “basitleştirme” önerilerinde Avrupa Parlamentosu ve AB Konseyi arasında geçici uzlaşı sağlanmıştır. Pakette yer alan değişiklik önerilerinden öne çıkan konular şunlardır:7

    • Raporlama zorunluluğu, en az 5.000 çalışanı ve 1,5 milyar Euro net cirosu olan şirketler için geçerli olacaktır. AB dışı ülkelerdeki şirketler için geçerli net ciro eşiği de AB’deki ile aynı olacaktır. Bu büyüklükteki şirketlerin hem gerekli kaynaklara sahip hem de değer zincirleri üzerinde en yüksek etkiye sahip olduğu, dolayısıyla durum tespiti (due diligence) süreçlerinin maliyetlerini daha kolay karşılayabilecekleri değerlendirilmiştir.
    • Tespit edilen olumsuz etkilerin detaylı değerlendirmesinde Komisyon’un teklifindeki gibi değer zincirinin tamamı kapsanmaya devam edecektir. Ancak, şirketlerin faaliyet zincirlerinde gerçekleşen veya olası olumsuz etkilerin en yüksek olduğu alanlara odaklanması öngörülmektedir. Ayrıca, birden fazla alanda benzer düzeyde risk veya etkinin söz konusu olması halinde şirketlere doğrudan iş ortaklarının önceliklendirilmesi esnekliği tanınmaktadır.
    • Tüm değer zincirini kapsayan ayrıntılı bir haritalama yapma zorunluluğu yerine daha genel bir kapsam belirleme çalışması yeterli görülmektedir. Makul ölçüde erişilebilir bilgiler temelinde değerlendirme yapılması, böylelikle küçük ölçekli iş ortakları üzerindeki bilgi talebi baskısının azaltılması amaçlanmaktadır.
    • İdari yükü azaltmak gerekçesiyle, iklim değişikliği ile mücadele kapsamında bir iklim geçiş planı benimsenmesi yükümlülüğü tamamen kaldırılmaktadır.
    • Şirketlere uygulanabilecek idari para cezaları için üst sınır küresel net cironun %5’i yerine %3’ü olarak belirlenmiştir. Bu konuda detaylı uygulama rehberlerinin Avrupa Komisyonu tarafından yayımlanması öngörülmektedir.
    • CSDDD’nin ülkelerin ulusal mevzuatına aktarılması için tanınan süre bir yıl ertelenerek 26 Temmuz 2028 tarihine çekilecektir. 
    • Kademeli geçiş yerine tüm şirketlerin yükümlülüklere tek tarihte -26 Temmuz 2029 itibarıyla- uyum sağlaması gerekecektir.

Sonraki adımda nihai metnin AB Konseyi tarafından resmen onaylanması ve Direktif’in AB Resmi Gazetesi’nde yayımlanmasından 20 gün sonra yürürlüğe girmesi beklenmektedir. Omnibus Paketi ile birlikte CSDDD’nin temel hedeflerinden geri adım atılmamakla birlikte, yükümlülüklerin daha belirgin biçimde büyük ölçekli şirketlere odaklanması ve uygulama sürecinin daha yönetilebilir hale getirilmesi amaçlanmaktadır. Bu yaklaşım, düzenleyici çerçevenin zayıflatılmasından ziyade, şirketlerin uyum kapasitesinin ve rekabetçilik kaygılarının dikkate alındığı bir yeniden ayarlama olarak değerlendirilmektedir.

Dünyada ve Türkiye’de Beklenen Yansımalar

Bugüne kadar büyük ölçüde gönüllü taahhütler, iyi uygulama örnekleri veya raporlama yükümlülükleri üzerinden ilerleyen sürdürülebilirlik yaklaşımı; CSDDD ile birlikte şirketlerin yönetişim yapıları, risk yönetimi süreçleri ve değer zinciri ilişkileri üzerinde doğrudan etkisi olan hukuki bir çerçeveye dönüşmektedir. Bu durum; şirketlerin, insan haklarının ve çevresel etkilerin iş stratejilerine nasıl entegre edileceğini, kurumsal sorumluluk anlayışının hangi araçlarla hayata geçirileceğini ve uzun vadeli dayanıklılığın nasıl sağlanacağını yeniden tanımlayan yapısal bir dönüşüme girmesini kaçınılmaz kılmaktadır.

Öte yandan mevzuata uyum sağlamak için şirketler, durum tespiti süreç ve prosedürlerinin oluşturulup işletilmesiyle ilgili geçiş maliyetlerine maruz kalabilecektir. Ayrıca, gerektiğinde değer zincirlerinde yer alan iş ortaklarını da kendi özen yükümlülüklerine uyarlamak için şirketlerin ilave harcama veya yatırımlar yapması gerekebilecektir. Bu noktada, özellikle sektör girişimleri aracılığıyla kaynak ve bilgi paylaşımı, yük paylaşımına da olanak tanıyacağından oldukça büyük öneme sahiptir. Etkin paydaş iletişimi; şirketlerin kaynaklarını bir havuzda toplamalarına, ortak hareket etmelerine ve böylece değer zincirleri genelinde anlamlı olumlu değişimleri etkilemek için güçlerini artırmalarına fırsat verecektir. Yine de şirketlerin nihai olarak kendi özen yükümlülüklerine uyumdan sorumlu olacağının unutulmaması önem taşımaktadır.  

Değer zincirlerinin tamamında sürdürülebilir uygulamaların yaygınlaştırılması şirketlerin rekabet gücünü giderek daha fazla etkilemektedir. Aynı zamanda yatırımcılar, yeni işletmelerin sürdürülebilirliğini her geçen gün daha çok göz önünde bulundurmaktadır. Bu durum, söz konusu mevzuatın şirketlerin rekabetçiliğini olumsuz etkileyebileceği tartışmalarını gündeme getirmektedir. Bununla beraber Direktif, şirketlerin üzerindeki yüklerin sınırlandırılmasının yanı sıra, AB üyesi devletlerin kamu alımlarında ve imtiyaz sözleşmelerinde ihale kriterlerinin bir parçası olarak CSDDD performansının dikkate alınabileceğini ifade etmektedir. 

Bunlara ilave olarak, özellikle çok uluslu şirketlerin değer zincirlerinin küresel yapısı nedeniyle, CSDDD’nin dünya çapındaki şirketler için de yükümlülükler doğurması beklenmektedir. Örneğin; Türkiye’de faaliyet gösteren bir şirket doğrudan Direktif kapsamına girmese bile, kapsam dahilindeki bir AB işletmesinin değer zincirinin bir parçası olması halinde bu şirketten özen yükümlülüğünü yerine getirmesi beklenebilecektir. Bu durumda Türkiye’de yer alan şirket(ler)in de değer zincirlerini ve operasyonlarını olumsuz insan hakları ile çevresel etkiler açısından değerlendirmeleri gerekebilecektir. Bu bağlamda, Türkiye’deki herhangi bir ihracatçı şirketin mevcut politikaları ve uygulamaları ile CSDDD gereklilikleri arasında bir durum analizi yapması, özen yükümlülüğü gerekliliklerini karşılaması, riskleri yönetmek ve olumsuz etkileri azaltmak için bir strateji oluşturması, kendi değer zincirindeki iş ortaklarıyla olan sözleşmelerini gözden geçirmesi kritik öneme sahip olacaktır. Dolayısıyla, ilerleyen günlerde etkili şikâyet ve iyileştirme mekanizmaları oluşturulması, çevresel ve sosyal durum değerlendirmelerinin yapılması, sera gazı emisyonlarının raporlanması, iklim değişikliğiyle mücadele ve yeşil dönüşüme yönelik yol haritaları oluşturulması gibi adımlar Türkiye’deki şirketler için daha da önemli hale gelecektir.

Potansiyel geçiş zorluklarının yanında şirketlerin değer zincirlerindeki etkileri olabildiğince erken ele alarak verimlilik, finansal performans ve uzun vadeli dayanıklılıklarını artırmaları, risklerin fırsata dönüştürülmesinde kritik bir rol oynayacaktır. Nitekim CSDDD’nin yalnızca Avrupa değil, gelişmekte olan ülkeler için de olumlu etkiler yaratması beklenmektedir. Tesisler açısından ele alındığında, değer zincirinde yer alan şirketler için sürdürülebilir yatırım, kapasite geliştirme ve destek olanaklarının daha fazla aktöre ulaşması mümkün kılınacaktır. Küresel perspektiften bakıldığında ise insan hakları ve çevre daha iyi korunurken sürdürülebilirlikle ilgili uygulamalar artacak, uluslararası standartlar daha fazla kesim tarafından benimsenecek ve nihayetinde tüm insanlar için iyileştirilmiş yaşam koşulları oluşturulabilecektir. 

Sonuç olarak, Omnibus ile gündeme gelen ve muhtemelen resmi olarak kabul görecek değişiklik önerileri yalnızca bir erteleme değil; doğru kurgulanmış, sahaya inebilen ve kurumsal süreçlere entegre edilmiş durum tespiti mekanizmaları geliştirmek açısından önemli bir fırsat sunmaktadır. Tüm şirketler için aynı takvimin geçerli olması, rekabet dengelerini korurken “ilk hareket eden” olmanın risklerini de ortadan kaldırmaktadır. Bununla birlikte, takvimin ertelenmesi hususu yanıltıcı bir konfor alanı yaratmamalıdır. 2029 yılına yaklaşıldıkça kağıt üzerinde kalan politikalar değil; uygulamada gerçekten çalışan, ölçülebilir ve denetlenebilir durum tespiti mekanizmalarının hayata geçirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle şirketlerin, raporlamaya uyumu son ana bırakmak yerine bugünden stratejik ve operasyonel hazırlıklara başlaması kritik önem taşımaktadır.

Dipnotlar:

1) European Commission. (2022). Questions and Answers: Proposal for a Directive on corporate sustainability due diligence. Şu adresten erişilebilir: https://ec.europa.eu/commission/presscorner/detail/en/qanda_22_1146. Son erişim tarihi: Aralık 2025.

2) European Union. (2024). Directive (EU) 2024/1760 of the European Parliament and of the Council of 13 June 2024 on corporate sustainability due diligence and amending Directive (EU) 2019/1937 and Regulation (EU) 2023/2859. Şu adresten erişilebilir: https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=CELEX%3A02024L1760-20250417. Son erişim tarihi: Aralık 2025.

3) Yukarı yönlü faaliyetler; hammaddelerin, ürünlerin veya ürün parçalarının tasarlanması, çıkarılması, imalatı, nakliyesi, depolanması ve tedariki ile ürün veya hizmetin geliştirilmesi de dahil olmak üzere, şirket tarafından mal üretimi veya hizmet sağlanmasına ilişkin faaliyetleri ifade etmektedir. Aşağı yönlü faaliyetler ise ürünlerin dağıtımı, nakliyesi ve depolanması vb. ile ilgili faaliyetleri kapsamaktadır.

4) European Union, a.g.k.

5) European Commission. (2025). An EU Compass to regain competitiveness and secure sustainable prosperity. Şu adresten erişilebilir: https://ec.europa.eu/commission/presscorner/detail/en/ip_25_339. Son erişim tarihi: Aralık 2025.

6) European Commission. (2025). Questions and answers on simplification omnibus I and II. Şu adresten erişilebilir: https://ec.europa.eu/commission/presscorner/detail/en/qanda_25_615. Son erişim tarihi: Aralık 2025.

7) European Council. (2025). Council and Parliament strike a deal to simplify sustainability reporting and due diligence requirements and boost EU competitiveness. Şu adresten erişilebilir: https://www.consilium.europa.eu/en/press/press-releases/2025/12/09/council-and-parliament-strike-a-deal-to-simplify-sustainability-reporting-and-due-diligence-requirements-and-boost-eu-competitiveness/. Son erişim tarihi: Aralık 2025.

 

Esra Koç

Esra Koç